İŞ-YAŞAM HABERLERİ

07 ARALIK 2016

Maliye Bakanı Naci Ağbal, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağbal, şöyle konuştu:

"Global ekonomik koşulların, bölgede yaşanan jeopolitik risklerin azalması neticesinde bazı konuların açıklığa kavuşmasıyla, hem dış ticaret hem sermaye hem de üretim kanalından Türkiye ekonomisi 2017 yılında daha iyi bir noktaya gelecek. 2017 yılında büyüme oranlarının arttığını, enflasyonun azaldığını, cari işlemler açığının sürdürülebilir sevide kaldığını göreceğiz. Her şeyden önemlisi 2017 yılı, özellikle 2023'e giden süreçte önemli bir yeni olumlu ivmeyi başlatacak."

"60 BİN YENİ PERSONEL ALACAĞIZ"

2017'de kamuya personel alımının süreceğini bildiren Ağbal, "Kamuya yaklaşık 60 bin yeni personel alacağız. Toplam personel içerisinde de öncelikle bir rasyonelleşme çalışması çerçevesinde, 2017 yılında herhangi bir aksamaya meydan vermeden kamu hizmetleri aynen devam edecek." dedi.

"YENİDEN YAPILANDIRMA BAŞVURULARI ARTIYOR"

Alacakların yeniden yapılandırılması çalışmalarının sürdüğüne işaret eden Ağbal, şunları kaydetti:

"Yeniden yapılandırmaya ilişkin başvuru rakamları hızlı bir şekilde artıyor. 19 Ekim itibarıyla 3 milyon 980 bin 450 başvuru aldık. Bu kapsamda da 32 milyar 727 milyon 948 bin liralık bir alacağı yapılandırmışız. Bence bu rakam her geçen gün süratle artacak."

Bütçelerin önemli dokümanlar olduğunu ve toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendirdiğini ifade eden Ağbal, "2017 bütçesi kendi içerisinde harikalar yaratan, üretime, yatırıma, ihracata ve istihdama çok önemli katkılar sağlayan, gerçekten tam manasıyla bir hizmet bütçesi. 2002'de bu ülkede bütçe yapılırdı, o dönemin Maliye Bakanı parlamentoya bütçeyi götürdüğünde başı yerde olurdu. Niye? Parlamentoya bütçe götürüyorsunuz, harcamaların yüzde 43'ünü sadece faize harcıyorsunuz. Geri kalan para, vatandaşa hizmet için. Allah'ınızı seversiniz, böyle bir bütçe olur mu? Şimdi bütçeyi ben götürüyorum. Benim yürüyüşüm de değişti, bakışım da değişti, başım dik. Niye? Benim bütçem faiz bütçesi değil, hükümetimizin bütçesi tam manasıyla hizmet bütçesi." diye konuştu.

Ağbal, 2017 bütçesinin her bakımdan ekonomideki büyümeyi destekleyen en önemli itici güçlerden biri olacağını bildirerek, "Artık bütçemizin harcamalarının yüzde 43'ü faize gitmiyor. Sadece yüzde 8,9'u faize gidiyor. Bunu da düşüreceğiz. Her zaman şunu söyledik; sadece ve sadece vatandaşa hizmet için bütçe yapacağız ve bu bütçe vatandaşın hayatına dokunacak. Bu ülkede 2002'ye kadar sosyal devletin sadece adı vardı, kendisi yoktu." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti hükümetleri döneminde hem mali disiplini sürdürdüklerine hem de vatandaşın gerçek manada sosyal devleti yaşamasına imkan sağladıklarına dikkati çeken Ağbal, "Devlet bütün imkanlarını kullanarak yardımı vatandaşın kapısına, evine götürüyor. Dolayısıyla 2017 bütçesinde, bütçe açığının artmış olması meselesinin öne çıkarılmasını doğru bulmuyorum. Bu ülkenin mali politikası ülkenin ekonomi politikasının gerçeklerine uygun bir şekilde yapıldı. Şu anda 2017 bütçesi, 2017-2019 Orta Vadeli Programı, global ekonomik koşulları dikkate alarak büyümeye destek verecek." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bütçe açığının birçok ülkenin bütçe açığının üçte biri dolayında olduğunu vurgulayan Ağbal, "Var mı böyle bir ülke? Bütçe açıklarını bu kadar kontrol edebilen, borç milli gelir oranını sürekli şekilde düşüren bana bir tane ülke söyleyin." dedi.

