EKONOMİ HABERLERİ

05 ARALIK 2016

Gül satış sürecine ilişkin, "Bunların içerisinde kısa zamanda satılması gereken şeyleri satışa hazırlayacağız . Ben tarih vermiyorum ama 2017 başında olabilir." dedi.

FETÖ soruşturması kapsamında devraldıkları şirketleri ekonomik açıdan herhangi bir sıkıntı yaratmayacak şekilde yönetmek durumunda bulunduklarını, TMSF'ye devrin gayesinin de bu olduğunu ifade eden Gül, "Bu şirketler eğer normal mekanizma ile yürüyebilecek şirketlerse... Ama bazı şirketler öyle değil. İşletme sermayesi çekilmiş, içinde bir değer kalmamış şirketler de var. Dolayısıyla bu şirketlerle ilgili eğer grup içerisinde bir transfer yapma imkanımız varsa onu da değerlendireceğiz. Yoksa bu şirketleri tasfiye edeceğiz." şeklinde konuştu.

Herhangi bir şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda tasfiye edildiğini anımsatan Gül, TMSF'nin bu şirketlere herhangi bir kaynak aktarmayacağını, mevcut kaynaklarını değerlendirerek işletmeleri yaşatacağını ve çözümlemesini sağlayacağını, borca batık firmalar olursa da tasfiye mekanizmasının işletileceğini bildirdi. Gül, TMSF'nin bu şirketlerle hukuku olanların da hukukunu koruyacağını söyledi.

"TMSF'NİN ARTIK KENDİSİ KAYYUM"

Şakir Ercan Gül, TMSF'nin büyüyüp küçülebilme özelliğine sahip bir kamu kurumu olduğunu belirterek, bu şirketlerin yönetimi konusunda ihtiyaç duydukları iş gücünü dışarıdan temin etme ve bu iş gücünü satış ile birlikte devretme imkanına sahip olduklarını kaydetti.

TMSF'nin artık kendisinin kayyum olduğunu ifade eden Gül, "Biz artık kayyum değil, yönetim kurulu atıyoruz." dedi. Söz konusu yönetim kurulu üyelerinin önemli bir bölümünün TMSF personeli olduğunu belirten Gül, ayrıca işletmelerin faaliyetine yararlı olabilecek özel sektördeki mali müşavir ve avukatların da yönetim organına atandığını söyledi.

"Bu anlamda kaç kişiye ihtiyaç olacaktır?" sorusu üzerine, bunu süreç içerisinde görebileceklerini, henüz şirketlerin fotoğrafını çekemediklerini ifade eden Gül, bu konuyla ilgili yürüyen davaları da dikkate alacaklarını kaydetti.

Gül, şirketlerin satış takvimine ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:

"Bunların yargı dosyalarına bakmak lazım. Oradaki süreci takip etmek lazım. Tereddütlü bir durum olup olmadığına bakmak lazım. Yargısal süreçle birlikte değerlendirilecek şeyler... Bunların içerisinde kısa zamanda satılması gereken şeyleri satışa hazırlayacağız en kısa zamanda. Ben tarih vermiyorum ama 2017 olabilir, 2017 başında olabilir. Genel bir şey söylemiyorum. Şirketin durumuna, suçun isnat derecesine göre bir sürü şey etkili oluyor. O belirsiz alanları da dikkate alarak bunları bir şekilde ekonomiye, daha sağlıklı ellere ulaştırmaya çalışacağız. Dolayısıyla bu konuda kamuoyunun desteğini istiyoruz. Çünkü burada zor bir iş yapıyoruz. Devletimiz ciddi bir saldırıya maruz kaldı. Bu saldırının bir daha tekerrür etmemesi noktasında, ekonomiye maksimum fayda ya da minimum zarar oluşturmak prensipleri çerçevesinde iyi niyetle ve hukuka uygun şekilde bunları çözümlemeye çalışacağız. Bundan sonra milletimizin duasını istiyoruz."

"HAK SAHİBİ İDDİASINI İSPAT EDEMİYORSA ONLARA YAPILACAK BİR ŞEY YOK" 

TMSF Başkanı Gül, el konulan gayrimenkul şirketlerinden daire alan ve henüz dairesini teslim almamış hak sahiplerinin zaten kayıtlarda belli olacağını ifade ederek, "Bu hak sahibine o grubun imkanları çerçevesi içerisinde bize ne devredilmişse, ne varsa onları bir şekilde, hukuk içerisinde yerine getirmeye çalışacağız." dedi.

