06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Pınar Erbaş / Özel röportaj

Amerika 45. başkanını seçti. ABD tarihinde belki de en az sevilen iki lider kozlarını paylaştı. Her 3 Amerikalı'dan biri ne Clinton'ı ne de Trump'ı destekliyordu.

Ama işin sonunda Amerikan basını ve anketlerin aksine Cumhuriyet Parti'nin adayı Donald Trump yarışı zirvede tamamladı.

Söz konusu ABD gibi bir süper güç olunca sonuçlar pek tabii dünyayı da ilgilendiriyor.

Peki kampanyası boyunca "ABD'yi birlikte yükselteceğiz" diyen Trump'ın başkanlığı nasıl olacak? Ortadoğu'ya yönelik gizli bir ajandası var mı? Türkiye-ABD ilişkileri yeni başkandan nasıl etkilenir?

Albright Stonebridge Türkiye Başdanışmanı Hakan Akbaş'a sordum.

-Trump'ın seçilmesine üzülelim mi sevinelim mi?
Trump'ın kendisi dahi bu duruma şaşırmışken henüz tepki vermek için erken.

CUMHURİYETÇİLER DEĞİL, TRUMP KAZANDI

-Trump'ın partisi cumhuriyetçilerin bile beklemediği bir durumdu bu. Nasıl oldu?
Bu basit bir şekilde; istihdamın Çin'e, Meksika'ya taşınmasından dolayı zora giren orta sınıfın öfkesiyle ya da 2008' deki finansal krizle açıklanamaz. Bir kere şu konuda anlaşalım; cumhuriyetçiler kazanmadı, Trump kazandı. Kendi partisine bile muhalif olan, dışarıdan bir adaydan bahsediyoruz. Clinton'ın Demokratlar'ın gösterilebileceği en kötü aday olması, ABD'nin çok tutucu bir ülke oluşu ve bir kadın başkana hazır olup olmadığının tam ölçümlenememesi de ekmeğine yağ sürdü..

- Anketler ve özellikle de medya iddialı bir şekilde Clinton'ı destekledi... Mağdur görüntüsü mü onu başkan yaptı?
Mağduru herkes sever, bu bir gerçek. Aynı zamanda Trump çok sansasyonel bir seçim kampanyası geçirdiği, neredeyse hakaret etmediği insan kalmadığı için de insanlar oyunu ona vereceklerini söylemeye çekiniyordu. Bu da anket sonuçlarını yanıltmış olabilir.

OTORİTER, MİLLİYETÇİ POPÜLİZMİN YÜKSELİŞİ...

-ABD seçimlerinde çok da sürpriz olmazdı.. Hanedanlık rejimi gibi Kennedy, Bush, Clinton .. hep aynı aileler.. Trump biraz da bu düzeni kırdı diyebilir miyiz?
Trump'ın seçiminde statükoya, merkeziyetçi devlet anlayışına tepki bir hayli etkiliydi.
Bunu hali hazırda AB'de gördük. Brexit ile İngiltere var olan düzene başkaldırdı.. O rüzgar şimdi okyanus ötesine sıçradı. Bundan sonra da sadece ABD değil, dünyada da çok farklı bir dönem başlıyor. Otoriter, milliyetçi, popülizmin yükselişine tanıklık edeceğiz.

- Seçim sonuçlarından sonra Kanada göçmenlik bürosunun internet sitesinin çökmesine ne diyorsunuz?
Hazmetmeleri uzun sürecek. Özellikle de ünlülerin durumu sıkıntılı. Trump'ın aleyhine öyle şiddetli bir tutumları vardı ki belki bir bölümü Türkiye'den bile vatandaşlık isteyebilir. İnsanların bu sonucu öngörememesini de anlayışla karşılıyorm. İki hafta öncesine kadar Clinton arayı bir hayli açmıştı. FBI Başkanı'nın Clinton'a dair bir soruşturma olabileceğini açıklaması dengeleri değiştirdi.

"OBAMA'NIN 8 YILINI SİLECEK"

- Trump zafer konuşmasında "Bizimle iyi anlaşmak isteyen ülkelerle de iyi anlaşacağız" dedi.. İnanalım mı?
İnanmak istiyorum. Ama bu tür popülist adayların bazı sözlerini zamanla unuttuklarını görebiliyoruz. Sırtlarına yumurta küfesi bindiğinde mecburen daha ihtiyatlı hareket etmeyi seçerler. Ama esas duruşunu bize zaman gösterecek...

-Öngörünüz nedir?
Demokratlar'ın lideri Obama'nın geçtiğimiz 8 yıl içerisinde yaptığı her şeyi Cumhuriyetçiler'le birlikte alaşağı etmeyi planladığını düşünüyorum. 1978'den beri ilk defa Cumhuriyetçi bir parti hem başkanlığı, hem senatoyu hem de kongreyi alıyor. Dolayısıyla çok güçlüler. Trump'ın yapacağı ilk işlerden biri yüksek yargıya kendi eğilimine yakın yeni yargıçlar atamak olacaktır. Akabinde Cumhuriyetçi olmayan kurumlara müdahale de gelebilir. Kadrolaşmak ve kendi ekibini kurmak isteyecektir. Sistemi değiştirmeye kadar gidebilir bu durum.

- O zaman Obama döneminde egemen olan 'Ortadoğu düzeltilemez' fikri de değişir mi? Suriye'de alan hakimiyeti açısından İran ve Rusya bir hayli önde. Trump döneminde ABD'nin tutumu ne olur?
Cumhuriyetçiler Ortadoğu'da Demokratlar'dan daha saldırgan bir duruş sergiler. Ancak geçmişte Trump gibi Cumhuriyetçi olan George Bush'un Irak ve Afganistan'daki bu şahin tutumu bölgeye hiç hayır getirmedi. Yanlış politikaları yüzüden El Kaide ve DAEŞ doğmadı mı? Bölge ülkeleri şimdi o enkazı temizlemeye çalışırken Trump da olaya daha pragmatik yaklaşacak ve Rusya'la daha yapıcı bir ilişki içine girecektir.

- Kampanyasında DAEŞ'i Rusya'yla bitiririm demişti zaten... İki süper güç birbirine daha mı yakınlaşacak artık?
Olabilir. Kaldı ki Trump'ın, Rusya ile Irak ve Suriye politikaları hakkında bir diyaloğa girmesi Türkiye'ye de yarar. Clinton gelseydi Türkiye ABD ve Rusya ile ilişkilerini ayrı ayrı yönetmek zorunda kalacaktı. Birbiriyle konuşan ve iyi bir diyalog içerisinde olan iki süper güç işimizi kolaylaştırır. Trump söylemlerinde; bölgedeki aktörlere daha fazla söz hakkı tanımaktan bahsediyordu. "Radikal terör eşittir DAEŞ, o zaman onu kökünden kazımalıyız" dedi en son. Önemli olan bunu nasıl yapacağı... Türkiye, Rusya ya da bölgedeki diğer aktörlerle mi yapacak yoksa Amerikan askerini mi gönderecek?
Geçmişte ABD'nin uzak durduğu İran, Obama döneminde bölgenin en güçlü ülkelerinden biri haline getirilmişti. Kartlar yeninden dağılırsa İran'n rolü ne olur peki?

Trump, "Irak ve Suriye'yi İran'a teslim ediyorsunuz" diyerek tavrını ortaya koydu zaten. Ki bana kalırsa Trump'ın Demokratlar'ın geçmişte imzaladıkları arasında ilk bertaraf edeceği anlaşma İran'la yapılan nükleer anlaşma olacaktır. Türkiye ve İran iki ortak ama aynı zamanda iki büyük rakip. Dolayısıyla İran'ın ABD tarafından geri plana atılması Türkiye'nin de işine yarar.

 

"TRUMP FETÖ İÇİN SİYASİ BİR ÇÖZÜM BULABİLİR"

- ABD Suriye'de PYD- YPG ile ilerliyor. Daha da silahlandıracağını söylüyor. Türkiye'nin kırmızı çizgisi ve müttefiki Amerika'yı bu konuda defalarca uyardı. Trump ne yapar?

Trump'ın da önceliği DAEŞ'i bitirmek olduğu için kendi çıkarları doğrultusunda Kürtlerle işbirliği yapar ya da yapmaz demek için erken. Hali hazırda Rakka ve Musul operasyonları devam ediyor. Ve maalesef YPG ile başlatıldı. Trump resmi olarak başa geçene kadar yani önümüzdeki 3 ay daha Demokratlar'ın yönetimde olacağını düşünürsek şimdiden bir şey söylemek için erken.

- Demokratlar Fetullah Gülen'in iadesi süresince bir şey yapmadı.. Başbakan Yıldırım açıkça çağrı yaptı. Sizce Cumhuriyetçiler süreci nasıl yönetecek?
Amerikan Adalet Bakanlığı'nın avukatları Türkiye'nin götürdüğü delilleri inceliyor. Buna göre Gülen'in iadesi için bir yargı süreci başlayacak. Yıllar da sürebilir bu. Belki mahkemeler başlamadan önce Trump, ABD ve Türkiye arasındaki müttefik ilişkisinin bozulması riskini göze almayıp FETÖ için siyasi bir çözüm bulabilir. Gülen'in gözaltına alınması ya da hapse atılması gündeme gelebilir.

"GÖÇMENLERİN ABD'YE GİRMESİNİ UNUTUN"

-Müslüman ülkeleri ne bekliyor? Trump'ın geçmişteki İslamafobik söylemlerini hesaba katacak olursak...
Meseleye ABD'nin çıkarları açısından bakacaktır. Son bir yılda ABD'de ciddi terörist saldırılar oldu. İnsanlar korktular. Trump da bunu oya çevirdi. Radikal islam söylemleri ona çok puan kazandırdı. Bundan sonra da yine halkın tutumuna göre tavır takınacaktır.

- Göçmen politikası peki? Çoğunu terörist olarak görüyor...
ABD göçmenlerin ülkesi. Trump dahil çoğu kişi göçmen. Meksika'ya duvar çeker mi bilmiyorum ama artık Suriye'den ya da başka müslüman ülkelerden göçmenlerin ABD'ye girmesini unutun. Radikal islam söyleminin bu kadar ilgi görmesi Trump' ın dış politikada daha şahin durması için de güzel bir kılıf olacaktır. Ve bunu göçmenler için kullanabilir.

-NATO'yu atıl bulduğunu söylemesini nasıl değerlendirmemiz gerektiğini sorayım...
"Nato'nun mali olarak 3'te 2'sini ben karşılıyorum. Vergilerimi bunun için kullanıyorum. Oysa kendi ülkeme, alt yapıma harcamak istiyorum" diyor özetle. Türkiye de NATO'nun bütçe ve askeri giderleri konusunda en fazla yükü çeken ülkelerden biri. Eğer yeniden yapılandırmaya gidilirse Türkiye – ABD arasında bunun pazarlığının nasıl yapılacağı da önmeli. Öte yandan Japonya, AB, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi körfez ülkeleri de NATO'nun savunma şemsiyesine yaslanmış durumda. NATO'nun geleceğinin sorgulandığı bir ortamda AB'nin Rusya'ya karşı güvencesini kim sağlayacak?

"DOLAR VE EURO'NUN ARTIŞI GEÇİCİ"

-Kampanyası boyunca "ABD'yi birlikte yücelteceğiz" sloganını benimsedi. Ben işadamıyım paradan anlarım, sizin de cebinizi dolduracağım dedi özetle... Bundan sonrası için ticari duruşu nasıl olacak?
Milliyetçi ve dışa kapalı bir tutum sergileyeceğini düşünüyorum. Yatırımda kendi yağıyla kavrulan bir ABD göreceğiz. Avrupa Birliği bu anlamda bu seçimin en büyük kaybedeni. Hali hazırda ABD ile AB arasında Transatlantik Ticaret Anlaşması'nın pazarlığı devam ediyordu. Onu unutun. Zaten AB ekonomisi ABD'ye göre sallantıdaydı. Ticari olarak bundan sonra daha da zarara uğrayabilir. Ve bu durum ihracatının yüzde 55'i AB'ye giden Türkiye'yi de yakından etkiler.

-FED başkanı Janet Yellen'i de görevden almaktan bahsediyordu...
O sözünden geri döndü. "Her politikasını desteklemiyorum ama bir şekilde devam ederiz" dedi.
Şimdi herkes nefesini tutmuş aralıktaki FED toplantısını bekliyor. Faizlerin artacağı bekleniyor. Ancak şu aşamada, ortalık bu kadar toz dumanken FED'in bekle-gör politikası izleyeceğini ve herhangi bir artışa gitmeyeceğini düşünüyorum.

-Peki her zaman istikrardan yana olan dengeler kısa vadede Trump süprizinden nasıl etkilenecek?
Ne Euro'nun ne doların çıkışının kalıcı olduğunu düşünmüyorum. Piyasalar Clinton'ın geleceğine öyle inanmışlardı ki öngörülemeyen seçim sonucunun getirdiği bir şok dalgalanma var. Ama ilk günlerde bir panik alımı ya da satışı yapmak iyi olmaz. En azından bir hafta 10 gün bekleyip görmenin daha yararlı olacağını düşünüyorum.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 10 Kasım 2016 Perşembe 12:20
    İçerik olarak çok dolu ve guzel bir röpörtaj olmuş. Butun soru işaretlerine bir cevap aldım.
Kalan karakter : 300