"MALİ DİSİPLİNE KARARLI ŞEKİLDE DEVAM EDİYORUZ"

Mali disipline kararlı bir şekilde devam ettiklerini ifade eden Ağbal, bir taraftan da tasarruf tedbirlerinin devam edeceğine işaret etti.

Para politikası üzerinden ekonomiyi büyütme imkanlarının sınırlı bir noktaya geldiğine dikkati çeken Ağbal, büyümeyi kamu harcamaları üzerinden gerçekleştirmeyi hedeflemediklerini belirtti.

Ağbal, bu çerçevede ihracata çok önemli destekler verdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Zaman zaman, dünyayı takip etmeyen, aklı ve fikri eski dönemin koşullarında kalmış birtakım arkadaşlarımızı görüyorum. Sanki çok büyük laflar edermiş gibi, 'Kamu harcamalarında şöyle oldu, böyle oldu...' (diyorlar). Bunlar rakam okumayı da bilmiyor. Bunların dünyayı okudukları da yok. Türkiye'nin şu anda uyguladığı kamu maliyesi politikası, global kamu maliyesi politikalarına uygun bir politikadır. Mali disiplin, kararlı bir şekilde sürmektedir. Büyümeyi destek olan kamu harcamaları kompozisyonu üreten bir çerçevedir. Bütçe açıklarını azaltma politikamız devam ediyor. Kamu borcunun milli gelire oranı azalacak ama aynı zamanda kamu maliyesi en önemli fonksiyonlarından birisi olan büyümeye, yatırıma, üretime, istihdama destek olan bir etkin araç halinde önümüzdeki dönemde kendisini gösterecek."

Türkiye ile ilgili algının bozulmasına yönelik bir kampanya olup olmadığı ve vatandaşın dolarla içli dışlı olmasının sebebinin sorulması üzerine Ağbal, "Bütün meseleleri dolara bağlamak doğru bir anlayış değil. Ekonomiye ilişkin değerlendirme yapılırken, ülkenin orta ve uzun vadede temellerine bakmak lazım. Türkiye ekonomisi büyüme potansiyeli açısından umut vadediyor, bunu global yatırımcılar söylüyor. İçeride pompalanmaya çalışılan negatif enerjiye karşılık, dışarıdaki çevreler Türkiye ekonomisine neredeyse bizden daha fazla güveniyorlar." ifadelerini kullandı.

Ağbal, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in raporu hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, "Bir Moody's raporu tutturulmuş gidiyor. Moody's'in kendi ön yargılı yaklaşımı içerisinde ürettiği kötümser senaryo üzerinden yapmış olduğu değerlendirmeyi birtakım çevreler çok rahat bir şekilde satın almak istiyor. Halbuki Türkiye ile ilgili bölge içerisinde müthiş bir olumlu algı var. Bütün dış gelişmelere rağmen, bu yılın ilk 6 ayında yüzde 3,9 büyüdü, yıl sonuna kadar yüzde 3'ün üzerinde bir büyümeyi yakalayacağız." diye konuştu.

Türkiye'nin makro ekonomik göstergelerinin birçok ülkeden iyi olduğuna işaret eden Ağbal, şöyle devam etti:

"Bu toplumun geleceğini olumluya kurmak yerine, birtakım cımbızla seçilerek oluşturulmaya çalışılan olumsuz tabloyu da hayretle izlemiyorum, üzülüyorum. Bunlar Türkiye'nin gerçek resmini yakalamaya yönelik değil, ön yargılı çabalar. Son dönemde Türkiye ekonomisine karşı olumsuz bir kampanya yürütülüyor, bunların hiçbir geçerliliği yok. Nitekim art arda açıklanan başka raporlar ve değerlendirmeler de bunu gösteriyor.