Hak sahibinin iddiasını ispat edememesi halinde yapılacak bir şey olmadığını belirten Gül, "İddiasını ispat ediyor, fakat ilgilinin malvarlığında ona yetecek kadar karşılık verebilecek bir şeyimiz yok. Orada bir kamu kaynağı kullanmayacağımız için yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Ama gruptan temin edebileceğimiz imkanlar çerçevesinde bu kişinin hakkı kendisine verilecektir." diye konuştu.

İlişkileri engelleyici değil, akışı doğru istikamette yönlendirebilecek bir yönetim felsefesine sahip olduklarını, aksi halde bu şirketlerin kendilerine devrolmasının bir anlamı bulunmayacağını ifade eden Gül, bu şirketlerin büyük bölümünün mahkemelerin atadığı kayyumlarla yönetildiğini, şirketlerin mahkemeler ile şirket yönetimi arasındaki ilişkinin doğru kurulamayacağı düşüncesiyle devredildiğini söyledi.

Bu konudaki tecrübesi nedeniyle TMSF'ye şirketlerin devrinin gündeme geldiğini kaydeden Gül, "Yoksa normal şartlarda bir yönetim organına sahiptiler. Burada maksat ekonominin işleyişine zarar vermeyecek tarzda bu işletmelerin devamlılığını sağlamak. Satılması gerekiyorsa satmak, tasfiye edilmesi gerekiyorsa da tasfiye etmek. Bunu yaparken de soruşturmaların açık olacağı bir mekanizmayla yürüyecek." ifadelerini kullandı.

"YA KAYYUM YA DA TMSF İDARE EDECEK, 3'ÜNCÜ SEÇENEK YOK" 

Şakir Ercan Gül, aynı zamanda, yargının tespit ettiği bağlantıların ortaya çıkmasına özgü bir alan oluşacağına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Buna da zarar vermeyecek. Hem o yürüyecek hem de ekonomik olarak bu işletmelerin topluma yük olmaması için ne gerekiyorsa o yapılacak. Yönetsel bir tutum nedeniyle TMSF tercih edilmiştir. Yoksa normal şartlarda kayyum mekanizmasıyla bir şekilde yönetiliyordu. Soruşturma da bir taraftan yürüyecek. Soruşturma sonunda, teröre finansman sağlama noktasında tespit varsa, o tespit de mahkeme tarafından onaylanırsa, teröre desteğin sonucu olarak bütün dünyada olduğu gibi devletimiz de onu yapacaktır. 'Aksi ispat edilinceye kadar herkes masumdur' prensibinden yola çıkarak bu şirketlerin sahipleri teröre finansman konusunda belki beraat edeceklerdir. Beraat ederlerse mülkiyet haklarına dokunulmayacak bir yapı düşünüldü. Kanunda 'eğer işletmeyi satsanız da bunun parasını nemalandırın. Mahkeme sonunda bu kişi beraat ediyorsa buna iade edin' deniyor. Ama mahkum olursa o para kamunun olacak. Bir suç iddiası var ki kayyum atanmış. Ya kayyum ya da TMSF idare edecek, 3'üncü bir seçenek yok."

"ŞİRKETLERİN FOTOĞRAFI HENÜZ ÇEKİLMEDİ"

FETÖ'ye bağlı olan şirketlerin fotoğrafının henüz çekilemediğini ifade eden Gül, "252 tane şirketten bahsediyoruz. Şurada ne kadar zaman geçti? Bu süreç içerisinde bu işletmelerin gayrimenkulleri illa satılacak diye bir şey de yok. Onu ayıramazsın. Belki bütün değer ifade eden unsurları bir paket yapıp satacağız. Burada daha çok önümüzde işletme var. Bu işletmelerin gayrimenkulleri olabilir. O gayrimenkuller tek tek satılabileceği gibi, işletme bünyesine de alınabilir." diye konuştu.

TMSF Başkanı Gül, Kanun Hükmünde Kararname'ye göre, FETÖ'yle bağlantılı okullar ve hastanelerin Maliye Bakanlığı bünyesinde takip edildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Onlar da 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle devlete intikal etmiş durumda. Onlar Maliye Bakanlığı tarafından Milli Eğitim Bakanlığına ya da Sağlık Bakanlığına tahsis edilmiş durumda. Dolayısıyla bunlar TMSF'ye intikal etmiş şeyler değil. Zaman zaman bu konuda hatalar oluyor. Bazı mahkemeler de böyle düşünüyor. Bizim görev yaptığımız alan şirketlerle alakalı. O da 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname. Okullarla, hastanelerle ve üniversitelerle bizim ilişkimiz yok."


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme