ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Bugün sitemizin Sağlık Bölümünde çıkan “Kadınlar neden daha az kalp krizi geçiriyorlar” başlıklı haber kadın yaratılmış olmanın avantajlarından birini daha gözler önüne seriyor. Erkeklerle eşit olma sevdaları olan kadınlara erkekliğin pek de matah bir şey olmadığını gösteren iyi bir örnek bu.

İngiliz bilim adamları, kadınların 50 yaşından önce erkeklere göre çok az kalp krizi geçirmelerinin sebebinin kadını kadın yapan östrojen hormonu olduğunu bildiriyorlar.

Menopozdan sonra östrojen yapımı azalınca, yani kadınlar o imrendikleri erkeklere benzemeye başladıklarında da kalp krizi riski artmaya başlıyor ve erkeklerin seviyesine geliyor.

Kadınlar erkeklerden farklı

Bu haberi sadece kadınları mutlu ettiği için değil, her iki cinsiyet arasında ilaç tedavileri bakımından çok önemli farklılıklar olduğunu hatırlatmama vesile olduğu için de sevdim.

Doktorlar hastalara ilaç yazarken iki şeye dikkat ederler. Biri hastanın yaşı diğeri de kilosudur. Hastanın cinsiyetine genelde hiç önem verilmez.

Birçok ilacın kadınlarda ve erkeklerde her zaman aynı etkiyi göstermedikleri yıllardan beri bilinmesine rağmen ilaç rehberlerinde ve prospektüslerde tavsiye edilen genellikle ‘erkek dozu’ dur. Çünkü yeni ilaçlar çeşitli sebeplerden dolayı daha çok erkekler üzerinde denenir ve erkeklerde elde edilen veriler de kadınlar için aynen geçerli sayılır.

Birçok ilacın metabolizmasının, dokulara dağılım, kan düzeyleri ve vücuttan atılmalarının kadın ve erkeklerde farklı olduğu hiç hesaba katılmaz.

Mesela, hipertansiyon tedavisinde tüm dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biri olan metoprolol, aynı dozda kadınlarda erkeklere göre yüzde 40 daha yüksek kan düzeylerine yol açar.

Ameliyat sonrası ağrıların kontrolünde ise erkeklere kadınlara göre daha yüksek dozda morfin verilmesi gerekir. Bu bilgi bir taraftan da erkekliğin gerçekte lâfta olduğunun güzel bir kanıtıdır.

İlaç yan etkileri kadınlarda daha fazla

Ayrıca, ilaç yan etkileri bakımından da kadın erkek farkı vardır. Birçok ilaç kadınlarda erkeklere göre daha fazla yan etkiye yol açar. Mesela, dozu vücut yüzeyine göre hesaplanarak verilen bağırsak kanseri ilacı fluoruracil’ in kemik iliği baskılanması, saç dökülmesi ve ağız mukozasında iltihap oluşması gibi yan etkileri daha çok kadınlarda görülür.

Bu durum, sadece kadınların daha duyarlı veya başka bir deyişle daha ‘yaygaracı’ olmaları ile ilgili değildir. Kanada’ da yapılan bir araştırmaya göre ilaç yan etkilerinin yüzde 70’ i kadınlarda ortaya çıkmaktadır.

İlaç etki ve yan etkilerin her iki cinste aynı olmamasının sebebi, bağırsak sistemi fizyolojisi ve karaciğer metabolizmasındaki farklılıklardır. Adet dönemi, gebelik ve menopoz gibi özel durumlardaki hormonal değişiklikler de önemlidir. Mesela, gebelerde epilepsi yani sara tedavisinde kullanılan ilaçların vücuttan daha çabuk atılmalarının bu ilaçların etkilerinin azalmasına sebep olduğu iyi bilinir.

Doğum kontrol hapları da birçok ilacın metabolizmasını etkiler. Metoprolol bu tür ilaçlarla beraber alındığında kan düzeyi erkeklere göre üç misli fazla olur.

Mutlaka dikkate alınması gereken bir özellik de erkek ve kadın vücut yapısındaki farklılıklardır. Erkeklerin kilolarının kadınlara göre daha fazla olması yanında, kas kütlesi, yağ oranları, organ kan akımları ve organ işlevlerinin her iki cinste değişik özellikler taşıması, ilaç metabolizmasını da yakından ilgilendirir.

Gelelim neticeye

BİR: Yeni ilaç araştırmalarında erkekler kadar kadın deneklere de yer verilmelidir.

İKİ: Kadınlar bu duruma “Biz kobay olmayız” diye itiraz etmemelidir.

ÜÇ: Doktorlar reçete yazarken mutlaka “cinsiyet ayrımcılığı” yapmalıdır.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000