2017 inşallah daha iyi bir yıl olacak. Global ekonomik koşulların, bölgede yaşanan jeopolitik risklerin azalması neticesinde bazı konuların açıklığa kavuşmasıyla, hem dış ticaret hem sermaye hem de üretim kanalından Türkiye ekonomisi 2017 yılında daha iyi bir noktaya gelecek. Yüzde 4,4 gibi bir büyüme hedefimiz var. 2017'de daha iyi bir tarım, sanayi ve vereceğimiz güçlü desteklerle turizm sektörü de toparlayacak. Gelecek yıl yine özel sektör yatırımlarında da sıçrama bekliyoruz. Çok önemli teşvikleri hayata geçirdik. Bugün küresel ekonomideki en büyük sıkıntı özel sektör yatırımlarının yavaşlaması. Bu, Türkiye'ye özel bir durum değil. Gelecek yıl büyüme oranlarında artış, enflasyonda düşüş, cari işlemler açığının sürdürülebilir seviyede kaldığını göreceğiz ama her şeyden önemlisi 2017 yılı, 2023'e giden süreçte önemli bir olumlu ivme başlatacak."

"VERGİ KARNESİ PEKİYİ OLANA İNDİRİM"

Bakan Ağbal, vergi borçlarını düzenli ödeyenlere yönelik bir indirim olup olmayacağının sorulması üzerine de borçlarını süresinde ödemeyenlere yapılandırma imkanı getirdiklerini, bu kez de borçlarını zamanında ödeyenlere yönelik bir çalışma yürüttüklerini ve belli bir noktaya geldiklerini anlattı. Bu konudaki planları hakkında bilgi veren Ağbal, şöyle konuştu:

"Gelir veya kurumlar vergisi mükellefimiz 3 yıl olur, 5 yıl olur, geriye dönük bütün vergi beyannamelerini süresinde vermişse ve bu beyannameleri de zamanında ödemişse, biz bu karneye bakacağız. Karnesi tamamen pekiyilerle dolu mükellefimizin gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde tahakkuk eden vergisinde indirim yapacağız. Oran ne olur, onu çalışıyoruz. Yüzde 1,2 veya yüzde 3 mü olur, onu çalışıyoruz. Bu ülkenin bütçesinin iki yakası bir arada ise bu toplanan vergiler sayesinde. Bu konuda hassas olmamız gerekir. Bu konuda arkadaşlarımız çeşitli simülasyonlar yapıyor. Bunun vergi gelirlerinde olumsuz etkisi olacak. Bu açıdan bakıldığında yasal düzenleme ile ilgili çalışmalar hazır, burada kritik olan haktan yararlanacak mükelleflerin çerçevesi ne olmalı?"

Maliye Bakanı Ağbal, söz konusu uygulamanın 2017 yılından sonra başlaması gerektiğini vurgulayarak, "Yapmış olduğumuz yasal düzenlemede 3-5 yıllık periyottaki vergi karnesine bakıp, indirim hakkını elde etmeyle ilgili düzenleme 2017 ve sonraki yıllarda başlayacak. Burada geriye değil ileriye bakacağız, çünkü yeni bir sistem getiriyoruz. Yakın zamanda bunu Bakanlar Kurulu'nda anlatacağız eğer uygun görülürse yasal düzenlemeyi yakın bir zamanda yapacağız." ifadelerini kullandı.

Ağbal, Türkiye'deki vergi yapısına ilişkin soruya ilişkin, Türkiye'de hala kayıt dışı ekonominin de kayıt dışı istihdamın da yüksek olduğunu söyledi. Ağbal, 2002'de yüzde 52 olan kayıt dışı istihdamın mevcut durumda yüzde 32 olduğunu dile getirerek, "Bu da yüksek. Kayıt dışı ekonominin geneline ilişkin ifade edeceğim oran, yüzde 26-27'ler civarında. Normalde bunun 15-20 aralığında olması gerekiyor. Burada kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda Gelir İdaresi Başkanlığımız koordinasyonunda ciddi çalışmalar yapıyoruz. Kayıtlı olmayı teşvik eden, kayıtsız olmayı cezalandıran çalışmalar yapıyoruz ama henüz gerçek manada çok önemli bir ivmeyi yakalayamadığımızı söyleyebilirim. Bizim burada daha fazla kaydı ekonomiyi teşvik edecek düzenlemeler yapmamız lazım. Özellikle bilgi işlem sistemlerini geliştirmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

