ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

        Evden Asmalımescit'e doğru giderken her şey normal görünüyordu. Araba trafik ışıklarında durduğu anda cama gelen sucu çocuğun neden matarayla servis yaptığını anlamamıştım ama burası İstanbul'du. Fazla düşünmedim.

        Omurgamda da bir rahatsızlık vardı ve bu kadar şeyi bir anda fark ediyor olmam beni korkuttu. Eve dönmek istemekle birlikte sırtıma elimi atıp beni rahatsız eden şeyi yoklayarak anlamaya çalıştım. Ne olduğunu anlamam kısa sürdüğü gibi, anladığım anda yüzümde oluşan dehşet de kurgusal bir biçimde gözümün önünde belirdi. Sırtıma astığım bir Kalaşnikof tüfekti ve yana dönüp İbrahim'e baktığımda onun sırtında da bir tane vardı. Suratımdaki dehşetin tam tersine O, doğumundan beri sırtındaymış gibi rahat ve sinir bozucu derecede huzurluydu.

        Eve döndüm. Dönmeden önce İbrahim'e sırtımızdaki tüfekleri sorduğumda ''Korumak için'' demişti. Neyi, kimden koruyorduk? Duyduğum tek ses çatımdaki martıların bağırtılarıydı. Camı açtım. Martılar yoktu. Ağır bir çatışma sesi ile birlikte kendimi yere attım ve camı kapattım. Sesler kesildi. Hayattan ne kadar uzaklaştım ki bir savaşın içindeyiz ve haberim yok? diye hayıflanırken pencere önünde uyuyakaldım.

        Uyandım ve elektrikler yoktu. Savaştayız, normal diye düşündüm. Camı açtım, sessizliği karşı apartmanın jeneratörü bozuyordu ama silah sesi yoktu. Tüm o savaş kalbimle midem arasında bir yere sıkışmıştı ve ben Yeşil Yol filmindeki o dev adam gibi onu çıkarmak için bir şeyler yaptım, işe yaramadı. Bu kadar şeyin üzerine tekrar uyumaktan korkarak uyudum çünkü yaşamaktan da korkuyor ama yaşıyordum. Savaşı ben rüyamda gördüğüm için korkarken başka coğrafyalarda savaşı görmemek için uyuyordu muhtemelen insanlar.

        Bu kadar olan bitenden sonra her şeyi şuna bağlıyorum: O son tantuniyi yemeyecektim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000