"Dış medya yanlış yönlendirdi"
Uluslararası medyanın Gezi Parkı olaylarını yanlış yönlendirdiğini söyleyen Ali Babacan'dan bir dizi eleştiri geldi
HABERTURK.COM
Basın Kulübü'nde Erhan Çelik'in sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sosyal medyanın tahrik ve provakasyona nasıl dönüştüğünün en iyi örneğinin Gezi Parkı olaylarında yaşandığını söyledi. Babacan ayrıca uluslararası medyanın olayları yanlış yönlendirdiğini savundu.
Dış politikayla ilgili önemli değerlendirmeler yapan Ali Babacan'ın konuşmasından satır başlıkları şöyle:
Avrupa Parlamentosu'nun kararına hem şaşırdık hem de çok üzüldük. Bu Avurapa'nın kendi itibarına zarar veriyor. Bugün Suriye'de 100 bine yakın insan öldü. Bir rejim sistematik olarak kendi vatandaşlarını öldürüyor, üstelik kimyasal silah kullanıyor. Suriye konusunda ciddi miktarda kayıtsız duran Avrupa Birliği, Türkiye'deki olaylarla ilgili nasıl bu kadar hızlı hareket etti, yanlış yorumladı şaşırdık. Bazı lobiler parlamento üzerinde etkili oldu. Bazı ülkelerin lobileri var. Düzgün tespit yapamıyorsa o parlamentorların itibarı kalmaz. Suriye meselesinde tamamen kilitlenmesi BM'nin itibarını zedeliyorsa, böylesine yanlış tespitler AB Parlamentosu'nun itibarını zedeleyecektir.
ARKADAŞLARIMIZ KONUŞURKEN YAYINI KESTİLER
Uluslararası medya 2 haftadır her gün Türkiye'yi 1 numaralı gündem maddesi yaptı. Türkiye'de yaşanandan çok daha vahimi Yunanistan'da, İspanya'da hatta ABD'de kriz döneminde yaşandı. Ama hiçbirisini biz gündemin bir numaralı maddesi olarak görmedik. Bizim arkadaşlarımız uluslararası medyada canlı yayınlara bağlandı. Gerçekleri izah etmeye çalışan arkadaşlarımız konuşurken yayınları kestiler. Taksim Meydanı'na bağlanırken 'Savaş muhabirine bağlanıyoruz' şeklinde sunuyorlar. Bu haberlere bakanlar Türkiye'nin kaos yaşadığına inanıyorlar, böyle bir şey yok. Burada şunu görüyoruz ki, dünya kamuoyu nasıl hızlı bir şeklide yanlış yönlendirilebiliyor bunu kendi örneğimizde yaşadık.
SOSYAL MEDYADA TAHRİKİ EN İYİ BİZ YAŞADIK
Irak'ta kitle imha silahı var dediler. ABD öncülüğünü yaptı, arkasından İngilizleri sürüklediler. Binlerce kişi öldü. Tek bir kimyasal silah çıkmadı. İngiltere'de Blair düştü, İspanya'da yönetim gitti. Böyle bir şeyin olmadığı ortaya çıktı. İngiliz istihbaratı bizde böyle bir bilgi olmadığını söyledi. Koskoca bir ülke savaşa girerken kendi elinde bilgi olmadan savaşa girer mi? Bizim de kamu diplomasisi alanında çok daha farklı çalışmalar yapmamız lazım. Dezenformasyon önemli oranda dış tehdit boyutuna geldi. Sosyal medya iyi kullanılabilirse iyi bir araç ama kötü niyetlilerin nasıl tahrikte, provokasyonda kullandığını en iyi biz yaşadık.
TWEETTER'IN ÇIKIŞ NOKTALARI ARAŞTIRILIYOR
Twetter çıkış noktaları, kim ilk tweet'i attı, bunların hepsinin çalışmaları yapılıyor. İyi bir analiz yapıyoruz. Burada kasıt var, organize yapılar var, ama gayet iyi niyetli vatandaşlarımız da var. Bir yerlerden tweet alıyor mesela, '2 gün dayanırsak AK Parti hükümeti Avrupa Birliği kararıyla düşecek' deniyor. İyi niyetli vatandaşımız buna inanıp, yüzlerce arkadaşına gönderebilir. Ama bunu ilk çıkaran kim? Bunların hepsinin iyi araştırılması, iyi analiz edilmesi gerekir. Özgürlüklerle güvenlik arasındaki dengeye çok dikkat ediyoruz. Biz bunu terazinin kefesi gibi görmek istemedik. Şimdiye kadar güvenliği gerekçe gösterip, özgürlük kısıtlaması yapmadık. Öte yandan özgürlükleri istismar ederek güvenliğe zarar vermesine izin vermemeye çalıştık.
ÖZGÜRLÜKLE GÜVENLİK PARALEL YÜRÜMELİDİR
Özgürlüklerle güvenliği eş zamanlı ilerlettik. Bu tabii çok kolay değil. Bunun ikisini başarılı şekilde gerçekleşen bir ülke olduk. Biz Avrupa Birliği'ni Türkiye için bir modernleşme projesi olarak gördük. AB'nin siyasi reformlardaki ortaya koyduğu standartlar, normlar, kriterler bunlar bizim için önemli oldu. AB'ye üye ülkelerin fiiliyatta ne olduğuna bakmaksızın ideal olan standartlarına baktık. AB'ye üye olan ülkelerde çok yanlış uygulamalar var. AB üyelerinin 'sen artık standartlarımıza uymuyorsun çık' dedikleri bir mekanizma yok. Bizim üyelik sürecinde olan bir ülke olarak komisyonlarda raporlarımız yayınlanıyor. Türkiye'ye zarar vereceğine inandığımız adımları erteliyoruz.
SURİYE'YE SEYİRCİ KALMALARI DÜŞÜNÜLEMEZ
Suriye ile ilgili Cenevre'de Temmuz'da yapılabilecek bir toplantı var. Bundan önce tarafların bir bakıma duruşu, verdiği mesajlar son derece önemli olacak. Masaya oturmadan önce orada çıkabilecek sonuçla ilgili herkes kartlarını koyacak. ABD 'bu benim kırmızı çizgim' diyerek muhalefete silah veririm demesi önemli. Sayın Başbakanımız Obama ile beraber çok uzun değerlendirmeler yaptı. AB de benzer adımlar atabilir. Bir yandan rejime yoğun nakit ve silah desteği verilirken, rejimin yanında halka karşı savaşırken, Batı'nın bunu seyretmesi düşünülemez. Sonuçta bizim arzumuz diplomatik çözüm.
İRAN BİZDE ÇOK CİDDİ BİR HAYAL KIRIKLIĞI
İran'ın ismi İran İslam Cumhuriyeti. Bizim böyle bir ülkeden beklentimiz, özellikle sivillere, kadınlara, çocuklara karşı bir şeyler oluyorsa ona karşı durması. Sivilleri katleden, uluslararası hukuk karşısında insanlık suçu olan tescil eden eylemler yapan bir rejimin yanında olmaları, doğrudan, dolaylı destek vermeli bizim için çok ciddi hayal kırıklığı. Biz İran'ı yıllarca BM'de AB'ye, ABD'ye karşı savunduk. Onlara İran'ı anlatmaya çalıştık. Suriye karşısında böyle bir tutum almaları çok üzücü. İran'ın ideolojileri doğrultusunda pekçok adımı attıklarını görüyoruz. Biz dünyanın her yerinde aynı idealleri savunuyoruz. Türkiye için ne diyorsak pek çok ülke için aynı şeyleri söylüyoruz.
BİLDERBERG'İN ÜSTÜNDEKİ GİZEMİ KALKTI
Bilderberg'e Türkiye'den katılanların sayısı çoğalıyor. Bilderberg'in üzerindeki gizem biraz kalkıyor açıkçası. Her sene 130 davetli oluyor. Bunların üçte ikisi Avrupa'dan, üçte biri ABD'den. Bir konferans şeklinde oluyor, ikibuçuk gün sürüyor. Orada konuşulanlar dışarıda konuşulabiliyor, anlatılabiliyor. Sadece kimin söylediği açıklanmıyor. Daha rahat bir konuşma ortamı olsun diye bu kural var. Şu fikirler ortaya atıldı, ama falanca kişi şunu söyledi diyemiyorsunuz. Bu yıl oturumlarda Türkiye başlıklı bir oturum yoktu. Ben orada olduğum için bize Türkiye ile ilgili çok soru soruldu.
DIŞ MEDYADA CANLI YAYINI KABUL EDERİM
Türkiye'yi tarafsız bir şekilde yansıtmak istiyorsa telefondan değil canlı yayından yapalım diyorum. Diyorlar ki, 'siz telefonla bağlanın'. Ben telefonla bağlanınca karşınızdaki farklı görsellerle farklı yayın politikasına bizi malzeme yapmak istiyorlar. Bunu kabul etmiyorum.