Global ekonomik krizden sonra ülkelerin yatırımcı çekme rekabeti içinde olduklarını anlatan Ağbal, yatırımcıların, gelir ve kurumlar vergisi oranlarına bakarak ülkelere gittiklerini söyledi. Bugün dünyadaki genel trendin dolaysız vergilerin nominal olarak artması değil, azalması olduğunu bildiren Ağbal, Türkiye'de global trend içinde dolaysız vergiler konusuna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

 "2017'DE KAMU HİZMETLERİ AYNEN DEVAM EDECEK"

Kamuya alınacak 60 bin personelin, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından örgütle bağlantılı olduğu belirlenen kamu personelinin görevinden uzaklaştırılması da dikkate alındığında yeterli olup olmayacağının sorulması üzerine Ağbal, 2017'de kamuya alınacak 60 bin personelin dağılımının Bakanlar Kurulu'nda ihtiyaçlar çerçevesinde değerlendirileceğini belirtti. Genel bir çalışma yapıldığına işaret eden Ağbal, "Acaba bütün bu gelişmeleri dikkate aldığımızda mevcut personel, yani uzaklaştırılan ve atılan personele rağmen, bu kurumlarda alacağımız tedbirlerle kamu hizmetlerinde bir aksamaya meydan vermeden bu işi sürdürebilir miyiz? Bakanlıklarımız bu çalışmaları yaptıklarında gördük ki bu çalışmalar aynı şekilde sürdürülebilir. Dolayısıyla burada personel politikasında bir rasyonelleştirme imkanı gözüküyor. Personel harcamalarını sürekli artıran bir bütçe politikası, sürdürülebilir değil. Bu çerçevede değişik sektörlerde kamuya yaklaşık 60 bin yeni personel alacağız. 2017'de herhangi bir aksamaya meydan vermeden kamu hizmetleri aynen devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.

"32,7 MİLYAR LİRA YENİDEN YAPILANDIRILDI"

Ağbal, "Yeniden yapılandırma kapsamında ne kadarlık bir borç yapılandırıldı ve ortaya çıkan rakam sizin beklentilerinizle örtüşüyor mu? Yapılandırmada talebe göre ek süre gündeme gelir mi?" sorusuna karşılık, yeniden yapılandırmada başvuruların büyük oranda internet üzerinden yapıldığını, bunun hem vergi dairelerinde yoğunluk olmaması hem de vatandaşın bu imkandan rahat yararlanması anlamına geldiğini söyledi.

Son başvuru tarihi 31 Ekim olan yeniden yapılandırmaya başvuru sayısının her geçen gün arttığını dile getiren Ağbal, şöyle konuştu:

"19 Ekim 2016 itibarıyla 3 milyon 980 bin 456 adet başvuru almışız, bu kapsamda da 32 milyar 727 milyon 948 bin liralık bir alacağı yapılandırmışız. Bu rakam her geçen gün süratle artacak. Bakanlık olarak bu çalışmayı yaparken süresinde ödenmemiş alacakları biliyoruz ama bu alacakların kaynaklarına baktığımızda farklı farklı vergi alacakları var. Bir kısım alacak var ki ne yapsanız alma imkanınız yok, vatandaş zaten ortada yok. Yani bazı alacakların gerçekten alınma imkanı yok ama bir kısım alacaklar var ki mükelleften alma imkanımız var. Biz, büyük ölçüde yasanın bu tarafındaki başarısına bakıyoruz. Önceki yeniden yapılandırma kanunlarıyla karşılaştırdığımız da başvuru oranları şu anda daha yukarılarda gidiyor, bu sevindirici."

Ağbal, son derece etkin bir kampanya yürüttüklerini, kamunun çok alışık olmadığı görsel ve sloganları kullandıklarını anlatarak, "Canımızı dişimize taktık, vatandaşı bu tarihi fırsattan yararlandırmak için elimizden gelen ne varsa yapıyoruz. Vatandaş da buna karşılık gösteriyor." dedi.

Bu yasadan çok umutlu olduklarını, vatandaşın devletle olan borç meselesini çözeceğine işaret eden Ağbal, "Madem el sıkıştık, barıştık. Arkadaş iki taksiti mutlaka öde. Tüm vatandaşlarımı bir hataya düşmemeleri noktasında uyarıyorum. Çünkü ilk iki taksit ödenmek zorunda. Onun için herkes önümüzdeki aylarda ödeme planlarını yaparken aralık ve ocak ayına para ayırsın. Biz de vergimizi alalım. Bu devletin, milletin yatırıma, üretime, ihracata kaynak ayırmaya ihtiyacı var. Onu da nereden alacağız, yine vatandaşlarımızdan alacağız." ifadelerini kullandı.

ENFLASYON SEPETİNDE GIDANIN AĞIRLIĞI

Enflasyon sepetinde gıdanın ağırlığının indirilmesi konusunda bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine Ağbal, istatistik konusunun son derece önemli olduğunu, ülkelerin kendi istatistiklerini uluslararası norm ve standartlara göre hazırlaması gerektiğini belirtti.

İstatistiklerin güvenilirliğinin vazgeçilemez nitelik taşıdığını ifade eden Ağbal, "Bugün Türkiye'de TÜİK tarafından hazırlanan bütün istatistikler uluslararası normlara ve standartlara uygundur. Bu konuda çok hassasız. Çünkü bizim dahil olduğumuz Eurostat bölgesinde hazırlanan bütün istatistiklere veri gönderiyoruz." diye konuştu.

Doğru politika üretmenin ilk şartının uluslararası standartlara uygun, doğru istatistik hazırlamaktan geçtiğini anlatan Ağbal, "TÜİK tamamen uluslararası standartlara uygun olarak kendi istatistiğini nasıl oluşturacaksa, onu kendisi oluşturacak. TÜİK'in istatistik hazırlanması noktasında uygulamaya koyacağı yöntem, standart ve esaslar tamamen TÜİK tarafından belirlenecek konulardır. Zaten bunu böyle yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRKİYE'DEKİ İSTATİSTİKLER GÜVENİLİR"

Ağbal, bazı ülkelerdeki istatistiklerin doğruluğunun sorgulanabileceğini ancak Türkiye için böyle bir durumun söz konusu olmadığını vurguladı.

Uluslararası standart ve normlar çerçevesinde tüketici anketlerinin yapıldığına işaret eden Ağbal, "Dolayısıyla bu yaklaşım devam edecek. Enflasyonun hesaplanması konusunda Türkiye, Eurostat ve uluslararası kuruluşlarla zaten bu konuları yakın bir şekilde çalışıyor. Burada TÜİK'in enflasyonla ilgili açıkladığı rakamlar, bu doğrultuda devam edecek." dedi.

"GIDA FİYATLARINDA AŞIRI OYNAKLIK VAR"

Özellikle gıda fiyatlarında yıl içinde aşırı oynaklıklar olduğuna dikkati çeken Ağbal, "Ürün fiyatları, mevsimsel etkilerin haricinde de başka faktörler tarafından yükseltiliyor veya alçaltılıyor. Onun için Gıda Komitesini 2014 Ağustos'ta kurduk. Birçok çalışma yapıldı. Ortaya çıkan çalışmalar sonucu birçok sektörel tedbirler alındı." ifadelerini kullandı.

Ağbal, gelecek 3 yılda da enflasyonla mücadelenin kararlı bir şekilde devam edeceğini vurgulayarak, "Zaman zaman para politikası ve maliye politikası ile enflasyon ilişkine dair birtakım değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmeler, arz ve talep dengeleri, arz ve talep gelişmeleri, üretim açığı, çıktı açığı dikkate alınmadan yapılan ve gerçekten Türkiye'nin gerçeklerine uymayan değerlendirmelerdir. Dolayısıyla enflasyonla mücadele aynı şekilde devam edecek." diye konuştu.

2B arazileri hakkında bilgi veren Ağbal, "2B konusunda müthiş bir kampanyaydı, Maliye tarihinde veya hiçbir hükümetin yapmadığı bir işi yaptık. Şu ana kadar yaklaşık 450 bin arsayı sattık, Maliye tarihinde böyle bir şey yok. Yaklaşık 1-1,5 yıllık süreçte 2B sahibi olup da müracaat eden 600 binden fazla vatandaşımıza satış işlemini yaptık. Büyük bir başarıya gittik. Yaklaşık 8,5 milyar lira civarında bir satış yaptık. Şu anda 5,5 milyar lira civarında bir tahsilat yaptık." diye konuştu.

Ağbal, 2B konusunu sadece gelir boyutuyla değil, taşınmazların ekonomiye kazandırılması açısından da önemsediklerini vurgulayarak, "Taşınmazları biz ekonomiye kazandırdık. Üzerinde fiilen şehirler kurulmuş, binalar yapılmış ama bunların tapuları yok. Vatandaş, taşınmaza tasarruf edemiyor, imar planı değişikliği yapılamıyor. İstanbul, Antalya, Muğla bir sürü vilayetimiz var, oralarda bu taşınmazları sattık, vatandaş taşınmazların tapusunu aldı. Belediyelerimiz, şimdi orada imar planı değişiklikleri yapacak, belki yeniden inşa edilmesi gereken alanlarda yeni imar planı çerçevesinde yepyeni binalar yapılacak. Yani toplamda hepimiz kazandık." ifadelerini kullandı.

Ekonomide gelecek 3 yılda, tüketime dayalı bir büyüme modeli olmayacağını belirten Ağbal, büyümeye daha fazla katkının yatırım, üretim ve icraattan geleceğine işaret etti. Ağbal, "2017 yılındaki yüzde 4,4'lik büyüme iç talep, yatırım ve ihracat tarafından desteklenecek." dedi.

"TÜRKİYE'NİN KENDİ İÇ BÜYÜME POTANSİYELİ VAR"

Gelecek yıl global ekonomik gelişmelerin, Türkiye'nin lehine olacağını belirten Ağbal, dünyadaki büyümenin, 2016 yılından daha iyi olacağını söyledi. Ağbal, global finansal krizin yaşandığı 2009'dan sonra, en kötü yılın 2016 olduğunu kaydetti. Ağbal, 2017'de var olan siyasi istikrarın pekişeceğine, orta ve uzun vadede ülkenin siyasi istikrarını garanti altına alacak birtakım anayasal değişikliklerin beraberinde geleceğine işaret etti. Ağbal, şöyle devam etti:

"2017 yılında, genel olarak gelişmekte olan ülkeler için olumsuz beklenti yok. Fed için aralıkta bir faiz artırımı beklentisi var ama bence o satın alınmış bir beklenti. Türkiye olarak, ortaya koyduğumu ekonomi perspektif, hayata geçireceğiz yapısal reformlar ve kamu maliyesi üzerinden ekonomik büyümeye vereceğimiz desteklerle, büyüme oranlarını yakalayacağımıza inanıyoruz. Zaman zaman uluslararası kuruluşların tahminleri veya piyasa analizleri üzerinden Türkiye'nin büyümesine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Bunlara da bakıyoruz, değerlendiriyoruz, bunlarda bir sorun yok ama geçmişe bir dönün bakın, Türkiye'nin büyüme gerçekleşmeleri çoğu zaman uluslararası kuruluşların beklediklerinin üzerinde olmuştur. Çünkü Türkiye'nin kendi iç büyüme potansiyeli var. 2017 yılının, 2016'dan daha iyi olacağına inanıyoruz."

"TURİZM GELİRİNDE ARTIŞ OLACAK"

Rusya ve İsrail ile ilişkilerin farklı bir noktaya taşındığına da değinen Ağbal, "Rusya ile olan ilişkilerin stratejik düzeyde olumluya gitmesi, hatta kriz öncesinden daha ileri bir noktaya taşınacak olması, ekonomik büyümemiz açısından dış ticaret, sermeye ve turizm gelirleri kanalı üzerinde olumlu etki yapacak." ifadesini kullandı.

Ağbal, 2017 yılı turizm geliri beklentisinin yaklaşık 23 milyar dolar civarında olduğuna işaret ederek, "Burada 17 milyar dolardan 23 milyar dolara yukarı gelen ivmede, Rusya bizim için önemli bir faktör. Turizm gelirlerinde, artış olacak ama stratejik yatırım alanlarında, Rusya ile ortaya koyduğumuz iş birliğinden önce, Türkiye'ye gelecek yatırımlar bakımından katacağı değer daha önemli. O da inşallah iyi olacak." değerlendirmesinde bulundu.

"BAŞKANLIK SİSTEMİ YATIRIMCILARI POZİTİF ETKİLEYECEK"

Maliye Bakanı Naci Ağbal, başkanlık sistemine ilişkin de ülkelerde uygulanan siyasi sistemin ekonomik gelişmeleri etkileyen bir faktör olduğuna dikkati çekti. Ağbal, "Bir ülkede siyasi sistem, karar alma yeteneği ne kadar güçlüyse, istikrarlıysa o ülkelerdeki uzun vadeli büyüme oranları da daha yüksek oluyor. Türkiye'de 1990'lı yıllardaki ekonomik sıkıntıların arkasında yatan nedenlerden birisi de güçsüz siyasi iktidarlardı, koalisyon yapılarıydı. Türkiye eğer 2023, 2053 vizyonunu yakalayacaksa, bu kadar iddialıysak, iddianız yoksa sorun yok ama iddialıysanız siyasi sistemde istikrarı ve güçlü iktidarı ortaya çıkaracak bir siyasi sitemi kurmanız lazım." diye konuştu.

Siyasi sistemin orta ve uzun vadede istikrarı işaret etmesinin yatırımcıları pozitif etkileyeceğini belirten Ağbal, "Başkanlık sistemi, parlamenter sisteme göre siyasi istikrarı daha güçlü bir şekilde temin ediyor ve güçlü siyasi iktidarlar çıkarıyor. AK Parti olarak bizim ifade ettiğimiz başkanlık sistemi, uzun yıllardır zaten Türkiye'nin siyasi sistemine ilişkin ortaya koyulan temel perspektiflerle aynı. Başkanlık sisteminin Türkiye'de hayata geçmesi ekonomide ileriye dönük çok güçlü olumlu bir sinyal verecek." ifadelerini kullandı.

Ağbal, Türkiye'de bugün parlamenter demokrasinin artık kendi iç yapısı itibarıyla sürdürülemeyeceğini herkesin kabul ettiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Çünkü artık halk oyuyla seçilen bir Cumhurbaşkanı var. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yapmış olduğu açıklamaları bu tarihi gerçekleri görme olarak değerlendiriyorum. AK Parti olarak bizlerin, MHP'nin ortaya koyduğu yaklaşımla yakın bir zamanda bu konuyla ilgili anayasa değişikliği önce parlamentoya gelecek. İnşallah daha geniş bir kabul ile biz bunu vatandaşın önüne götüreceğiz. Vatandaşımız siyasi istikrarın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor, takdir ediyor. Referanduma gitme halinde de vatandaşımızın çok geniş bir katılımla başkanlık sistemine evet diyeceğini düşünüyorum. Bunun şu anda konuşuluyor olması bile 2017 ve önümüzdeki birkaç yıl için bile müthiş bir olumlu enerji meydana getirdi. Şu anda Türkiye bu konuyla ilgili bir takvim üretti, bu yakın bir takvim. Bu takvimin bu şekilde devam etmesi halinde de bugün yapılan bütün tahminler bu neticenin alınacağı şeklinde. Başkanlık sisteminin halk oyuna götürülmesi konusundaki somut ve net adımlar Türkiye ile ilgili ekonomi noktasındaki algıyı da olumlu noktaya taşıyacak, hayırlı gelişmelere vesile olacak."

Bu konuda referandum olması halinde Yüksek Seçim Kurulunun yapacağı harcamaların finanse edilmesinde bir sıkıntı olmayacağına, Maliye Bakanlığının yedek bütçesinden bunun karşılanacağına işaret eden Ağbal, "Türkiye'de eğer ileriye dönük bir yapısal reform olacaksa ben başkanlık sistemi derim. Çünkü başkanlık sistemi yapısal reform olabilecek birçok şeyin önünü açacak temel dinamik" değerlendirmesinde bulundu.

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme