Bu yılın başında Las Vegas’ta 50.yılı gerçekleştirilen tüketici elektroniği fuarı CES’te LG ve Samsung’un başını çektiği OLED ve QLED TV’lerin kıyasıya mücadelesine şahit olduk. İnceliğiyle duvarda adeta duvar kâğıdı veya bir tablo gibi duran LG’nin Signature OLED TV’si fuarın öne çıkan yegâne TV modeli olmanın yanı sıra ödül alan ürünlerinden birisi olmayı da başarmıştı.

Elbette bu model, markanın amiral gemisi diyebileceğimiz üst sınıf özel bir ürünü olduğu için henüz kitlelerin satın alması için uygun bir fiyata sahip değil. Orta vadede teknolojinin gelişmesi ve ürünün yaygınlaşmasıyla birlikte bu durum değişebilir ama şu an bundan bahsetmek için erken.

OLED yakasında birçok marka var. Yakın zamanda Sony’nin duyurduğu yeni OLED modellerinin yanı sıra Türkiye’de Arçelik ve Vestel bu türdeki televizyonlarını daha önce duyurmuşlardı. Şu günlerde yeni iPhone 8’de olacağına kesin gözüyle bakılan OLED ekran teknolojisinin karşısında ise QLED var.

QLED yakasının başını ise bir başka Koreli marka çekiyor; Samsung. Hatta geçtiğimiz Nisan ayında bu yakada daha fazla ismin olması için bir konsorsiyum kurdu. QLED Alliance yani QLED Birliği diyebileceğimiz çatı altında Koreli Samsung, Hisense ve TCL gibi Çinli markalarla gücünü birleştirdi. Kime karşı? Tahmin ettiğiniz gibi OLED’e karşı.

OLED NEDİR?

Şimdilerde teknoloji marketlerindeki her yeni nesil televizyona LCD ekran diyoruz. Aslında Liquid Crystal Display (Sıvı Kristal Ekran) tıpkı OLED gibi bir teknoloji. Ama günümüzde artık galat-ı meşhur dediğimiz şekilde, ortak bir kabul ile her ince televizyon bizim için LCD televizyon oldu. Bu bir başka yazının konusu olarak burada dursun(!)

OLED’e gelirsek; OLED, organik ışık yayan diyot anlamına geliyor. Organic Light-Emitting Diode (Işık yayan organik diyot) kelimelerinin kısaltması olarak hayatımıza giren OLED teknolojisi, salımsal elektrotromine (Electroluminescent) katmanında organik bileşenlerden oluşan bir filmin elektrik akımına yanıt olarak ışık yaymasıyla çalışıyor.

OLED’i basit bir şekilde ifade etmek gerekirse organik bileşikler elektrikle beslendiğinde ışık veriyorlar. Tek bir OLED, bir piksel boyutunda. Bu yüzden OLED televizyonunuzu her açıp kapattığınızda on binlerce OLED tanesi TV ekranınızı doldurmak için birbirinden bağımsız olarak açılıyor/aydınlanıyor veya kapanıyor/kararıyor. Bu özellik sayesinde bir OLED TV kapandığında tüm pikselleri kapandığı için tamamen siyah görünüyor.

OLED ekranlar LCD ekranların aksine bir arka ışığa ihtiyaç duymadan çalışıyor. Bu ise LCD’lere nazaran OLED’de seyir zevkini artıran bir özelliği sağlıyor; daha siyah ve daha derin renkler. Arka aydınlatmalı LCD ekranlarda ekranın tamamını aydınlatması ve karanlık sahnelerde bile siyahın yeterince siyah olmaması renk doğruluğu anlamında kritik bir sıkıntı. OLED bu sorunu her pikselin kendini aydınlatması sayesinde aşabiliyor. Bu sayede kontrast artıyor ve daha doğru renkler ortaya çıkıyor.

QLED NEDİR?

QLED TV'ler esasen LED TV olup, resim kalitesi performansını artırmak için kuantum noktaları kullanırlar. Quantum Light Emitting Diode (Kuantum Işık Yayan Diyot) açılımına sahip QLED teknolojisi isim olarak her ne kadar OLED’e benzese de çok farklı bir mantıkta çalışıyor.

Samsung’un iddiasına göre kendi QLED TV'leri rakip TV teknolojilerine göre daha iyi parlaklık seviyeleri ve diğer LED TV'lerden daha iyi siyah seviyeleri sunarken, kuantum noktaları olmaksızın LED TV'lerden daha fazla renk üretebiliyor.

Nasıl? Kuantum noktaları, neredeyse yalnızca LED'lerin sağlayabileceğinden daha saf bir ışık üreten bir filtre gibi hareket edebiliyor. Doğru ışıklara maruz kaldıklarında dar bir dalga boyunda parlak renkler yayınlayabilen kuantum noktaları televizyonlar için ideal hale geliyor.

