Çok gezen mi, çok okuyan mı?

20 Şubat 2012 Pazartesi, 09:48:00Güncelleme: 11:10:27
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Çok gezen mi, çok okuyan mı? Sonra Oku

“Sevebilir bir daha beni,
düşedebiliriz...”
Haziran ayında yazdığım bir şiirin içinden bu cümle.
Yazdığımdan beri sanırım en çok tekrarladığım söz de yine bu.
Kibirli, kendini beğenmiş, kötü şairler gibi konuştuğumun farkındayım.
Çok soru var, çok bilinmez.
Hayatın zaman içinde bazı soruların yanıtlarını vermesi iyi.
Boşa yaşamıyoruz hissi.

Bütün o sorular, cevapsızlıklar içinde hiç değilse,
yani en azından birkaç aydınlanma yaşamak fena değil.
Mesela ben,
artık bir daha şüpheye düşmemecesine biliyorum ki,
çok okuyan değil, çok gezen bilir.
Evet,
çok gezen.

*

Yanlış anlaşılmasın,

dünyanın dört bir yanını gezip de etle tahta,
insanla eşya arasındaki farkı ayırt edemeyen vak'alara da rastladım.
Dünyanın tek sakini kendisi ve geri kalanlar da onun için ekolojik düzeni tamamlayan bazı halkalar zannetmeye devam etsin onlar, bozmayalım.
Kendi ülkesinin beyazları ile başka ülkelerin beyazları arasında, bir otelden öbür restorana gidelim ritminde yaşayanları demiyorum.
Yani gezerken de temas etmek lazım,
insanların gözünün içine bakmak,

hayatta,
ahh hayatta her şeyin mümkün olduğu ihtimaline kendini alıştırmak lazım.
Bir Aziz Amca'm vardı çiftlikteyken.
Aziz Amca bir gözünü kaybettiğinden, tek gözü ile görüyordu dünyayı.
İki kere bakıyordu her şeye,
iki kere dalıp gidiyordu uzaklara,
iki kere ağlıyordu o tek gözüyle.
İki defa uyuyordu iki defa kapatarak tek gözünü.
Aziz Amca ağaçları budar, bu işi yaparken de hikayeler anlatırdı.
Bazen bir Anadolu parsı konusu olurdu bu hikayenin,
bazen de acımasız bir avcı.
Kendi hayatını anlatırmış meğer.
İki defa anlatırmış kendi hayatını.
Bir de iki gözü olsa kim bilir neler görüp, neler anlatacaktı.
Öyle güzel ve özenli bakmış ki her şeye, kendi gözlerinden utanıyor insan.
Az kitap okurdu, tek gözü hemen yorulurdu.
*
Çok gezen insan kalenderdir, saygılıdır, düşüncelidir,
başka hayatları bilir, görür, her sofraya oturur edeplidir haliyle.
Din sahibi insanlarla tanışır, başka ırk, dil ve milletten yüzlerle tanışır,
tanışmaktan öte varlığını öğrenir bu insanların.
okuma işini de gözümüzle yaparız ama,
gördüğümüz çoğu zaman daha kıymetlidir,
bu nedenle gördüklerimiz egomuza ayrılan alanı daraltır.
Konuşurken bir durup düşünmeyi gerektirir.
Bir defasında, Harran'da, Hz. İbrahim'in kutsal yolunu yürürken yol üstündeki bir bakkala girdim.
Bir soda aldım.
Ne kadar diye sordum,
Şu kadar diye yanıtladı bakkalın sahibi.
Çantama elimi attım, cüzdan galiba diplerde bir yerdeydi,
çantamda cüzdanı aramama içerleyen adam,
“Abla bu seferlik kalsın” dedi.
Beni hayatında bir daha hiç görmeyeceğini bile bile "bu seferlik" dedi.
Yanımda param yok sandı, arandım diye.
Beni utandırmamak için de "bu seferlik kalsın" dedi.
Elbette cüzdanı bulup parayı ödeyip teşekkür ettim.
Ben ömrümce böyle inceliği kendimde, ailemde ve bir iki dostumda görmüştüm.
Bir daha da kimsede görmedim.
Şimdi bu zerafeti hangi kitapta okuyabilirsiniz?
Okusanız inanır mısınız?
*
Biraz kafam dağınık şu günlerde,
ama neticede
çok okuyan değil, çok gezen bilir, tamam mı?
bir fotoğrafçı arkadaşımla uzun uzun konuştuk geçen gün.
Bana öyle şeyler anlattı ki.
Anadolu'daydı yine, fotoğraf çekmek için.
“Keşke sen de olsaydın da bu yazıyı yazsaydın” dedi.
İçim gitti.
Bir Rumeli türküsü mırıldanmaya başladım,
"Drama köprüsü bre Hasan..." diye...

 

O TARZ

En sevdiğin bardak

  • Yayın Tarihi: 10/06/12 23:29
  • [javascript protected email address]
Ne işe yarar ki aslında,en sevdiğin bardak.O hep kirlidir, sen kirletmişsindir zaten.Eve geldiğinde asla temiz olmaz, seni tertemiz beklemez,dünden kalmadır, evvelsi günden,çok güzel bir içeceğin tortusu dibinde,beklemekten kurumuş,belki donmuş.*Hiçbir işe yaramaz,çok sevdiğin bir...
Devamını Oku

KERTENKELE AİLESİ

  • Yayın Tarihi: 08/06/12 11:28
  • [javascript protected email address]
Ben değil, biz değil, onlardan bahsediyorum bugün size,onlar ki bütün bir gece kertenkelece konuştular.Başka dil bilmediklerinden.*Belli ki korkmuş, kaçmış,susmuş onca zaman.Belki bir kovukta gizlendi, gizlensin.Nasıl isterse öyle olsun.Yırtıcıların ağzında kalmış kim bilir kaç...
Devamını Oku

Frida'nın abortion'u

  • Yayın Tarihi: 29/05/12 22:28
  • [javascript protected email address]
Bu meseleyi daha uzun uzun anlatmak istiyorum ancak bir giriş yapayım istedim.Frida Kahlo'nun bir türlü bebek tutmayan karnı geliyor hep aklıma kaç gündür...Bir de keşke diyorum, şu memlekette, bazı... Neyse.
Devamını Oku
Tüm O TARZ Yazıları