BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Gerilimli ama bir o kadar da duygu yüklü film “Anne!”, vizyona girdiğinden beri gündemde. Çok beğeneni de var, hiç beğenmeyeni de... Hatta Venedik Film Festivali’ndeki prömiyerinde oyuncuların yuhalandığı bile söylendi. Filmin başrollerinde Michelle Pfeiffer, Javier Bardem, Jennifer Lawrence ve Ed Harris var. Konusu gerçekten enteresan. Anne (Jennifer Lawrence) ve O (Javier Bardem) sakin bir hayat sürerler. Ama adam (Ed Harris) ve kadın (Michelle Pfeiffer) davetsiz şekilde evlerine gelir. Ancak onları evlerine kabul etmek sakin hayatlarına şüphenin girmesine neden olur. Tabii psikolojik gerilimler nükseder. Darren Aronofsky yönetmenliğinde çekilen tartışmalı filmi, şüphe düşürücü karakterlerini canlandıran efsane oyuncu Michelle Pfeiffer anlattı. Yaş aldıkça projelerinde seçici olduğunu söyleyen oyuncunun da belli ki çekimlerde kafası karışmış ama sonuçtan memnun. HT Pazar'dan Deniz Egeli'nin röportajı... 

Sizi bu role çeken ne oldu?

Büyük bir Aronofsky hayranıyım. “Bir Rüya İçin Ağıt” en sevdiğim filmlerden. Senaryo ilginçti, rol de zor görünüyordu. Eğlenceli olmasının yanı sıra riskli ve büyük bir sorumluluk getireceğini düşündüm. Darren, kendisine ve bize çok yüksek bir çıta belirledi. Uzun koridorlarda inanılmaz çekimler yapıyorduk. Kablolardan atlayıp kameranın arkasına saklanarak çalışıyorduk. Bu arada repliklerimizi hatırlamak gerekiyordu. Ama çok iyiydi...

Karmaşık rollerde hazırlık süresi tercih ediyorsunuz ama bu sefer farklı oldu sizin için. Biraz detayları anlatın.

Böyle çalışmaya alışkın değildim, farklı olacağını biliyordum. Sette o sahte duvarların arasından geçmemize izin verilmiyordu. Darren, her zaman setteymişiz gibi dolaşmamızı istedi. O hep hazır olmamızı istedi. Böylece yapmamız gereken işe odaklanabilecektik. İşe bir dansçı gibi yaklaşmalıydım, kamerayla birlikte hareket etmeliydim. Sadece yönetmen Robert Zemeckis’le çalıştığım bir zamanları hatırlattı. O da Darren gibi kamerayı gerçekten iyi kullanırdı.

‘TÜM FİLMİN TELEFONLA ÇEKİLMESİ HOŞUMUZA GİTMEDİ’

Aronofsky bütün filmi iPhone’u ile çekmiş. Doğru mu?

Evet, tüm filmi telefonla çekti. Bunu çok tuhaf ve fazla müdahaleci buldum. Sette elinde telefonla sürekli bir şeyler çekiyordu. İşi ciddiye almak biraz zordu. Habersiz çekimler falan... Muhtemelen cep telefonunda filmin tam versiyonu vardır. Ama hayır, ne benim ne de Ed’in hoşuna gitti.

Karakteriniz nasıldı?

Karakterimin bazı yönleri çok tahmin edilebilir. İtici olmakla çekici olmak arasındaki dengeyi bulmalıydım. Kendini kocasına adamış bir kadın. Kocası yapacakları yolculuk için çıldırıyor. O da kocasına destek veriyor. Öte yandan Jennifer’ın karakterine yaklaşımından dolayı şüphe de uyandırıyor. Bu arada bence Jennifer’ın karakteri, haberdar olmadığı bir gücü ve cinselliği temsil ediyor. Benim karakterim Jennifer’in karakterinin aynası. Ben Jen’in içine şüphe düşürmek için orada bulunuyorum.

‘JAVIER’İN HAYRANIYDIM’

Filmdeki rol arkadaşınız Ed Harris’le ilk kez mi birlikte çalıştınız?

İlk kez sette tanıştık ve birlikte çalışırken de çok keyif aldık. Daha ilk gün selamlaşırken kendimi çok rahat hissettim. Aslında bir seks sahnesi çekmek hiç kolay değildir. Ama Ed o gün çok nazikti. Yönetmenle ve aktörle seks sahnesi hakkında konuşmak aktris için hep rahatsız edici olur. Birçok sorum vardı ama ben de sessiz kalmayı tercih ettim. Çoğu yönetmen o sahneler hakkında konuşmak istemezken Darren’da hiçbir sorunu yoktu. Ne dediyse yaptı. Bu yüzden de kendimi rahat ve güvende hissettim.

Filmde Javier Bardem var ve önceki röportajlarınızda hayranı olduğunuzu söylemiştiniz.

Bu kadroyla çalıştığım için çok şanslıyım. Javier’in uzun süreden beri hayranıydım. Harikaydı. Ama Ed ve Jennifer da muhteşem. Özellikle böyle zorlu bir işte birlikte çalıştığınız insanlar büyük bir deneyim yaşatıyor. Bir oyuncu olarak yaş aldıkça zamanınızı neye ve kime harcayacağınız önem taşıyor. Ed’le aramızda gerçek bir sinerji vardı. Jennifer, olabileceğinin en iyisi, karmaşık, komik ve çok zeki biri. Jennifer’ın performansı çok güçlüydü. Bence onun başına gelen çok üzücü. Bence bir anne olarak buna başka bir şekilde tepki vermek çok zor...

İzleyicilerin bu filmi izledikten sonra ne alacaklarını umuyorsunuz?

Herkesin farklı bir tepkisi olacaktır. “Black Swan” filmini 3 kere izledim ve her seferinde farklı bir şey görüp hissettim. Bu film kesinlikle çok tartışmalı olacak.

‘İticiliğin nedeni Aronofsky’nin kibirli tavrı’

Mehmet AÇAR / Habertürk Gazetesi sinema yazar

“Anlaşılması zor bir film değil. Kadın, yuvasını, bebeğini ve aşkını savunurken, dış dünyanın eve girmesine izin vermek istemiyor. Erkekse tam aksini yapıyor. Yetişkinlere anlatılan bir masal... Ama bir noktadan sonra gerçekten abartılı ve biraz itici bir hale geliyor. Bu iticiliğin nedeni, Aronofsky’nin kibirli tavrı. Aslında uzun uzun analiz edilebilecek bir film ama kayda değer bir şey söylediğini düşünmüyorum. Sinemasal açıdan da keyif aldığımı söyleyemem. Sözü nereye getireceğini anladıktan sonra bir an önce filmin bitmesini istedim.”

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000