ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Esra YAZDIÇ DEMİR / ANKARA

MOR eteği ve feminizm rozetiyle Meclis kürsüsünde yemin eden kadın hareketinin öncülerinden HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, HABERTÜRK'e çarpıcı açıklamalar yaptı. Kerestecioğlu, koalisyon sürecinde "kırmızı çizgilere" dikkat çeken liderlere, "Bu kırmızı çizgilerin içine kadına yönelik şiddet maddesi de eklenmeli. Şartlar arasında mor çizgi de olmalı" çağrısı yaptı. Kerestecioğlu, Cumhurbaşkanı dahil tüm liderlerin toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi alması gerektiğini düşünüyor. Kadına yönelik şiddete karşı özel ihtisas mahkemesi kurulmasını isteyen Kerestecioğlu, iyi hal indirimi uygulayan yargı mensuplarını da eleştirdi.

"Kadın marşı" olarak bilenen "Kadınlar Vardır" şarkısının yazarı Kerestecioğlu; 30 yıllık avukat aynı zamanda Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı'nın kurucularından. Kerestecioğlu, kadın hareketi konusunda sorularımıza şu yanıtları verdi:

Sizi, Mor Çatı'yı kurmaya iten neydi? Kadının toplumsal konumu konusunda çocukluk döneminizden bir anınız var mı?
7 ya da 8 yaşındaydım, annem ve babam beni bir akrabamızın yanına bırakmıştı. Evdeki çocuklar lunaparka gideceklerdi. Ben de gitmek istediğimde 'Sen kızsın gidemezsin' demişlerdi. O zaman, 'Kız olduğumu biliyorum ama neden gidemeyeceğimi bilmiyorum' dediğimi anımsıyorum. Zannediyorum o bir kırılma noktası oldu. Demek ki kızlarla erkekler her zaman aynı şeyleri yapamıyorlar diye düşünmüştüm. Ancak esas beni bu alanda çalışmaya iten bir asliye hukuk hakiminin 4. çocuğuna hamile bir kadının boşanma talebini reddetmesi ve ret kararını 'kadının sırtını sopasız karnını sıpasız bırakmamak gerektiği'" atasözüne bağlamasıydı. Bu söz, Dayağa Karşı Kampanya'nın da tetikleyicisi olmuştur. 1987 yılının 17 Mayısı'nda kutlanan anneler gününde 'Anneler çiçektir, cennet onların ayağının altındadır' sözleri sarfedilirken, biz bu anneler şiddet görüyor diyerek sokaklara döküldük. Bu yürüyüşün heyecanını duyarak 'Kadınlar Vardır' şarkısını yazdım.

30 YILDIR KADININ YAŞAM HAKKI DİYORUZ

Kadına karşı şiddet gündemden düşmüyor. Türkiye bu sorunu neden bir türlü çözemiyor?
Türkiye bunu çok fazla erkek siyasetçi ve erkek egemen zihniyet tarafından yönetildiği için aşamıyor. Nereye bakarsanız her yerde bunun ağırlığını taşıyorsunuz. Bizim açımızdan baktığımızda 30 yıllık bir mücadelede, hala kadının yaşam hakkı diyoruz. İstanbul Sözleşmesi imzalandı ama hayata geçmiş değil. Zihniyet değişimine ihtiyaç var. Yargının bu anlamdaki duruşu çok önemli.
Yargı son dönemde özellikle şiddet davalarında verdiği ceza indirimleri ile gündemde. Ne yapılmalı?
Meslek içi eğitimlerin arttırılması lazım. Çünkü yargının elinde vermeleri gereken kararları verebilmeleri için yeterince malzeme var. Yorum yeteneği ile alakalı olan bir şey bu. Bir hakim eğer cinsiyetçi kararlar veriyorsa, o zaman o görevde olmayacak. Kadına yönelik şiddete dair özel ihtisas mahkemeleri olmalı. O alanda çalışmaları olan kişiler bu mahkemelerde görev almalı. Cinsiyetçi bakış açısıyla karar vermiş olan hakim ve savcılar o mahkemelerde görev almamalı.

LİDERLER TOPLUMSAL CİNSİYET EĞİTİMİ ALMALI

Israrla cinsiyet eşitlikçi eğitimden bahsediyorsunuz. Bunu liderler için de önerir misiniz?
Tabii ki. Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil tüm siyasi liderler, kurum başkanları, karar alma mekanizmasındaki insanlar, toplusal cinsiyet eğitimi almalılar. Bu bir konferans verelim olsun bitsin denecek bir iş değil, bunun için zaman ayırmalılar. Bu bir zul değil. Bu dünyada da bir ilk olur. Nasıl Bakanlar Kurulu'na, parti içi toplantılara zaman ayırıyorlarsa buna da zaman ayırmalılar.

MOR ÇİZGİ DE OLMALI

Çoğunluğu erkek olan siyasetçilerin sizi duyacağını düşünüyor musunuz?
Duymalılar. Unutulmamalı ki kadın özgürleşmeden erkek özgürleşemez, toplum mutlu olamaz. Mesela şimdi koalisyon görüşmeleri sürüyor. Kırmızı çizgilerden bahsediliyor. Bu kırmızı çizgilerin içine kadına yönelik şiddet maddesi de eklenmeli. Şartlar arasında mor çizgi de olmalı. Bu madde de en önemli anlaşma maddeleri arasında yer almalı.

Sizin kahramanlarınız kadınlar mı?
Meslek hayatımda küçük imkanlarla hayatlarını değiştirmeye çalışan kadınlar gördüm. Mesela, temizlik işçisi olan bir kadının kızı, babası tarafından taciz edildiğinde, bunu açık edip, boşanarak ayrı bir hayat kuran kadın beni çok etkilemiştir. Bu duruşu eğitimli olup ekonomik durumu daha iyi olanlar yapamazken, bu kararlılık ve duruş beni etkilemiştir. Benim kahramanlarım tüm imkansızlıklar içinde hayatlarını değiştirerek erkek şiddetinden uzaklaşmaya ve özgürleşmeye yol alan kadınlar.

  • HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu
  • Esra YAZDIÇ DEMİR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000