• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-

Rifat Hisarcıklıoğlu'na kefilim

Çağlayan: "IMF'e borcumuzu istersek bugün kapatırız. IMF'te çalışanların maaşlarını senelerdir biz ödedik"

11 Mart 2010 Perşembe, 01:01:00
Rifat Hisarcıklıoğlu'na kefilim

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan Bloomberg HT’de Gülin Yıldırımkaya’nın sorularını yanıtladı. IMF'e olan borcu bugün kapatabileceklerini kaydeden Çağlayan, darbe planlarında Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başbakan olarak adının geçmesiyle ilgili soruya da “Ben de Rifat Bey'in böyle bir işin içinde olacağı kanaatinde değilim.” yanıtını verdi.

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

İşadamlarından bu kadar bahsetmişken çok sıcak bir gündem onu da konuşalım istiyorum. IMF ve sayın Başbakan dedi ki dayatmaları hiçbir şekilde kabul etmeyiz IMF bize dayatmalarda bulunmasın. Ne dayatıyor IMF bize?

Şimdi şunu şöyle ifade edeyim ben IMF’i tabii çok eskiden beri tanıyorum. Sanayi Odası Başkanlığım döneminde de gelirlerdi görüşürdük. Sonra Sanayi Bakanlığım döneminde bir kere görüştük. Ondan sonra görüşme ihtiyacı da hissetmedim ve görüşmedik prensip olarak. Onlardan gelen hiçbir görüşme talebine de ben evet demedim. Şunu çok net ifade edeyim IMF Türkiye’ye karşı AB gibi ikircikli bir tutum uygulayan bir yapı. Bakın bu küresel krizin oluşmasının hemen ardından IMF bütün ülkeleri Amerika başta olmak üzere aman işsizlik meselesi önünüze problem çıkmasın büyümeniz azalmasın onun için mutlaka üç tüketime ağırlık verin ve para verin, para basın, para dağıtın ve insanlara alışveriş yaptırın dedi tüm dünyaya. Döndü Türkiye’ye sen hariç, dedi. Şimdi Türkiye’ye de gelince hayır bunu yapamazsın yaparsan bana bunun kaynağını göstereceksin. Ya mübarek sen kalkıp Amerika’ya bunu söylüyorsun, Amerika ne yaptı, Merkez Bankası dolar bastı. Avrupa ne yaptı, Euro Merkez Bankası Euro bastı. Japonya ne yaptı Japon Merkez Bankası Yen bastı. Yen bastı derken Japonya’nın zaten kendi para birimi dünyaca belirlenen para birimi ölçüsü. Ben ne basabilirim? Dolar basabilir miyim? Euro basabilir miyim? Bende bu sefer kendi vereceğim destekler karşısında mutlaka borçlanma yoluna gideceğim. Öbür taraftan da verginin azaldığı bir ortamda IMF’in bu konuda getirmiş olduğu  birkaç önemli konu vardır. Bunlar asla kabul edilebilir değildir. Ve bunun üzerine Sayın Başbakanımız biz Türkiye’yiz. Türkiye’nin menfaatleri her şeyin menfaatinden üstündür. Ülken menfaatlerine kesinlikle ters gelecek hiçbir şeyin içinde olmayız diye çok sağlam bir şekilde, duruşla bir talimat verdi. Ve bu konu biliyorsunuz Sayın Ali Babacan’ın konusu. Ve bununla ilgili gelişmeler, görüşmeler vs. gidişler, gelişler. Ama IMF diğer ülkelere göstermiş olduğu uygulamayı maalesef Türkiye’ye yapmadı. Aslında IMF tek başına hikayesi de Türkiye’ydi. Ve IMF’nin son yıllarda memurlarının maaşlarını Türkiye’nin vermiş olduğu Türkiye’den aldığı faizlerle geçindirecek hale gelmiştir. Ben IMF karşıtı değilim IMF’nin de ortağıyım Türk olarak. Ama burada Türkiye eski Türkiye değil. Belirtmek istediğim hadise o.

Bir de insanlar şunu merak ediyor, şimdi ilişkiler bu kadar geriliyor ama sonrasında tekrar bir IMF’den para almamız gerekirse o zaman nasıl etkilenir?

Hiçbir problem olmaz. Neticede para vermek için kurulan bir yer. Dünyanın bütün güçlü ülkelerinin ortak olduğu bir yer. Ve bakın IMF eskiden Türkiye böyle anlaşırım anlaşmam diyecekti sonra kalkacak böylesine bir küresel bir krizde 100 yılda bir görülen böylesine büyük bir krizde kalkacak dünyanın not konusunda en cimri kanaat notu en sıfırcı hocalar gibi olan dört tane derecelendirme kuruluşu Türkiye pozitif noktada diyecek. Bakınız bugün seksene yakın ülkenin notları düşürüldü. Dünyada yüzlerce banka battı, dünyada ülkeler iflas ediyor şu anda. Ve Avrupa’da birçok ülkenin daha başı belaya girecek. Ama Türkiye IMF ile anlaşma yapmamış olmasına rağmen gerek o işsizler gerek dünyanın dört tane en büyük kredi kuruluşundan pozitif puan aldı. Ve Türkiye dünyada notu yükselen 17 ülke den biri oldu. Ve yine bu Türkiye kredi notu 2 derece artan tek ülke oldu. Bizim rahatlığımızda mali disiplinle, bütçe disiplinine önem verdik parti olarak. Ve bu konuda geçmiş dönemlerde karşılıksız para basma, karşılıksız yatırımlar yapma kesinlikle bizim dönemimizde kapandı. Kaynakları bir kere çok etkin çok verimli kullandık. Ve bir zamanlar 2 yıl öncesine kadar Türkiye’de bütçe açığı neredeyse yüzde 1’lerin altına düştü. Ve Türkiye’de devletin iç ve dış borçları toplamı gayr safi milli hasılasının yüzde 28’lerin altına düştü. Bugün bakın 2009 kriz ortamına dair o küresel krizin olduğu dönemde vergi gelirimiz düştü, diğer taraftan da  mobilya sektörü, otomotiv sektörü, beyaz eşya sektörüne destek verdik, iç üretim tıkanmasın, insanlarımız işini kaybetmesinler diye işsiz insanlar ordu haline gelmesinler diye o dönemde bile Türkiye’nin şu anda bütçe açığı yüzde 5’ler seviyesine çıktı. Bugün Yunanistan’ın bütçe açığı yüzde 12.7. İspanya’nın bütçe açığı yüzde 10’ların üzerinde. Türkiye şu anda maksimum yüzde 5. Ve Türkiye’nin toplam iç ve dış borçları bakmayın birileri zaman zaman çıkıp 500 milyon dolar diyor. Onlar hesap bilmedikleri için o rakamları söylüyorlar. Özel sektörün borcunu da bunun içine devletin borcuna katıyorlar. Banane özel sektörün borcundan. Ve burada Türkiye’nin toplam borcuda ki hazine rakamları sürekli yayınlanıyor her şey şeffaftır bir de burada. Toplam Türkiye gayri safi hasılamızın yüzde 44’ü. Avrupa Birliği kriterleri yüzde 60. Avrupa’nın en büyük ülkeleri bakın İngiltere, Fransa, İtalya yüzde yüzlere yakın durum. Bakın Amerika gayri safi milli hasılası 14 trilyon dolar 13 trilyon borcu var şu an. Yani Türkiye bütçe disiplinine ve mali disipline vermiş olduğu önemden dolayı bugün bu dik duruşu gösteriyor. Çünkü ülke olarak hükümet olarak bunları ben kendim yaptım. Eskiden bunları hükümetler yapamazdı. IMF dikte ettirirdi. Yapacaksınız derdi ve kontrol ettirirdi. Her ay gelip yapıldı mı yapılmadı mı diye. Bakın tekrar söylüyorum bugünkü şartlarda IMF ile anlaşma yapmıyorum diyeceksiniz, kredi notunuz artacak. Bu sadece Türkiye’ye mahsus bir şey. Türkiye’nin siyasi istikrarına, ekonomik istikrarı ve sağlanmış olan makro ekonomik dengelerin bir sonucudur. Bu konuda IMF ile para ihtiyacı, tabii ki Türkiye’nin ödemeler dengesi açısından nakit para ihtiyacı her zaman olur. Bunun anlaşması yok. O para alını dış borçlar için kullanılabilir bunun içinde IMF de olur başkası da olur öbürü de olur. Ama şu anda stand-by’la  ilgili Sayın Başbakanımızın açıklama yaptığı gibi herhangi bir gelişme herhangi bir görüşme söz konusu olmamıştır, olmayacaktır. Ama tekrar ifade ediyorum Türkiye IMF’siz yoluna devam ederken dünyanın tüm derecelendirme kuruluşlarından kredi notu arttırmış Türkiye şu anda mali kuralı çıkartıyor.

2013 yılı itibariyle de IMF’ye borcumuz sona eriyor, öyle değil mi?

İstersek onu bugünde kapatırız. Ama neticede bunu tüccar gibi düşüneceksiniz almış olduğunuz kaynağın size maliyeti nedir? Yerine yeni kaynak alırsanız daha ucuza mı daha pahalıya mı alacaksınız? Yani Türkiye’nin bu konuda problemi yok. İstersek onu bugünde bırakırız ama onun o vadesiyle o faiz yapısıyla beraber şu anda kapatılmasına gerek yok. Şunu tekrar ifade edeyim bir yerde bizim rahatlığımız, bizim sağlamlığımız şundan geliyor mali kural uygulamasından geçiyoruz. Ve yakında büyük bir testten geçip yasal  bir hale gelecek yani bundan sonra ne biz ne bizden sonra gelecek hükümetler uzun süreden bahsediyorum. Hiç bir tanesi eskiden bizden önceki dönemlerde yapıldığı  gibi böyle karşılığı olmayan para basma gibi şeyler yapamayacak. Yapacağı vereceği şeylerin mutlaka karşılığı olacak. Biz bunu parti olarak kendimiz zaten yapıyoruz özellik burada. IMF zaten gelip bunları dikte ettiriyor ülkelere. Ben zaten ülke olarak kendim yapıyorum. İşte rahatlığımız buradan geliyor. Zaten yıllardır neredeyse IMF'te çalışanların maaşlarını biz ödedik, borcumuzla faiziyle.

RİFAT HİSARCIKLIOĞLU’NA KEFİLİM

Az önce de kulaklarını  çınlattık. Odalar Birliğiyle ilgili önemli gelişmeler yaşandı geçtiğimiz günlerde. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile ilgili de kabine planı ortaya çıktı. Darbe hükümetinde kendisinin Başbakan olacağıyla ilgili iddialar ortaya atıldı. Siz o camiayı yakından tanıyan biri olarak bu haberleri nasıl izlediniz?

Rıfat Bey kendisi bunu çok net şekilde açıkladı.Kendisinin bu işin içinde olmayacağını, ilgisinin olmadığını. Kendisi her fırsatta TOBB Başkanı olduğu sırada siyasetin içinde olamayacağını çok net biçimde ifade etti. Ben de Rıfat beyin böyle bir işin içinde olacağı kanaatinde değilim. Böyle bir şey doğru da olmaz. Kendisi isminin böyle bir işle anılmasından duyduğu üzüntüyü ifade etti.  Benim ailem ihtilaller nedeniyle bütün varlığını kaybetti. Amcam bu olaylar nedeniyle üzüntüden beyin kanamsından öldü. Biz ihtilallerden mağdur olmuş bir ailenin çocuklarıyız. Rifat Bey de onu ifade etti bu tür yollarla iktidara gelmenin doğru olmayacağını. Benim tanıdığım Rıfat Hisarcıklıoğlu da bu tür şeylere tevessül etmez.