Fi Ya Ka: Yapanı ifşa etmek nihayet tacizi engelleyecek

10.06.2018 - 04:37 | Güncelleme:

Sinema sektöründeki kadınların birbirine destek olabileceği, yaşadıkları sıkıntıları, ihtiyaçları ve projeleri için yine bir kadından destek görebileceği yepyeni bir platform var artık. Fi Ya Ka yani Film Yapan Kadınlar...

Sinema ve dizi setlerindeki taciz olayları gün yüzüne çıkmaya başladı. ABD’li yapımcı Harvey Weinstein tarafından taciz edilen oyuncular, bir bir yaşadıklarını anlattı. “MeToo” hareketi doğdu ve bir kasırgaya dönüştü. Sinemacı kadınların isyanı Golden Globe kırmızı halısına da yansıdı. Bizden pek ses çıkmamıştı ta ki ‘Yasak Elma’ dizisinin başrolünde oynayan Talat Bulut’un, kostüm asistanı Ö.Ş.’yi taciz ettiği iddiası gündeme gelene kadar. Ardından dizinin kadın oyuncuları ortak bir açıklama yayınladı. Dizi apar topar sezon finali yaptı. Tüm bu olaylar kadınların sektörde yaşadığı sıkıntıların görünen kısmı...HT Pazar'dan Ekin Türkantos'un haberi...

Sinema ve dizi sektöründe çalışan kadınların; senarist, yönetmen, görüntü yönetmeni, ışıkçı ve kostüm asistanlarının artık güçlerini birleştirme zamanıydı ve ilk adım atıldı. Uzun zamandır sinema sektöründe çalışan, üreten ve kadın meslektaşlarıyla birlikte güçlerini birleştiren Su Baloğlu, Aslı Akdağ ve Sezen Kayhan, Fi Ya Ka (Film Yapan Kadınlar) adında bir projeyi hayata geçirdi. Ekiple sinema sektöründe kadın olmayı, tacizi ve projelerini konuştuk.

DİZİNİN KADIN OYUNCULARINDAN TALAT BULUT'A ŞOK!  

Sinema sektöründe kadın gücünü destekleyecek bir projeyi hayata geçirdiniz; Film Yapan Kadınlar kısa adıyla Fi Ya Ka...
Su Baloğlu: Aslında yeni kurulmuş sayılmaz, bu oluşum 2 seneyi doldurdu. Film Fatales İstanbul adıyla başladık. New York tabanlı kadın yönetmen kolektifi. Leah Meyerhoff adlı yönetmenin en az bir uzun metrajı olan yönetmen kadınlarla kurduğu bir oluşum bu. Toplantılarla birbirlerine mentorluk yapıyorlar. Biz de İstanbul şubesi olduk ve 2 senenin sonunda ismini değiştirip Fi Ya Ka olarak yolumuza devam ediyoruz.

Proje kapsamında neler yaptınız?
Su B.: Dünya üzerinde 16 şubesi var Film Fatales’in, 500’e yakın üyesi var. Onlar sadece yönetmen kadınlar olarak toplanıyorlar. Biz bunu biraz daha esnettik, yapımcılık yapan, senaryo yazan, görüntü yönetmenliği yapan kadınları davet ettik. Bugüne kadar 4 yönetmen, yapımcısını bu toplantılarda buldu. Bir üyemiz bize post production desteği sağladı, bir üyemizin filmi Los Angeles’ın çok önemli bir festivaline kabul aldı.

Ne güzel tam bir kadın dayanışması...
Su B.: Evet, bu psikolojik destek bile olabilir. Bazen kendimizi çok sıkışmış hissediyoruz. Zaten zor bir ülkede yaşıyoruz, bu şartlar altında film yapmak çok zor. Zaman zaman dert dinleyip zaman zaman daha yapıcı çözümler üretebiliyoruz.

Peki Fi Ya Ka’nın yolculuğu nasıl olacak?
Aslı Akdağ: Her ayın pazartesi günü toplanıp projelerimizi, ihtiyaçlarımızı konuşuyoruz. Alt senaryo grubumuzda yazılan senaryoları tartışıyoruz. Bir kadın filmleri fonu gibi bir girişimde bulunmak istiyoruz. Kısa film, kısa belgesel çekenleri de kabul ediyoruz.

Cannes Film Festivali’nde Cate Blanchett sinema sektöründe eşit temsil hakkından bahsetti. Kadınların sektöre dair sorunları neler sizce?
Aslı Akdağ: Ekran önünde rol, arkasında da fırsat ve ücret eşitliği yok. Dolayısıyla en azından kadınların söz sahibi olması, dayanışma içinde olması gerekiyor. Çekim ekiplerinde kadınların olmasını önemsiyoruz.

Kadınlara neden fırsat verilmiyor sizce?
Aslı A.: Televizyon kadınların kendileri gibi olabildikleri bir alan değil. Eril dili benimseyip kalıcı olabiliyorlar.
Su B.: Bütün sektör erkekleri desteklemeye yönelik olduğu için erkeklere “Sen bu işi yaparsın” deniyor. Paranın çok döndüğü dizi sektörü ve gişe filmlerinde kadın yönetmen çok az. Biz birbirimize “Sen yaparsın” demek için buradayız. Böylece daha güçlü olacağız.

‘SETLERDE İSTİSMAR HER ZAMAN VARDI ANLATILMIYORDU’
Sezen sen Amerika’da da çalıştın, orada da sıkıntılar benzer mi?

Sezen K.: Buradan daha acımasız orası. Frances McDormand’ın Oscar konuşmasında, ünlü oyuncuların film sözleşmesi imzalarken teknik ekibin yüzde 50’sinin kadın olması gerektiğini anlattı. Bu şekilde pozitif ayrımcılıkla o ekipler kurulabiliyor. Burada da aynı şey olsa güzel olur. Ama ışık ve ses ekiplerinde kadın çalışan az, kadın görüntü yönetmenimiz çok az. Bir şekilde yetişmesi gerekiyor. Amerika’da sektörde sinema mezunları çalışırken bizde alaylı ilerliyor. Kadın - erkek eşitsizliği orada da var.

Su B.: Ayrıca taciz sorunu da devam ediyor. Bu ciddi bir sorun... Yasak Elma’da ayaklanma başlıyor. Yapımcı başta olmak üzere herkes buna karşı duruyor. Bu yeni bir şey değil, setlerde istismar da mobbing de her zaman vardı ama anlatılmıyordu. Onlarca sinema çalışanı kadın, bilhassa asistanlar çekiniyor, korkuyor, destek bulamayacağını düşünüyor. Artık bu hissiyatın azalarak biteceği bir döneme girdiğimizi düşünmek istiyorum. Bu anlamda ifşa son derece önemli. Konuşmak, yapılanı ortaya dökmek, yapanı ifşa etmek nihayet artık kadınların tacize maruz kalmamalarını sağlayacak. Bunu ortaya çıkaran, bunu beyan eden her kadının arkasında olacağız.

Aslı A.: Gücü elinde bulunduran insanların bunu bu şekilde kullanması gerçeği var Türkiye’de de. Ama ses çıkmalı. Bir taraftan ‘MeToo’ hareketi de yurtdışında çok yankı uyandırdı. Artık o cesareti gösterebilecek çok insan var.

Taciz olayı yaşlanınca ya da sektörden vazgeçince dile getiriliyor oysa o anda tepki vermek önemli...
Aslı A.: “Ben bunu dile getirirsem yarın ekmeğimden olurum, başka sette iş bulamam” gibi kaygılar var.

Sezen K.: Sonradan açıklandığında “Neden konuşmadın” diye suçlamak kolaycılık. Ve bu sık gördüğümüz bir şey.

Su B.:
O yüzden adının ‘MeToo’ olması çok manidar bence.

Sinemacı kadınlara neler önerirsiniz?
Aslı A.: Artık sesimizi yükseltmeye başladık, güçlendikçe sesimiz daha çok çıkmaya başladı. Olabildiğince kimsenin içine atmayıp, örgütlenip, ses çıkarması iyi olacak.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