Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Teknoloji Silikon Vadisi'ni Türkiye'ye nasıl getireceğiz? - Teknoloji Haberleri

        Türkiye’den Zuckerberg Çıkarmak dizimizin ilk iki gününde, gençlerimizi Silikon Vadisi’nin teknoloji dehaları arasına sokabilecek, dünyayı değiştirmelerini sağlayabilecek becerileri nasıl kazandırabileceğimizi konuştuk. Ancak amaç girişimcilikse, eğitim reçetenin sadece bir kısmı. Hayalimiz sadece çok yetenekli yazılım mühendisleri değil, Facebook kalibresinde Türk teknoloji şirketleri görebilmekse, gençlerimizi dünyayla entegre edebilmeliyiz. Dizimizin son gününde Silikon Vadisi ruhunu ve bunu ülkemize nasıl getirebileceğimizi konuşuyor, ülkemizden dünyaya damgasını vuracak teknoloji devleri çıkarmak için gereken reçetenin son kısmına bakış atıyoruz.

        KOD yazma eğitimini gençlerimize nasıl vereceğimizi, dünyadaki akranlarıyla rekabet edecek teknik bilgiyi nasıl aktarabileceğimizi konuştuk, bunun Türkiye’ye kazandıracağı muazzam değeri tartıştık. Peki teknik eğitim alındıktan sonra ne olacak? Bireyler fikirlerini nasıl hayata geçirebilecekleri konusunda kimden ilham alacaklar? Nasıl kaynak bulacaklar? Teknoloji bağımlılarının deyimiyle girişimcilik ‘ekosisteminin’ bir parçası haline nasıl gelecekler? Kısacası nasıl birer teknoloji girişimcisi haline gelip potansiyel birer Zuckerberg olma yoluna girecekler? Herkesin kendine internet üzerinden akademi kurabileceği, öğrencilerin de doğrudan uzmanından ders alabildiği bir platform olan Udemy’nin kurucusu Eren Bali, hikâyesine Türkiye’de başlayıp daha sonra Silikon Vadisi’ne taşınıyor. Bir girişimcilik zirvesindeki konuşmasında şu sözleri sarf ediyor: “Harvard, MIT, Stanford mezunu mühendislerin İTÜ’lü, ODTÜ’lü, Bilkentli, Boğaziçili mühendislerden büyük bir farkı yok. Çoğu zaman ülkemizde yetişen mühendisler daha iyi düzeyde oluyor. Ben insan kaynağımızın katbekat daha iyi durumda olduğunu düşünüyorum. Ancak onların bizden önemli bir farkı var. Erken yaşlarından itibaren girişimcilik kültürünün içinde yetişiyorlar.”

        HARVARD’I YARIM BIRAKIP ŞİRKET KURMAK

        Kod yazmak ve iyi mühendislik kadar girişimci ruha sahip olabilmek de önemli. Bunun için de benzer ruha sahip insanlarla aynı ortamı paylaşmanız, girişimcilik kültürüyle yoğrulmanız gerekiyor. Türkiye’nin en önemli teknoloji girişimcilerinden, ödeme sistemleri şirketi Monitise’ın Ortadoğu ve Afrika bölgesi COO’luğunu yürüten Fırat İşbecer’in ifadesiyle “İyi bir yazılımcı olmak kadar hayalini kurduğunuz işin ekosistemine girebilmeniz de önemli”. Silikon Vadisi’nin farkının bu olduğunu söylüyor: “Orada herkes girişimcilikle yatıp girişimcilikle kalkıyor. Stanford Üniversitesi’nde okumasanız da, San Francisco’da (California Eyaleti’nin, Silikon Vadisi’ni de içinde barındıran bir şehri) yaşayarak bu ekosistemin içerisindesiniz. Türkiye’de böyle bir şey yok. O yüzden kampuslar çok önemli. Sizi iyi bir kozanın içerisine koyuyor ve aynı kafadaki insanlarla beraber olarak kendinizi daha iyi bir seviyeye taşıyorsunuz. Zuckerberg, Harvard’ı terk ederek Facebook’u kuruyor çünkü zaten ekosistemin içinde yaşıyor. Burada birkaç üniversite kampusunun dışına çıktığınızda ne yapacaksınız?”

        Girişimcilik platformu E-Tohum’un kurucusu Burak Büyükdemir işte burada devreye giriyor. Genç girişimcileri, fikirlerini yarıştırarak yatırım bulma imkânına kavuşturmasının yanı sıra, düzenlediği Startup Istanbul ve Startup Turkey gibi etkinlikler sayesinde genç teknoloji girişimcileri 70’ten fazla ülkeden gelen akranlarıyla tanışıyorlar, fikir alışverişinde bulunuyorlar, dünyadaki girişimcilik trendlerini öğreniyorlar, başarı örneklerini görüyor ve yabancı yatırımcılarla tanışıyorlar. Dünyanın en önemli beyinlerinin hangi konularla yakından ilgilendiğini görebiliyor, Silikon Vadisi’nin havasını Türkiye’den soluyabiliyorlar. Birçoğu aynı hayali paylaştıkları ortaklarını veya yatırımcılarını bu toplantılarda buluyor, hayatları bu buluşmalarla değişiyor. Tüm girişimcilik dünyası tek bir ‘ekosistem’ haline gelmiş durumda. Kendilerini ne kadar bunun parçası olarak hissederlerse o kadar başarılı olmaları mümkün. Dünyada olup biteni takip etmeleri de son derece önemli. Webrazzi isimli web sitesi Silikon Vadisi başta olmak üzere tüm dünyada girişimcilik alanında olanları anında Türk girişimcisiyle buluşturarak bu ekosisteme çok önemli bir katkı sağlıyor. E-Tohum ve Webrazzi’nin arkasındaki finansal destek ise onlarca genç şirkete yatırım yaparak Türkiye’de teknoloji girişimciliğinin gelişmesinde büyük rol oynayan işadamı Hasan Aslanoba’dan geliyor.

        SÖZLÜ KÜLTÜRÜ GİRİŞİMCİLİĞİN EN BÜYÜK DÜŞMANI

        ülkemiz için hayati önemde olduğunu söylüyor ve radikal değişiklikler öneriyor: “Değişim ilkokuldan başlamalı. İlkokuldan itibaren öğrenim yaşamımızın bir parçası olan sözlüye kaldırma kültürü, girişimciliğin önündeki en büyük engellerden biridir. Bu sözlü kültürü değişmeli. Bütün öğrencilerin sınıfın önünde rezil olmaktan korktukları, topluluk karşısında konuşma kültürümüzün olmamasını sağlayan, o özgüvenimizi yerle yeksan eden bir şey bu. Çocukların özgüven sahibi olmadan girişimci bir ruha sahip olmaları çok zor. Bunu kaldırabilirsek çok daha fazla girişimci yetişmesini sağlayabiliriz. Girişimciliğin başlayacağı yer burasıdır. Binalar dikmek değildir. Düşünce yapımızı, öğretmenlerimizin düşünce yapısını değiştirmemiz gerekiyor.”

        Dünyanın en önemli pedagoglarının tamamı Büyükdemir’e katılıyor. Çocukların erken yaşta medeni cesaretlerinin kırılması, kendilerine güvenli, yaratıcı, cesur ve girişimci bireyler olabilmelerinin önünde muazzam bir engel teşkil ediyor. Hem ev hem de okul ortamında inisiyatif almaya teşvik edilmeleri, girişimci ruhun en önemli tetikleyicilerinden. Büyükdemir kod yazmanın öğretilmesine okul öncesinde başlanılması gerektiğine inanıyor: “Kod yazma anaokuluna kadar gitmeli. Bunu bilen insan kaynağı en revaçta, en aranan insan kaynağı olacak artık. Kod yazmayı öğrenmek alfabeyi öğrenmek kadar önemli.” Büyükdemir’in bu görüşünü Silikon Vadisi’nin patronları da paylaşıyor. Ayrıca aynı matematik dersinde olduğu gibi yavaş ve sindirerek öğretmek, zorlamadan ve ürkütmeden özümsetebilmek çok önemli. Yoksa gençler bu beceriden bir daha onarılamayacak şekilde soğuyabiliyor, ‘yapamıyorum’ psikolojisini değiştirebilmek son derece güç hale geliyor.

        SİLİKON VADİSİ NASIL KOPYALANIR?

        BÜYÜKDEMIR, bugün Londra’dan Berlin’e tüm dünyanın Silikon Vadisi’ni kopyalamaya çalıştığını ve başaramadığını anlatıyor. “Görünürde aynı bileşenler var. Gelişmiş bir toplum, yaşanabilir bir şehir, kaynak, eğitim, imkân. Dışarıdan baktığımızda aynı görünmüyor mu? Peki neden olmuyor? Asıl konu teknoloji, cihazlar değil. Para da değil. Asıl konu düşünce yapısı.” Büyükdemir’in sorusu tüm dünyada yankılanıyor. Aslında cevabı önceki bir yazı dizimde de aramış ve bulmuştuk. Yıllarca Silikon Vadisi’nde çalıştıktan sonra Türkiye’ye gelerek Airties modemlerini kuran Bülent Çelebi, vadinin fark yaratan özelliğinin ‘hata yapma kültürü’ olduğunu belirtiyordu. Hata yapmanın doğal olduğunu, hata yapmaktan korkmamak gerektiğini, hata yapanın dışlanmayacağını, ayıplanmayacağını, sorgulanmayacağını insanlara aşılayabildiğiniz zaman içlerindeki potansiyel bir volkan gibi fışkırabiliyor. Silikon Vadisi’nde hiçbir fikre ‘Saçma, yapılamaz, imkânsız’ dendiğini duymazsınız. Vadi’ye yeni gelen genç mühendislerden, milyarder patronlara herkes en çılgınca fikirleri ciddi iş planlarıyla açıklamanın peşindedir. Silikon Vadisi’ni bire bir kopyalamak, baştan yaratmak, tüm dünyanın en parlak beyinlerinin geldiği, en büyük teknoloji şirketlerinin çıktığı, her gün yeni teknoloji imparatorluklarının yeşerdiği bir vahayı taklit edebilmek, sadece parayla, binayla, tesisle yapılabilecek bir iş değil. Önemli olan o kültürü, o ruhu ülkenizde hâkim kılabilmek. Bu başarılabilirse gerçekleşebileceklerin hududu yok.

        Başta Code.org olmak üzere dünyada hem bağımsız hem de teknoloji devleri tarafından desteklenen çok sayıda e-öğrenme programı var. Yani kodlama öğrenmek isteyenler için bedava eğitimler mevcut. Ayrıca çok sayıda ‘kod yazma kampı’ da çıkmış durumda. ABD’de süper model Karlie Kloss’un kurduğu Code With Karlie’den, Obama’nın eski danışmanı Van Jones’un kurduğu ve dar gelirli ailelerden gelen çocuklara kod yazmanın öğretildiği YesWeCode’a kadar birçok kâr amacı gütmeyen kuruluş çocuklara kod dersi veriyor. Bu tarz oluşumlar ülkemizde de görülmeye başlandı. Bu eğitimin sadece çocuklara verildiğini de düşünmeyin. Dünyanın dört bir yanında kariyer değiştirmek isteyen, programlama öğrenmek isteyen yetişkinler de birkaç hafta veya aylık yoğun ‘kodlama kampları’na yazılıyorlar. Ancak her beceride olduğu gibi, öğrenmek ne kadar kısa bir zaman aralığına sıkışırsa o kadar zorlaşıyor. Okullarda erken yaşlardan başlayarak okutulmasıyla alınacak verimi birkaç haftalık kamplarla ya da e-öğrenme paketleriyle kıyaslamak mümkün değil. Bu sebeple kod yazmanın okullarda okutulabilmesi oldukça önemli. Ne kadar erken başlanırsa ve ne kadar uzun bir süreye yayılarak öğretilirse, o kadar yüksek verim alınabiliyor. Bu da çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğin dünyasında bir adım önde olabilmeleri demek. Bunu onlar için başarmak zorundayız.

        ‘KOD YAZMADA SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ’

        BURAK Büyükdemir devlet desteğinin girişimci yaratmak için elzem olduğunu anlatıyor: “Hem yukarıdan hem aşağıdan böyle bir talep olursa çok hızlı gelişmeler olabilir. Devletlerin desteği çok önemli. Obama bugün “Kodlama öğrenin, gidin oyun yazın” diyor. Buna sadece söylemle değil, bütçesiyle de destek veriyor, imkânlar sağlıyor. Bu sefer hızlandırıcı kurslar çıkıyor, projeler üretiliyor. Böyle olunca yetişmekte olan nesiller de buna yöneliyor. Önünü açmış oluyor devlet.” İşbecer ise her şeyi devletten beklemeden harekete geçmenin önemine işaret ediyor: “Biz bir kod kampı organizasyonu yaptık. 500 başvurudan 12’sini kabul edip bedava Android yazılım (birçok akıllı telefonun desteklediği bir dil) geliştirme dersi verdik. 1 ayın sonunda en başarılı arkadaşımıza da iş teklifi yaptık, şu an hâlâ bünyemizde çalışıyor. Bu sayede 12 kişiyi ortadirek yazılımcıyken ileri derecede Android’ci haline getirerek iş piyasasına kazandırdık. Bu bizim kendi ebatlarımıza uygun yaptığımız bir çabaydı. Program sonrasında kendi bünyemize katabilmek de istiyorduk. Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Sadece devletten de beklememeliyiz. Belki bir seferberlik de ilan edilebilir. Bu işi yapanlara örneğin Teknokent desteği veya belirli vergi avantajları sağlayarak, haftada belli bir saat çocuklara kod dersi vermeleri istenebilir.”

        ‘YETERLI ÖĞRETMEN VAR’

        Peki kod yazma dersini gençlerimize kim öğretecek? Büyükdemir, kod yazma dersi müfredata konulsa bile bu dersi verebilecek yetkinlikte öğretmen bulmakta zorlanılacağını düşünüyor: “Kod yazma dersi koyulsa da bunu hangi öğretmenler verecek? Belki özel okullarda bulunur ama devlet okullarına kod bilen öğretmen getirmek çok zor.” Kod yazma dersini verecek olan öğretmenleri yetiştiren Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölüm Başkanı Prof. Akpınar’a, böyle bir eğitimi sağlayabilecek öğretmen altyapımızın olup olmadığını sordum. Oldukça iyimser bir cevap aldım: “Eğer bu ders MEB tarafından, eğitim kurumları tarafından ciddiye alınırsa, iddia ediyorum ki öğretmen altyapımız bu işin altından kalkabilir. Yeterli öğretmenimiz var ama atanmayanlar çok.” Bölümün mezunlarının büyük kısmının öğretmenliği tercih etmediğini ama konu ciddiye alınırsa bunun değişebileceğini belirtiyor: “Biz burada Boğaziçi Bilgisayar Öğretmenliği’nden 100 kişi mezun ediyorsak 3’te 1’i öğretmenliğe gidiyor, 3’te 1’i kodcu oluyor ve eğitimle hiçbir alakaları kalmıyor diğerleri ise e-öğrenme ve diğer bilişim teknolojileri alanlarına yoğunlaşıyorlar. Piyasada açık çok olduğu için çoğu kodlama sektörüne gidiyor. Bunları eğitime kanalize edebilmek gerekiyor.”

        ANIL EMRE / GAZETE HABERTÜRK

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