QLED, artık raflara kalkan CRT dediğimiz tüplü televizyonlardaki gibi veya plazma ve OLED gibi ışık yayıcı bir görüntü teknolojisi değil. Kuantum noktaları doğrudan gördüğünüz renkleri yaymıyor. LED TV panelinde filtre görevini gören film parçasına yayılan kuantum noktaları, daha sonra LED arka ışıklarının bu filmden geçmesiyle birlikte ideal renk sıcaklığına rafine ediliyor. Böylece parlaklık ve renk daha belirgin ve canlı hale geliyor.

Farklı kuantum noktalarının OLED parçaları gibi elektrikle açılıp kapatılabildiği ve arka aydınlatma sistemine ihtiyaç duymadığı, LCD panel içermeyen bir QLED TV olursa, televizyon tutkunları için büyük bir yenilik. Kuantum noktalar ışığı üretmesine rağmen bugünün QLED’leri ışığı yansıtmayla ilgili bir işleve sahip değil.

OLED ile QLED KARŞI KARŞIYA

SİYAH SEVİYELERİ

İster bir oyun tutkunu olun ister sinema meraklısı olun, ekranlarda veya perdede görüntü kalitesinin en önemli göstergelerinden belki de ilki derin ve koyu siyahları üretmektir. Daha derin seviyelerde siyah renkler sayesinde daha yüksek kontrast oranı ve daha zengin renkler sağlanabiliyor. Bu ise nihai görüntünün daha gerçekçi ve göz alıcı olmasını sağlar.

Siyah seviyeleri söz konusu olduğunda OLED teknolojisi karşımızdaki en iyi seçenek olarak duruyor. Buna sebep olarak QLED’lerin halen arka aydınlatmaya ihtiyaç duymasını, OLED’in ise bağımsız açılıp kapanmasını rahatlıkla gösterebiliriz.

OLED TV’lerde elektrik almayan piksel ışık üretmediği için karartmaya ihtiyaç duymaz ve doğal olarak siyahlar siyah olarak görünürken, QLED’lerde parlak nesnelerin etrafında hare diyebileceğimiz keskinliği etkileyen görüntülere rastlamak mümkün.

RENK ÇEŞİTLİLİĞİ
OLED TV’ler yukarıda bahsettiğimiz bağımsız çalışma ve renklenme yeteneklerinden dolayı renk çeşitliliğinde rahatlıkla öne çıkabilir. Ne var ki QLED yakasında kuantum noktaları arka aydınlatmayla birlikte renk doygunluğu ve parlaklık seviyeleriyle büyük bir mesafe kat etti.

OLED doğal olarak renk çeşitliliği ve doğruluğu konusunda öne çıkarken QLED ise üst düzey parlaklık seviyelerinde bu unvanları bırakmıyor. Bu konuda gözle görünür bir üstünlük iki taraf için de geçerli değil.

 

PARLAKLIK

LED TV’ler zaten parlaklık konusunda başarılarını ispatlamış bir teknoloji olarak karşımızda ve QLED TV’ler bu açıdan kuantum noktalarının da etkisiyle daha iyi parlaklık seviyelerine imza atabiliyor. QLED üreticileri bu parlaklık seviyesinin daha iyi renk doygunluğu sunduğunu savunuyor.

Daha yüksek parlaklık oranı, HDR içeriklerde daha geniş renk skalasını yansıtabilir. Ne var ki OLED TV’lerin siyah performansı da HDR için daha iyi kontrast oranı için büyük önem taşıyor. Bu noktada televizyonların daha aydınlık ortamlarda seyredilmesi QLED’e parlaklık açısından HDR görüntülerde avantaj sağlar.

 

EKRAN YANMASI

Şimdilerde bilgisayarlarda estetik bir görünüm sağlaması için kullanılan ekran koruyucuların bir zamanlar ekranlar için çok kritik bir işlevi vardı. CRT (Cathode Ray Tube) dediğimiz tüplü ekranlarda çok uzun süre aynı görüntü ekranda kaldığında -örneğin bir kanalın logosu ilgili bölgeyi yakar ve artık ekranı her açtığınızda logoyu ekrana kazınmış gibi sürekli olarak siluet halinde görürsünüz.  

 

TV ekranının arka tarafını kaplayan fosforların dinlenmeksizin uzun süre parlaklık vermesi, fosforların yıpranmasına ve yanmış bir görüntü oluşmasına neden oluyordu. Bu durum geçmişte kalmış gibi gözükse de benzer durum teknik olarak OLED TV’ler için de geçerli.

Teknik olarak diyoruz çünkü bir OLED TV’de yanma olasılığı normal kullanımda neredeyse imkânsız. Neden mi? Çünkü TV kanallarının logoları belirli sürelerle değişkenlik gösterdiği gibi, bir logonun OLED TV’yi yakması için çok özel bir çaba sarf edilmesi lazım.

 

TV en parlak ayarına getirilip, görüntü dondurulup, 4-5 gün boyunca aynı şekilde tek karede bekletilmesi gerekir. Bu durumda bile yanık dediğimiz hatayı almanız olası değil. Ancak QLED’lerin böyle bir potansiyeli olmaması, OLED’i bu başlıkta geride bırakıyor.

 

GÖRÜNTÜLEME AÇISI

Aslında yıllardır hayatımızda olan OLED ekran teknolojisi tam da ideal görüntüleme açısından dolayı tercih ediliyordu. İşler büyüyüp de farklı ihtiyaçlara cevap vermeye başlayınca OLED doğal olarak bu madde söz konusu olduğunda QLED’in önüne geçiyor. QLED ekranların en iyi görüntüleme açısı tam karşıdan ve merkezden ne kadar sağa, sola, yukarı ve aşağı ilerlerseniz kalite düşüyor.

Bu kalite farkı, farklı modellere göre değişkenlik gösteriyor. Öyle olsa da OLED ekranların görüntüleme açısında 84 dereceye kadar herhangi bir parlaklık bozulması olmadan görüntülenebiliyor. QLED ekranlarda farklı modellerde farklı sonuçlar elde edilse de bu konuda OLED önde.

 

TEPKİ SÜRESİ

Daha çok bilgisayar oyun tutkunlarının dikkat ettiği, bu yüzden de bilgisayarlara bağlanan monitörlerin kutularında gördüğümüz tepki süresine dair rakamlar, televizyonlar için de önemli bir gösterge. Teknik olarak her diyotun açık-kapalı konumları arasında değişmesi sırasında geçen süreye tepki süresi diyoruz.

Daha hızlı tepki süresi, hareketlerde daha az bulanıklık ve daha az hatalı görüntü anlamına gelir. OLED, daha küçük diyotları tek tek, piksel piksel çalıştırırken, tepki süresi açısından QLED'i geride bırakıyor.

QLED TV’lerde diyotlar tepki süresi anlamında yavaş kalıyor çünkü LCD panelin arkasında ve bağımsız değiller. Bu durum açık-kapalı geçişlerini süre olarak olumsuz etkiliyor. OLED günümüzde kullanılan herhangi bir TV teknolojisinde en hızlı tepki süresini sunarak bu konuda açık bir galibiyet elde ediyor.

 

KULLANIM ÖMRÜ

Televizyonlar -özellikle ülkemizde- beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim malları arasında görülüyor ve uzun süreli kullanım sunmaları bekleniyor. Bu sebeple Türk tüketicisi açısından televizyon ömrü önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor.

LG’nin daha önce yaptığı bir açıklamaya göre OLED TV’ler günde 5 saat izlendiği takdirde ancak 54 yıl sonra yüzde 50 parlaklık oranına düşüyor. OLED’lerin yanında QLED teknolojisinin dayandığı temeller daha uzun süreler sunduğu için kullanım ömründe önde geliyor. Önümüzde OLED’in kullanım sürelerini görmek için uzun bir süre var ama şimdilik kullanım süresinde öne çıkan QLED’lerle devam edelim.

 

FİYAT

QLED ile OLED TV’lerin fiyatları üst sınıflarda birbirine yakın olduğundan bu alanda fiyat karşılaştırmasında tarafların birbirine kesin bir üstünlüğü yok.

 

BOYUT

Nasıl ki görüntüleme açısında OLED belirgin bir avantaja sahipse, boyut söz konusu olduğunda QLED ekranlar LCD panellerin avantajıyla boyut konusunda önde. Bu kategoride OLED ekranların boyutu 77 inçe kadar geldi ama LCD tarafında ölçüler 100 inç ve üzerine çıktı bile.

Ekran büyüklüğü anlamında boyut olarak QLED’lerin avantajı olmasına karşın incelik bakımından OLED’in tartışılmaz bir üstünlüğü var. Yine de boyut denince öncelik ekran boyutu olduğu için bu kriterde öne çıkan QLED oluyor.

 

ENERJİ TÜKETİMİ

Yazının başında da belirttiğimiz gibi OLED panelleri arka aydınlatma yerine bağımsız şekilde piksel piksel çalışabildiği için avantaja sahip. QLED TV’lerden daha hafif ve daha ince olan OLED TV’ler daha az enerji tüketimiyle daha verimli çalışıyorlar.

SONUÇ

İki teknolojiyi resim kalitesi anlamında karşılaştırdığımızda OLED'in QLED’e karşı belirgin bir avantajı olduğunu görebiliyoruz. OLED daha hafif ve daha ince olmasının yanı sıra daha az güç tüketimiyle öne çıkıyor.

Daha iyi görüntüleme açısına sahip olan OLED’in karşısındaki QLED ise gün boyunca aydınlık olan kullanım alanlarında tercih edilebilir. OLED bağımsız pikseller şeklinde çalışabilme yeteneği ve yukarıda bahsi geçen avantajlarıyla öne çıkmayı başarıyor.

Kaynaklar: Digital Trends, Wikipedia, CNET, PC Mag

 

 

  • OLED
  • OLED TV
  • samsung
  • LG CES
  • LG Electronics
  • televizyon
  • LCD
  • LCD ekran
  • test
  • karşılaştırma

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 16 Temmuz 2017 Pazar 00:49
    kesinlikle oled. keskinlik ile gelen ayrintilar.
  • Misafir 13 Temmuz 2017 Perşembe 22:51
    Ne güzel açıklama olmuş bu teşekkürler
Kalan karakter : 2000
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme