Güngör KARAKUŞ / YAZI DİZİSİ 1 / HT GAZETE

BAŞLARKEN...

Türk turizminin ana damarı Ege ve Akdeniz sahillerinde cennet koylar birer birer yok oluyor. Bir dönem çivi çakmanın bile yasak olduğu koylar, yeni plan tadilatlarının tehdidi altında. HABERTÜRK, 41’i yok olan, 94’ü de önlem alınmaz ise 3-5 yıl içinde yok olma tehdidi altında bulunan Bodrum ve Datça Yarımadası ile çevresindeki cennet koyları mercek altına aldı. Koyların plan değişiklikleriyle imara açılması çevrecileri korkutuyor. Çevreciler, plan değişikliği ile imara açılan ya da turizm tesisi ve villa yapılması planlanan her koyla ilgili dava açıyor.

Turizmin gözbebeği Bodrum’da boş arazi bulmak neredeyse imkânsız. İnşaatları devam eden dev turizm tesisleri ve değeri milyon dolarları bulan lüks villalar için boş araziler tahsis yöntemiyle veriliyor. Öyle ki Bodrum’da boş arazi kalmayınca denizi doldurup villa yapanlar bile var. Dubai ve Maldivler’den getirilip milyon dolarlık villaların yer aldığı sitelerle, ünlülerin uğrak yeri beach’lerin sahillerine serilen deniz kumu ile Mısır’dan getirilip her köşe başına dikilen palmiyeler ise doğal yapıyı tahrip ediyor.

Türkiye’nin bir dantel zarafetine sahip Ege ve Akdeniz sahili tam 239 koya ev sahipliği yapıyor. Çanakkale Baba Burnu’ndan Antalya Fasilis’e kadar uzanan kıyı şeridindeki zarif kıvrımlarda yer alan 239 koyun her biri doğası, denizi, tarihi ve florası ile adeta cennetten birer köşe. Ancak yapılan araştırmalar, çıkarılan envanterler bu koyların birer birer yok olduğunu, bilinçsiz, ranta dayalı yapılaşma ve uygulamalarla onları cennet yapan unsurların tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Bu cennet koyların 61’i Muğla’nın Bodrum İlçesi sınırları içinde. Bodrum Deniz Ticaret Odası’nın yaptığı araştırmaya göre, bu 61 koydan 18’i yapılaşma nedeniyle tamamen kaybedilmiş durumda. 3 koy, Büyük Kiremit, Küçük Kiremit ve Çavuş adaları, “fok” bölgesi olarak koruma altında. Aralarında Aspat, Çökertme, Kissebükü, Kargılı, Akvaryum ve Akçabük koylarının da bulunduğu 40 koy ise yapılaşma, turizm tesisi tahsisi, balık çiftlikleri ve açılan yollar nedeniyle yok olma aşamasında. Çevreciler ve sivil toplum kuruluşları bu koylar için var güçleriyle hukuki mücadele veriyor.

‘ÇOK BEDEL ÖDEDİK ’

Bugün 1 metrekare bile arazi bulmanın zor olduğu ilçenin bakir koylarını bugüne kadar gözü gibi koruyan yerliler, Bodrum’u markayı yapmak için çok bedel ödediklerini anlatıyor. Fazladan 4-5 daire daha sahibi olabilecekken, 2 katlı beyaz evlerle yetindiklerini kaydeden Bodrumlular, parasının gücünü kullananların bu dünya markasını yok etmeye haklarının olmadığını belirtiyor. Arsalar, köylünün elinden çıkarken, önce tarım alanı, daha sonra imarlı alana dönüşüyor. Ardından hemen “turizm bölgesi ilanı” geliyor. Mevzi imar planı, revizyon imar planı derken iş çığrından çıkıyor, doğa tahrip oluyor, cennet köşeler betonlaşıyor. İdarecilerin “Planları kaçak yapılaşmayı ortadan kaldırmak için yapıyoruz” diyerek kendilerini kandırdığını söyleyen Yılmaz, ekliyor: “Bir şekilde kılıfına uyduruyorlar. Orada bir sürü köylünün tapulu arazisi var, bir çivi çakmamış. Bırak devlet arazisine bir şey yapmayı, adam kendi arazisine bir şey yapmamış. O kadar saygılı. Ormanını yakmamış, kesmemiş. Şimdi ‘Ben orada kaçak yapılaşmayı önlemek adına planlama yapıyorum’ diyerek otel dikmeye çalışmak saçmalık.”

KUM VE PALMİYELER

Bodrumlular, betonlaşmanın yanı sıra ilçedeki turizm yatırımlarının da kötü bir sınav verdiğini dile getiriyor. Dünyaca ünlü isimlerin gözdesi, gazetelerde, televizyonlarda sayfa sayfa dakikalarca haberleri yayınlanan Bodrum’da herkesin gözü önünde deniz kaçak olarak dolduruluyor, her boş noktaya kaçak villalar, tesisler konduruluyor. Beton yapılarını, tesislerini Bodrum’un nadide kıyılarına kondurmakla kalmıyor, denizin içindeki otu beğenmeyip yolduruyor, Dubai ve Maldivler’den deniz kumu, Mısır’dan palmiye ağaçları getirtiyorlar. Sahile serdikleri kum dalgalarla denize sürüklenmesin diye de denizde duvar örerek set oluşturuyorlar. Mısır’dan getirilen palmiyelerdeki böcekler ise Bodrum’un eşsiz florasındaki ağaçlara musallat oluyor.

