Dünyanın çatısına yolculuk: Tibet!

17.04.2018 - 13:13 | Güncelleme:

Rakım 3600... Bu ne demek? “Yılın 12 ayı hava hep soğuk, kışın ise dondurucu” demek. İşte tam da bu yüzden ağustosta Tibet’e gitmenin tam zamanı. Çünkü Türkiye’de sıcaktan yanarken Tibet’te biraz üşüyebilir ama donmadan tatil yapmanın tadını çıkarabilirsiniz. Eğer alternatif rotaların peşindeyseniz, bu ilginç, renkli ve huzurlu Budistlerin yaşadığı bölgeyi mutlaka görün! İşte Tibet rehberi, Tibet'te gezilecek yerler ve mekanlar!

Nazenin Tokuşoğlu, HT Cumartesi'de Tibet'i kaleme aldı. Hayatta en çok görmek istediğim iki yerden biriydi Tibet. “Şu Tibet’e bir gideyim de...” ile başlayan cümleler sıklaşmaya başlamıştı. Evet çok uzaktı İstanbul’dan, ayrıca gidenlerin “Şöyle korkunç, böyle tehlikeli” dediği bir yerdi. Entellerin de olmazsa olmazıydı. Vize almak zordu. İklim koşullarının bizim gibi Akdeniz çocuklarını zorlayacağı garantiydi. Ama dünyanın en ilginç bölgelerinden biriydi. Dini hayatının merkezine oturtmuş toplumlar genelde kapalı, klasik, tutucu hatta bağnaz olabiliyor. Ama Tibet bu yargıların hepsini yerle bir ediyor. Budizmi öylesine özümsemişler ki, dağ taş Budizm kokuyor ve bu sizi hiç rahatsız etmiyor. Yahu herkes mi gülümser o kadar fakirliğe, rakıma, soğuğa ve Çin’e rağmen!!! Tibet felsefe, sosyoloji derslerine malzeme olacak nitelikte.

Tibet’e ilk vardığım anı unutamam, beynim acıdı; mecazi değil gerçek anlamda. 3600 metrede bir ülke, bölge her neyse. Benim “Ülke” diyesim geliyor. İlk gün uyumadım. Dağcı kuzenim Serhan’ı aradım. “İsabet olmuş uyumaman gerekiyor Nazocum” dedi. Bildiğiniz dağdayım. Düşünün ki Ağrı Dağı’nın tepesinde yaşıyorsunuz.

POTALA PALACE

Potala Palace, “Dünyanın Çatısındaki İnci“... Dalai Lama’nın da bir dönem yaşadığı saray, Tibet’in kültür hazinesi, dünya kültür mirasları listesinde yer alıyor ve koruma altında.

TİBETLİ BEBEKLER

Tibet’e yolunuz düşerse, köylerine mutlaka gitmelisiniz. Gerçek yaşam oralarda. Köylüler çok fakir ama bir o kadar da misafirperverler. Arpa suyuyla da bir köyde tanıştım. Tuhaftı. Bebeklerini sev sev bitiremedim. Hassas tenleri, ağır iklim koşullarına uyum sağlayamadığı için, kabuk bağlamış iki yanakla karşılıyorlar sizi. Soğuk ve güneş ikilisiyle aynı anda tanışıyorlar. Tıpkı Losantinzo gibi. Tibet’te yedi yıl mı? Ne var ki, ben gönüllü olarak kabul ediyorum onlarla yaşamayı. Sıradışı benzerlerine göre biraz masraflı ama mutlaka gidilmesi gereken bir yer ‘Dünya’nın Çatısı’ Tibet.

OM MANİ PADME HUM

Om Mani Padme Hum...Budist ülkelerde hemen her yerde görebileceğiniz bu mantra, “Lotus Çiçeğinin İçindeki Mücevher” diye çevrilen bir dua. “Sen lotus çiçeği gibi iyi, temiz ol, göreceksin ki her şey kendiliğinden olacak.” Bütün manastırlarda, evlerde, kayaların üzerinde, sokaklarda bu duayı göreceksiniz. Ben de sağ elimin orta parmağında taşıyorum. Sonunda benim de, uğurlu dediğim bir takım oldu.

TİBET ÖKÜZÜ

Hindistan’daki kutsal inek burada yerini bahtı doğuştan kara ‘yak’a bırakıyor. Hani şu meşhur Tibet öküzü ama hiç öküz gibi değiller. Dev hayvanın bir kaçışı var benden, sanki tavuk. Zavallının her yerini sokaklarda uluorta satıyolar, bir bunu sevmedim başkent Lhasa’da. Bu zavallının kemiğinden hediyelik eşya da yapılıyor. Kendimle çelişerek bir tane aldım.

SOKAK DUASI

Herkes sokaklarda, yerlere yatıp sürünerek dua ediyor. Bir de ‘prayer wheel’ diye bir şey var ellerinde, boyuna çeviriyorlar. Bu çevirme dahil her şeyi saat yönünde yapıyorlar. Alışveriş, tapınak ziyareti vs... Tabii anlayana kadar üzerimden bir grup silindir gibi geçiyordu az daha. Ters yönde yürüyormuşum. Düşünün ki İstiklal Caddesi’nden Tünel’e doğru yürüyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz herkes karşıdan geliyor. Kediler bile.

DUA TEKERLEĞİ

“Sıkı bir hayvan hakları savunucusu olsam da yak kemiğinden yapılan takılardan mutlaka alın” derim. Bir de Budistlerin ellerinde çevirdikleri dua tekerleği hoş bir hediye olabilir.

TİBETLİLERİN MÜCADELESİ

“Dünyanın Çatısı” Tibet’in bilinen tarihi, 520 yılında bir kabile reisi olan Songstan Campo’nun, krallık kurmasıyla başladı. 1950’ye kadar Tibet, Çin’in himayesi altında, Dalai Lama tarafından bağımsız bir devlet olarak yönetildi. 1950’de Çin Ordusu Tibet’e girdi ve Tibet, Çin’in kendi kendini yöneten bir bölgesi oldu. 1959’da Tibetliler, isyan etti. Dalai Lama, Hindistan’a kaçtı. Budistlerin toplu halde ibadet etmeleri yasaklandı. 1980’den sonra Çin yönetimi bölgedeki baskıyı yumuşattı.

GÖRMEK İÇİN 5 NEDEN

1. Kurucusu Gautama’nın ölümünden sonra, Hindistan’da, Asya’da ve dünyanın geri kalanında yayılan Budizm’i öğrenmek için gidin.

2. Bizim halaya benzeyen Tibet dansını izlemelisiniz. Benzeyen çok yönümüz var. Araştırmak lazım. Yoksa biz Tibetli miyiz?

3. Halkın büyük kısmı tarımla uğraşıyor ve köylerdeler. Katıra benzeyen Tibet Öküzü ‘yak’ı buralarda bol bol görebilirsiniz.

4. Tepelerde dolaşmaya meraklıysanız, Tibet Platosu’nun ortalama yüksekliği 4500 metre. Güneyde Himalaya Dağları’yla çevrili.

5. Harika bir ırk tanımış olacaksınız. Tibetliler, Moğol ırkına mensup. Lama budizmine bağlılar. Yaşantıları görülmeye değer.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