EKONOMİ HABERLERİ

05 ARALIK 2016

Aydın, "Asıl olanın büyüme olduğu zaman ilerledikçe daha net anlaşılmaktadır. Finansal istikrarın tabii ki önemli ve gerekli olduğu ancak büyümenin finansal istikrara kurban edilmemesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır." değerlendirmesini yaptı.

TBB açıklamasına göre, Washington'da gerçekleştirilen Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantıları ile Uluslararası Finans Enstitüsü'nün genel kurul çalışmalarına katılan Aydın, yaptığı konuşmada, küresel ekonomide krizin dokuzuncu yılında dünya ekonomisinde toparlanmanın istenen düzeyin gerisinde olduğunu ve hala yavaş seyrettiğini ifade etti.

Aydın, dünyada milli gelir ve ticaret hacmi büyüme hızının, kriz öncesi döneme göre daha düşük kalmaya devam ettiğini belirterek, büyüme performansının ülkeler arasında çok ciddi farklılıklar gösterdiğini dile getirdi.

ABD'de toparlanma devam ederken, AB ve Japonya'da durgunluğun sürdüğüne dikkati çeken Aydın, "Bu durum küresel çerçevede gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızının yavaşlamasına neden oluyor. Çin başta olmak üzere çok sayıda gelişmekte olan ülkede büyüme hızı ivme kaybediyor. Mevcut politikalarla bu trendin kısa sürede değişmesi kolay görülmemektedir." değerlendirmelerini yaptı.

Aydın, gelişmiş ülkelerde parasal genişleme yoluyla faiz oranlarının düşük düzeyde tutulma çabasının ABD dışında henüz beklenen etkiyi yapmamasının, uluslararası toplantılarda üzerinde durulan konulardan biri olduğu bilgisini verdi.

Tartışmalarda, maliye politikası ve yapısal önlemlerle desteklenmediği için tek ayaklı kalan negatif faiz politikasının canlanmayı yeterince sağlamadığının belirtildiğini aktaran Aydın, şunları ifade etti:

"Mevcut politikanın finansal istikrarı olumsuz etkileme ihtimali üzerinde tartışıldı. Ekonomiler ve finansal piyasalar farklı tempolarda performans gösteriyor. Genellikle finansal piyasalar, ekonomik performansların önüne geçebilmektedir. Uzmanların değerlendirmesine göre faiz oranlarının düşük düzeyde bulunması yeni fırsatlar oluştursa da büyümenin yavaş olması risklerin de yüksek düzeyde kalmasına yol açmaktadır. Uluslararası para ve sermaye piyasalarında vade kısalmakta, sermaye akımlarında sert dalgalanmalar yaşanmaktadır. Küresel risklerin etkilerinden korunmak isteyen gelişmekte olan ülkelerin daha ihtiyatlı yaklaşımlarının bu ülkelerde büyüme hızını ve küresel büyümeyi daha da aşağıya çektiği tartışılan diğer bir konu oldu."

"ASIL OLAN BÜYÜME"

Hüseyin Aydın, sadece para politikasına dayalı uygulamaların yeterli olmadığını belirterek, büyümenin desteklenmesi için talebi canlandıran genişleyici bütçe politikaları ile yatırımları özendiren yapısal uygulamaların da mutlaka devreye sokulması gerektiğini vurguladı.

Bu durumun, gelişmiş ülkelerdeki hükümetlerin, karma ekonomi politikalarının uygulanmasına yönelik daha kararlı bir yaklaşım sergilemelerini ve uluslararası alanda daha yapıcı bir iş birliği içinde olmalarını zorunlu kıldığına işaret eden Aydın, "Asıl olanın büyüme olduğu zaman ilerledikçe daha net anlaşılmaktadır. Finansal istikrarın tabii ki önemli ve gerekli olduğu ancak büyümenin finansal istikrara kurban edilmemesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır." ifadelerini kullandı.

Aydın, küresel ekonomideki gelişmelerin, dış ticaret ve sermaye hareketlerinde dışa açık bir ekonomiye sahip olan Türkiye'yi de önemli ölçüde etkilediğini dile getirdi.

Yavaşlayan dış talebin büyümeye katkısının sınırlı kaldığını belirten Aydın, uluslararası sermaye akımlarının seçici ve dalgalı olmasının da dış finansman imkanlarını, bu kaynaklara ulaşımda bir soruna yol açacak kadar olmasa da göreceli sınırlandırdığını dile getirdi.

Aydın, TBB üyesi bankalar tarafından uluslararası yatırımcılarla yapılan ikili görüşmelerde; darbe girişimi, bunun etkileri ve hükümetin aldığı önlemler konularında değerlendirmeler yapıldığını aktararak, şunları kaydetti:

"Yatırımcıların soruları ekonomik konulardan daha ziyade olağanüstü hal uygulamaları ve yansımalarını anlamaya yönelik olmuştur. Görüşmelerde, 2017 - 2019 dönemi Orta Vadeli Program hakkında bilgi verildi, büyümenin hızlanarak sürdürülmesinin ve istihdamın arttırılmasının öncelikli konular olduğu, makro dengelerin sağlam kalmasına dikkat edildiği belirtildi. Bu nedenle hükümetin tasarrufları ve sabit sermaye yatırımlarını artırmak için kaynak kullanımında etkinliği destekleyecek reformları hayata geçirmekte kararlı bir yaklaşım içinde olduğu belirtildi. Bu sayede, son kredi not düşürümüne karşı verilecek en iyi cevabın reformlar yoluyla ekonomik büyümenin sürdürülmesi olduğu vurgulandı."


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme