Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, Türkiye'nin Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın petrol ve doğalgaz aramak için MTA Oruç Reis Gemisi'ni Akdeniz'de görevlendirmesinin uluslararası alanda büyük yankı uyandırdığını ifade eden Akyener, Türkiye'nin bu hamlesinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından tepkiyle karşılandığını söyledi.

Akyener, GKRY'nin, Akdeniz'deki arama faaliyetlerinin sözde kendilerine ait alanlarda güvenlik sorunlarına neden olacağını ve bölgesel barışı da engelleyeceğini aktardı.

Türkiye'nin yerli kaynaklarını tespit etme ve geliştirme stratejisi çerçevesinde attığı adımların önemli sonuçları olacağını vurgulayan Akyener, şunları söyledi:

"Türkiye, Akdeniz'de hidrokarbon aramacılığına yönelerek GKRY'nin usulsüz şekilde bazı Amerikan, Katarlı, Norveçli ve İtalyan şirketlerle birlikte ihlal ettiği deniz alanlarını, sahiplenmiş olacak. Böylelikle, olası bir Kıbrıs çözümü kapsamında hak sahibi olduğu deniz alanlarını kaybetmemiş olacak. GKRY, Kıbrıs adasının güneyindeki 200 milyar metreküp doğalgaz rezervine sahip olduğu düşünülen Afrodit sahasının geliştirilmesi konusundaki çalışmalarını da ileriki bir tarihe ertelemek zorunda kalacak. Türkiye'nin Akdeniz'deki girişimleri neticesinde ilgili potansiyel alanlarda yeni kaynaklar keşfetmesi, bölgedeki tüm dengeleri değiştirecek."

ÜÇÜNCÜ TUR ARAMA RUHSAT ANLAŞMALARINDA SON AŞAMA

Türkiye'nin Akdeniz’deki ruhsat alanlarında aramacılık ve sondaj faaliyetlerinin Rumlar tarafından istenmeyen bir durum olacağını ifade eden Akyener, bu çalışmaların Kıbrıs'taki müzakere sürecini etkileyeceğini söyledi.

Akyener, GKRY'nin uluslararası enerji şirketleriyle Akdeniz'deki tartışmalı parsellerde yapılan 3. tur arama ruhsat anlaşmalarında son aşamaya geldiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu anlaşmalar sonucu bölgede faaliyet hazırlığında olan yabancı şirketlerden bazıları aslında Türk deniz alanlarının haksız ihlaline ortak oluyor fakat Türkiye bu hamlesiyle o bölgelerde aramacılık faaliyetlerine başlamış olacak. Bu sebeple, yabancı şirketler Rumlar ile değil, bölgenin en güçlü ülkesi Türkiye ve oralardaki ruhsatların gerçek sahibi olan Türk şirketleriyle ortaklık müzakerelerine girişebilir. Bu aynı zamanda yabancı yatırımcılar için siyasal, ekonomik ve finansal açıdan daha karlı bir seçim olacak."

Gelecek süreçte Türkiye'nin bölgede doğru ve kararlı hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Akyener, sürecin doğru yönetilmesiyle Türkiye’nin sadece Kıbrıs politikalarında değil, Suriye ve Ege'de de elini güçlendireceğini sözlerine ekledi.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 21 Nisan 2017 Cuma 13:07
    doğru tespitler, lafta kalmasın..
Kalan karakter : 2000
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme