BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Amfi tiyatronun girişinde küçük bir kırmızı halı seremonisi... Küçük derken, sahiden küçük. Çocuklar için kırmızı halı yani. Limonata serinliğinde bir yaz akşamı... Minik aktör, aktris ve yönetmenler kasılarak içeriye doğru yürüyorlar. Anne-babaların paparazzilerden aşağı kalır yanı yok. Art arda flaşlar patlıyor. 4 gün boyunca kâh yağmur altında kâh güneşin alnında çektikleri kısa filmlerini izlemek için sabırsızlanıyorlar. En büyük ödül pamuk şeker... Film sonrası acayip bir alkışı da büyük bir gururla karşılıyorlar. HT Pazar'dan Deniz Egeli'nin haberi...

Video çağında, dikkati kısa sürede dağılan çocukları sinemaya çekmek için daha iyi bir yol olamazdı. Makyajından montajına yedinci sanatın her aşamasında yer aldılar. Dünyanın en büyük film arşivine sahip İngiliz sanat devi British Film Institute’un (BFI) Hillside Beach Club ile gerçekleştirdiği Summer Screenings etkinliğinde yaşandı tüm bunlar. İlk kez uluslararası bir işbirliğiyle Summer Screenings etkinliğinde gösterilen ikonik filmler de bazen teknede bazen plajda izlendi. En çok çocuklar eğlendi ve bilgilendi. İşte bu etkinlikte BFI’nın çocuk filmleri ekibi çocukların kendi kısa filmini çekeceği bir atölye de gerçekleştirdi.

Böylece “Sinema ölüyor, basılı kitap bitecek” çığlıkları atan dijital fetişistlere en iyi cevabı bu çocuklar o gece verdi. Dev perdede birlikte izledikleri kendi filmlerinin tadına doyamadıkları gibi, set aralarında dinlendikleri plajda ellerinden kitaplar da düşmedi. British Film Institute’dan modern kurgu filmleri küratörü Will Massa ve Hillside’daki etkinliğin mimarı Matt Brown ile çocukların sinemaya ilgisini konuştuk.

Çocuklar film atölyesinde nasıldı?
Matt: Kusursuz. BFI’nın rehberleri uyumluydu, çocukların olaya dahil olmasını sağladılar. Yüz boyarken, haritalar hazırlarken bu yaklaşım önemli. Tüm bunlar aslında sinemaya dahil. Parça parça bilgiler verip iletişime geçmeye çalışırken aynı zamanda eğlendik de. Gelmeden önce, bunun altından nasıl kalkacağız diye çok düşünmüştük. Özellikle farklı ülkelerden gelen çocuklarla ilgili... Türkiye, Almanya, İngiltere’den çocuklar vardı.

Will: Çocuklar çok fazla multimedya tüketiyor ama bu filmlerin nasıl yapıldığını görmeleri hem ilginç hem de eğlenceli oluyor. Onlara biraz ilham kaynağı olduysak ne mutlu bize. Hatırlayacakları bir şey olacak.

 “Sinema artık yok olacak, herkes filmi evde izliyor” diyenler var ama sinemanın gücü eğlencenin ötesinde... Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Will: Evet, söylediğiniz her şey çok doğru. Önceden filmler en popüler eğlence kaynağıydı. 1930-1940’larda yalnızca filmler vardı ve tüm eğlence onlardan ibaretti. Evlerde televizyon yoktu. Alternatif olarak kitap ya da sinema vardı. Sonra televizyon geldi. İnsanlar yıllardır sinemanın öleceğini söylüyor ve basılı kitapların öleceğini öngörüyorlar. Ama bu olmadı. Plak kayıtları gibi birçok şeyde büyük bir canlanma var. Bence insanlar dokunabilecekleri şeyleri seviyor. Artık çoğunlukta değiller ama yine de dijital deliliğe karşı direnen bir dolu insan var.

Çocuklara iyi bir sinema izleyicisi olmaları için önerileriniz var mı?
Will: 1981’de doğdum ve bununla büyüdüm. İlk yabancı filmimi 18 yaşımda izledim. O muhteşem Fransız filmini izleyene kadar başka nereye bakmam gerektiğini bilmiyordum. Bir hikâyeyi anlatmanın farklı yöntemleri, farklı dilleri olduğunu anladım. Farklı bir kültürden gelen farklı bir görsel dil olduğunu gördüm. Altyazılar vardı ve onları okuyup anlayabilirdim. Çok daha küçük bir yaşta farklı türden filmleri izleyebilmiş ve bunu bir alışkanlık edinmiş olmayı isterdim. Youtube hakkında söylediğiniz şeyler doğru. Fakat bence sinemaya gitmek hâlâ gerçekten çok özel bir deneyim. İyi sinemacılar filmlerini yaparken onları büyük perdede hayal ederler. Her çekimde ekrandaki görüntüyü, sesi ve kaliteyi düşünürler. Filmlerin her an ulaşılabilir olmasını isteyenleri anlıyorum. Telefonunuzda ya da iPad’inizde olması güzel bir şey; eğer evinizin yakınında sinema yoksa. Ama ben yine de sinemaya gitmeyi tercih ederim.

Korku filmini ya da komediyi yatak odanızda izlemek iyi ama sanatın içinde aynı anda bağıran, gülen ya da zıplayan seyircilerle dolu bir sinema salonunda izlemek eşsiz bir deneyim değil mi?
Kesinlikle... Bir araya gelmenin verdiği his benim için çok önemli. Umarım çocuklar bunu anlayabilir ve keyif alır. Türk çocukların Türk sinemasını teknik detaylarla anlamaları muhteşem olurdu. Ve tabii ki Fransız, İtalyan, Amerikan filmlerini de... Endüstriyel sebeplerden dolayı Amerika pazarı sinemayı yönetir. Ama yakın zamanda düşündüğümde şunu fark ettim; sinema üzerinden Amerika hakkında çok şey, ama dünyanın geri kalanı hakkında çok az şey bilmek çok ilginç. Ne zaman dünyaya bir uzaylı inse o mutlaka Amerika’ya iner. Ama durup düşününce orada bir yerde başka hikâyeler var.

BFI’dan çocuklar için iki film önerisi:
* ET
* Red Baloon

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000