Tek istedikleri adalet
Bosna-Hersek'teki savaşta Srebrenitsa'da eşlerini, çocuklarını ve yakınlarını kaybeden anneler, hayata küsmek yerine dünyanın dikkatini Srebrenitsa soykırımına çekmeyi başardı.
Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşından sonra yaşadığı en büyük trajedi olan Srebrenitsa soykırımı, ülkenin doğusunda yer alan, bir zamanlar doğal güzellikleri ve şifalı kaplıcalarıyla ünlü kentin sosyal yapısını altüst etti. Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırımın acısı, aradan geçen 15 yıla rağmen hiç dinmedi.
Yaşadıkları topraklara geri dönerek sönen ocaklarına tekrar hayat veren bu anneler sayesinde Srebrenitsa kurbanları toplu bir şekilde Potoçari Mezarlığına gömülerek, burası adeta uçsuz bucaksız "beyaz zambaklar ülkesi" haline getirildi ve soykırım burada tescillendi.
Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subaşiç, katliamda kocasını, oğlunu kız kardeşini ve akrabalarından 22 kişiyi kaybetti.
Adaletin hala yerine geldiğine inanmadığını ve katillerin hala yakalanmadığını belirten Subaşiç, "Biz adaleti görmek için savaşımızı veriyoruz. Allah bizim sağ kalıp bir şeyler yapmamızı istedi" ifadesini kullandı.
Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı 58 yaşındaki Hatice Mehmedoviç ise katliamda eşini, 2 oğlunu ve bütün yakın akrabalarını kaybetmesi sonucu hayatta yapayalnız kaldı.
Çeşitli mülteci kamplarında yaşadıktan sonra 2002 yılında Srebrenitsa'ya dönen Mehmedoviç, kendisiyle aynı kaderi paylaşan kadınları bir araya getirerek, derneği kurduğunu ve çeşitli uluslararası konferanslarda Srebrenitsa gerçeğini anlattığını söyledi.
Kocası Abdullah ile 1977 doğumlu Almir'in toplu mezarda bulunan ve parçalanmış cesetlerini 2007 yılında Potoçari'deki mezarlığa gömdüklerini söyleyen Mehmedoviç, bu yıl da 1974 doğumlu oğlu Azur'un cenazesini toprağa vereceğini kaydetti.
Tuzla kentinde bulunan Srebrenitsa Kadınları Derneğinin Başkanı Hayra Çatiç de 11 Temmuz 1995 yılında kocası Yunus ve o sırada Srebrenitsa'da gazetecilik yapan oğlunu kaybettiğini söyledi.
Oğlunun son haberini 10 Temmuz saat 22.00'de çalıştığı gazeteye gönderdiğini ve onun yazdığı bu haberi hala muhafaza ettiğini belirten Çotiç, "Oğlum haberinde, 'Kimse bir şey yapmazsa bunlar benim son haberlerim olabilir' ifadesini kullanmıştı. Gerçekten de o haber oğlumun son haberi olmuştu. Çünkü kimse bir şey yapamamıştı ve oğlum da katledilmişti" diye konuştu.
Oğlu ve arkadaşlarının katledilip gömüldükleri yeri olayın görgü tanıklarından öğrendiğini ve bunu gerekli makamlara ilettiğini anlatan Çotiç şöyle dedi:
"Ancak burası mayınlarla döşendiği için oğlumun kemiklerine ulaşamıyorum. Sırp Cumhuriyeti yetkilileri de burada mayınların temizlenmesi için gerekli izni vermiyor. Her gün oğlum rüyalarıma giriyor. Bana sadece kemiklerinden bir tırnağını verseler, onu Potoçari'ye gömsem ve gelip her gün dua etsem bu bana yeter. Çünkü oğlum her gün rüyalarımda... Dayanamıyorum artık..."
Bosna-Hersek'in doğusunda bulunan Srebrenitsa, BM'nin "güvenli bölge" ilan ettiği Saraybosna, Bihaç, Gorajde, Zepa, Tuzla gibi yerlerden biriydi. Srebrenitsa'nın bu özelliğinden dolayı komşu bölgelerden de mülteci akını olmuş ve katliam öncesinde 45 bine yakın bir nüfus Srebrenitsa'da toplanmıştı.
Srebrenitsa'daki Boşnak erkek ve 14 yaş üstü çocuklar, Bosnalı Sırp birliklerinin komutanı Ratk Mladiç'e bağlı birliklerce sığındıkları Hollandalı birliklerin elinden alınarak otobüslere ve kamyonlara doldurulup götürüldükleri ormanlık alanlarda, kapatıldıkları fabrikalarda katledildi. Cenazeleri ise toplu mezarlara gömüldü. Srebrenitsa yakınlarında bulunan 13 ayrı toplu mezarda binlerce Boşnak erkeğine ait ceset bulundu. Srebrenitsa'da katledilen 8 bin 372 Boşnak'tan 2 bininin cesedi ise hala bulunamadı.
Srebrenitsa katliamının baş sorumlularından Ratko Mladiç hala yakalanamadı. Srebrenitsa katliamı, BM ve Lahey Adalet Divanı tarafından "soykırım" olarak kabul edildi. Ancak Boşnaklar, "soykırımın" sadece Srebrenitsa'da değil, tüm Bosna'da yapıldığının kabul edilmesini istiyor.
AA