ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

Sakin bir hayat süren Songül Öden karşınızda

Birleşmiş Milletler’in ‘Kadına Şiddete Hayır’ platformunun gönüllü elçisi Songül Öden ile yeni sezon başlarken oyunculuğunu ve telaşsız hayatını konuştuk

Derin bakan gözleri, iç açan gülümsemesiyle ekranların sevilen oyuncularından biri Songül Öden. Her girdiği karakterle bambaşka deneyimler yaşıyor ve yaşatıyor. Son zamanlarda hayatını daha da sadeleştiren, sakin bir hayat süren Songül Öden karşınızda.... HT Pazar'dan Ekin Türkantos'un haberi...

Yaz ve akabinde gelen bayram tatili nihayet bitti de sezon başladı. Sizin tatiliniz nasıl geçti, ekrandan uzakta neler yaptınız? Mesela sürekli gözlem yapmak gibi mesleki deformasyonlar olur mu yoksa gerçekten dinlenebiliyor musunuz?

Küçük kaçamaklar dışında bu sene hayatımın en az tatil yaptığım yılıydı. Dans ve bendir dersi aldım. Çoğunlukla İstanbul’daydım.

Tatilin ardından bu kez tempolu, ajanlı bir işte izleyeceğiz sizi...

Ajanı, sırları bol olan bir dizi Kayıt Dışı. Görünenin arkasında bambaşka gerçekleri saklayan bir dünyanın içinde, büyük bir şeffaflıkta duran, bütün gizemini dürüstlükten ve inandığı gibi yaşamaktan alan asi ruhlu bir doktoru canlandırıyorum. Gururla söylüyorum ki sınır tanımayan bir doktor.

Asi ruhlu doktor sanki biraz size benziyor... Çünkü size bakınca kendini iyi tanıyan, söyleyecek lafı, anlatacak güzel hikâyeleri olan, hayatı iyi çözümlemiş birini görüyorum. Hayatla derdi olan, ne istediğini bilen ve bunu anlatmak için oyunculuğu seçen biri olarak 30’lu yaşlarla birlikte kendinizi ifade etme biçiminiz, iş yapış şekliniz sizi mutlu ediyor mu, neler nasıl değişti hayatınızda?

Süslü cümlelerin arkasına gizlenmiş, samimiyetsiz, nezaketten uzak ilişkiler kurmaktan hoşlanmıyorum. Sadeleşmek hayatımı daha kolaylaştırdı. İnsanların ne söylediğine fazla değer verirdim. Şimdiki ölçütüm, sahada nasıl oldukları... Uzun uzun kendini anlatma telaşında olan her türlü iletişimden hoşlanmıyorum.

Sessiz kalmak yerine harekete geçmek, susmak yerine inadına konuşmak, görmezden gelmek yerine ne yapacağına kafa yormak öte yandan göz önünde olmak... Tüm bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Bilmiyorum. Sadece kalbime, aklıma düşenle hareket ediyorum.

‘İYİLİK ÇOK DAHA GÜÇLÜ VE BULAŞICI’

Kalbinize ve aklınıza düşenlerden biri de sanırım Birleşmiş Milletler’in ‘Kadına Şiddete Hayır’ platformundaki elçilik göreviniz... Proje hâlâ devam ediyor mu, bugüne kadar ne gibi çalışmalar yapıldı ve varsa yakında gerçekleşecek projeler neler?

Evet devam ediyor. İçinde bulunmaktan çok mutlu olduğum bir proje. Popüler olmak işimin bir parçası kuşkusuz fakat bu proje popüler olmayı anlamlı ve yararlı bir hale getiriyor. İnsanların hayatına dokunmak tarif edilmez. Kadın ve çocuk şiddeti, mülteci sorunu, mevsimlik tarım işçisi çocuk ve kadınlar... Kendi hayatımdan bir kişinin değişmesiyle dünyanın nasıl değiştiğini biliyorum. Dünyaya örgütlü kötülük hâkim biliyorum ama iyilik ister örgütlü ister örgütsüz olsun çok daha güçlü ve bulaşıcı.

Kadına şiddet meselesi aslında bir erkek meselesi. Gerçekten sizce nasıl çözülür?

Erkekler yerine kadınlar kendi kaderlerini eline aldıklarında çok şey değişir. Her şeyi kadın ve erkek arasında eşitlik ilkesinin benimsendiği eğitim, siyaset, ekonomi anlayışı değiştirir. Erkek egemen söylem kimi zaman kutsal metinleri manipüle edip yanlış yorumlanarak, kimi zaman fiziksel baskınlığını hastalıklı bir üstünlükle kullanarak, erkeğin kadın üzerindeki sapkın efendi-köle ilişkisini meşrulaştırıyor. Evden sosyal hayata taşınıyor ve bu çarpıklık toplumun değer yargısıymış gibi pompalanıyor.

‘KÖTÜ GÜNDE YANINDA OLMAK EKSİK BİR CÜMLEDİR’

Kadınlar demişken, çok yakın ve dayanışma içinde olduğunuz kız arkadaşlarınız var. Azra Akın ve Arzum Onan’ı biliyoruz. Siz dost olarak nasıl birisinizdir? Sahiplenici, rahat ya da kötü günde yanında olan?

Aslında bu sorunun muhatabı Azra ve Arzum. Fakat şunu söyleyebilirim birlikte çok eğleniriz ve birbirimize karşı korumacıyızdır. Kötü günde yanında olmak bana hep eksik gelen bir cümledir. Çünkü iyi günü paylaşmak aynı oranda önemlidir benim için.

Azra evlendi, doğanın içinde, doğal ve keyifli bir düğünü oldu. Otel düğünlerinden daha sahici geldi insanlara. Sanıyorum artık her şeyde doğallık arıyoruz. Ne dersiniz? Sizin hayatınızda sadeleştirdiğiniz şeyler oldu mu?

Daha tenha hayatım. Genel olarak daha sakin ve telaşsız.

Evet çok sakin görünüyorsunuz, sizinle tartışmak mümkün mü? Sizinle en güzel hangi konularda tartışılır?

Herhangi bir fikir dayattırması yoksa her konuda tartışılır benimle. Keskin fikir ayrılıklarının olduğu konular da dahil. Yeter ki bir tahakküm altına almaya çalışılmasın.

‘MÜZİSYEN OLMAK İSTERDİM’

Oyunculuğu çok istemişsiniz ve planlı bir şekilde kendinizi mesleğinize hazırlamışsınız. Oyunculuk size ne sağladı, en büyük dersi ne oldu mesela?

Bizim mesleğimiz empati duygusunu geliştirir. Sana benzemeyeni anlama kabiliyetini güçlendirir. Elimize farklı bir metni aldığımızda önce onu anlamaya çalışıp sonra bütünleşme uğraşını veririz. Bizim her seferinde başlangıç noktamız “O karakterin yerinde ve koşullarında ben olsaydım ne yapardım?” sorusudur. Sanatla uğraşanların insana, doğaya ve farklı kimliklere olan saygısı biraz yapısaldır fakat biraz da bu tip meslekler gelişimine büyük katkı sağlar.

“Bir daha dünyaya gelsem yine oyuncu olurdum” der misiniz yoksa başka hayalleri mi gerçekleştirmek isterdiniz?

Mesleğimi çok seviyorum ama müzisyen olmak isterdim. Hem bireysel hem kolektif yapılan, ruhun bütün dehlizlerine ulaşan her notanın söze dönüştüğü bir âlemi deneyimlemek isteyebilirdim. Aşçı olmak isterdim belki. Konu farklı hayatlar deneyimleme fırsatı olunca kafam karışıyor. (Gülüyor.) Neyse ki bu hayatımda her mesleğe sahip olmayı deneyimleyebileceğim bir mesleğim var. Şimdi de doktor olacağım. (Gülüyor.)

Geçenlerde Zazaca bir albüm yapacağınız yazıldı. Müzisyen olmayı da bu kadar istediğinize göre bir sürpriziniz olabilir mi ileride?

Müzikallerde şarkı söylüyorum. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Ama kendi işimin sınırlarında. Bir albüm çıkarmayı hiç düşünmedim.

Siz de utangaç oyuncular kategorisindesiniz ve göz önünde olmaktan pek hoşlanmıyorsunuz. Ben de bunu anlayamıyorum sahnede göz önündesiniz, nasıl oluyor bu?

Vallahi ben de anlamıyorum. Ödül alan birini çok rahat oynuyorum ama kendim ödül aldığımda iki lafı yan yana getiremiyorum. Sözcükler havada uçuyor.

‘Dünyanın deliliğine nutkum tutularak bakıyorum’

En çok nelere kafa yoruyorsunuz, şu sıralar ilgi alanlarınız neler, dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitaplar...

Şu sıralar dünyanın çivisi çıkmış deliliğine nutkum tutularak bakıyorum. Cüretkâr bir delilik ve kötülük. ‘Parfümün Dansı’nı okudum. “Sence Eight” dizisini ve sinemada ‘Dangal’ı izledim. Bayramda turist gibi Ayasofya Camii’ni gezdim ve yine çok etkilendim. Ayrıca çekim sırasında gittiğim Nizip’in Eneş Köyü’nde kalbimin bir kısmını bıraktım.

Sizi en güzel anlatan yer, şehir, koku, şarkı, şiir, renk, kitap, film nedir?

Bu her zaman değişiklik arz edebilir. Bugün için söylemem gerekirse şiir ‘Göğe Bakalım’, şarkı “Fark Etmeden”, şair Didem Madak, şehir olarak biraz İstanbul biraz Diyarbakır biraz Venedik. Kitap “Yüzyıllık Yalnızlık”, semt Balat.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