‘DENİZİ DOLDURUYORLAR’

Cennet koylar için yıllardır mücadele eden Mavi Yol Platformu üyesi ve Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz, yapılaşma nedeniyle artık sahillerde deniz fenerlerinin bile görülemediğinden yakınıyor. Devletin turizme açmayı düşündüğü bölgelerde teşvik amaçlı birtakım kolaylıklar sağlanabileceğini belirterek, zamanında Antalya’da tahsis edilen arazileri işaret eden Yılmaz, “Ancak” diyerek devam ediyor: “Bodrum, Fethiye ve Çeşme gibi hiçbir devlet desteği olmadan kendi kendini marka haline getirmiş bir yerde, kamunun arazisini otelciye tahsis etmeye çalışmak... İşte o turizmin kendi kendine oturttuğu o dengeyi bozuyor. Sıkıntı buradan başlıyor. İşgaller çok fazla, hukuk dışına çıkılıyor. Otelcilerimiz geri çekilip daha fazla alan kullanmak yerine denizi dolduruyorlar. Kıyılar lafta halka açık ama fiiliyatta kapalı.”

MADIRA FİLOZOFU FİLMİ GERÇEK OLUYOR

“Mandıra Filozofu” adlı sinema filminin çekimlerinin yapıldığı Çökertme Koyu da yeni planlarla artık turizm merkezi. Filmin gerçeğe dönüşeceği Çökertme Koyu ile ilgili Muğla-Milas Çökertme Turizm Merkezi 1/25 bin ölçekli çevre düzeni planı, çevrecilerin tepkisini çekti. Planın açıklama raporu şöyle:

“Turizm merkezi olarak ilan edilen yaklaşık 796 hektar alanı kapsamaktadır. Plana göre, 243 hektar turizm tesis alanı, 112 hektar kentsel gelişim alanı, 268 hektar orman alanı, 7.5 hektar ise 1. derece arkeolojik sit alanı olarak kalacak. Plan kapsamında turizm tesis alanları yoğun olarak koy, burun, yarımada gibi doğal karakterlere sahip Azmak Burnu, Çökertme Koyu, Hurma Koyu, İnceyalı, Taşlıyalı kıyı kesimlerinde planlanmış olup planlama bütününde 243 hektar büyüklüğe sahiptir.”

MAVİ YOLCULUK HATTI UYARISI

Plana itiraz eden Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi, bölgede yaşanabilecek olumsuzluklarla ilgili hazırladığı raporunu ise Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile paylaştı. Planın kıyı şeridi ve koyları olumsuz etkileyeceğinin anlatıldığı raporda özetle şu tespitler yer aldı: “Plan, kültürel ve doğal değerlerimizi korumayıp tersine zarar verilmesine yol açmaktadır. Hazırlanışı bakımından aykırılık içeren plan, gerek deniz ve kıyılar ve orman arazileri bakımından büyük riskler taşımaktadır. Plan açıklama raporunda bölgeye yerleşecek nüfustan hiç bahsedilmemiş. Kaba bir hesapla bölgeye yaklaşık 15 bin yatak kapasitesi önerildiği gözükmektedir. 21 bin 500 kişinin yaşayacağı bir ortamda hiçbir teknik altyapı alanının da planlanmadığı göz önüne alındığında plan kararlarının Gökova Körfezi’nin deniz kirliliğini artıracağı, büyük ölçüde çevre tahribatına sebep olacağı açıktır. Bu bölge mavi yolculuk güzergâhında yer almaktadır. Planın bu haliyle uygulanması mavi yolculuğu bitirecektir. Mavi yolculuk güzergâhında yer alan tüm koylar yapılaşmaya açılmıştır. Planın ilgili kurum görüşleri doğrultusunda irdelenmesi ve gerçek korumacı bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi gereklidir.”

MANDIRA FİLOZOFU

Mustafa Ali’nin dünya düzenine karşı koyduğu tavır, onu Muğla’nın Çökertme Koyu’nun yakınlarında ıssız bir kulübeye sürükler. Felsefe mezunu Mustafa Ali burada doğayla iç içe, modern dünyadan uzak bir yaşam sürmeye başlar. Zamanının çoğunu kitap okuyarak geçiren Mustafa Ali çalışmaya ise kesinlikle karşıdır. Bir gün kurnaz ve çalışkan işadamı Cavit yeni projesi için Çökertme Koyu’na gelir. Amacı Mustafa Ali’nin arazisini satın alıp butik otel yaptırmaktır. Ne var ki İstanbul’dan gelen bu beklenmedik konuğun hayatı Mustafa Ali ile tanıştıktan sonra artık eskisi gibi olmayacaktır. Birol Güven’in senaryosunu yazdığı, Müfit Can Saçıntı’nın yönettiği filmin başrollerini Müfit Can Saçıntı ve Rasim Öztekin paylaşıyor.

YARIN: DATÇA YARIMADASI TEHLİKE SİNYALLERİ VERİYOR... DATÇA PLANI İLE EKOLOJİK DENGE NASIL BOZULUYOR? PALAMUTBÜKÜ’NE TURİSTİK TESİS, ANTİK KENTE MARİNA...

  • Güngör KARAKUŞ
  • türk turizmi
  • KOY
  • ege
  • tehdit
  • Mandıra Filozofu

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Kredi hesaplama, kur çevirici, "bir depo kaça dolar?" ve fazlası için tıklayın.
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme