11 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi konusunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenerek, "Sayın Devlet Bahçeli'ye de söylüyorum, Türkiye'yi bölme projesidir başkanlık sistemi. Hiç kimsenin tuzağa düşmemesi lazım. Ülke, bayrak, demokrasi, parlamenter sistem bizim ortak paydamızdır. 150 yıllık tecrübeyi, bir kişinin koltuk uğruna atacaksın. Başkanlık sistemini Abdullah Öcalan da istiyor. 2013'te hükümet yetkililerine söylüyor. Sayın Bahçeli'ye söylüyor ve hatırlatıyorum; hepimizin sorumluluğu var" dedi.

CHP lideri partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının satırbaşları şöyle:

TERÖRLE MÜCADELE

"Dün yine Dağlıca'da 3 askerimizi kaybettik. Şehit haberlerinin hepimizi üzdüğünü biliyorum. Annelerin hangi duygularla çocuklarını askere gönderdiğini biliyorum. Hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Son bir yılda 800 aşkın şehit verdik. Kıbrıs Harekatı'nda şehit sayımız 498. Üstelik bu askerler güle oynaya askere giderken umutla dönüşü bekliyordu. PKK terör örgütüyle kim masaya oturdu? Kim masaya oturduysa bu şehitlerin sorumlusu onlardır. Şehirler cephaneliğe dönüştürüldü. Tonlarca patlayıcı yerleştirildi. Kamyondan silah dağıtıldı. Valisi, kaymakamı 'Müdahale etmeyin' dedi. Bu talimatı verenler şehitlerin sorumlusudur. PKK vergi daireleri kurdu, mahkemeler, askerlik şubeleri kurdular, trafik kontrolü yaptılar ses çıkarmadılar. Onun bedelini şimdi şehitlerimiz ödüyor. 'Analar ağlamasın' diye basbas bağırdılar PKK'ya en büyük yardım ve yataklığı bunlar yaptı. Şehitler arasında ayrım yapıyorlar. Bu inanca sığmaz. 15 Temmuz şehitlerine daha fazla, dağda PKK ile çarpışana daha az para verilecek. O KHK Meclis'e gelecek. O KHK'yı eşitlemek bizim boynumuzun borcudur.

CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI

Geçen hafta Cumhuriyetimizin 93'üncü yılını kutladık. 1. Meclis'ten Anıtkabir'e yürüyelim diye program yapmıştık. Arabayla giderken kavşakların Büyükşehir Belediyesi'ne ait hafriyat kamyonlarıyla kesildiğini gördük. İnsanın onuruyla bu kadar oynanmaz. Cumhuriyeti kuranlar bütün mazlum ülkelere örnek olmuşlardır. Cumhuriyet aydınlanmadır, Cumhuriyet padişahın kulu olmak değildir. Cumhuriyeti irfanı, vicdanı, fikri hür insanlar yetiştirsin diye sahipleniyoruz. Cumhuriyet aynı zamanda fırsat eşitliği demektir. Herkes eşittir Cumhuriyet'te. Birileri kendisini ayrıcalıklı görebilir, ama biz herkese aynı duygularla yaklaşacağız. Cumhuriyet aynı zamanda tam demokrasiyle taçlandırılmazsa, içi boş bir cumhuriyet olur. Tam demokrasi için hepimizin ortak mücadelesi gerekiyor. Kadın-erkek eşitliği, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrımı, medya özgürlüğü, üniversitelerde bilimin üretilmesi için hep birlikte mücadele etmemiz lazım. Mevcut hukuku darbe hukukundan arındırmamız gerekiyor. Şimdi dördüncü devrim hazırlığı yapmalıyız. Cumhuriyeti tam demokrasiyle taçlandıracağız. 

BÜLENT TEZCAN'A SALDIRI

Yürüyüşümüzü yaptık. Akşam eve gittim. Herhalde bir olayın olmaması, bütün mitinge yürüyüşe katılmaları, huzur içinde divana uzanma fırsatı vermişti. Genel Başkan Yardımcım Bülent Tezcan kurşunla yaralanmış. CHP'ye karşı provakasyonlar daha fazla olacaktır. Şehit cenazesinde benim üstüme kurşun atılması, Genel Başkan Yardımcımızın kurşunlanması, il başkanlarımızın darp edilmesi... Bizim üzerimize geliyorlar. Bu ülkeye tam demokrasiyi getirmek için bir bedel ödenecekse o bedeli önce ben ödeyeceğim. Bir taraftan PKK saldırılarıyla karşı karşıyayız. Kim olursa olsun yılmayacağız. Hemen kumpas da kurdular, 'Ülkücüymüş' dediler. Ülkücüler vatanseverdir, bayraklarını severler, vatanlarını severler biz de severiz. Eline silah tutuşturulup birisine ateş ettirilenler bir ülkünün adamı olamazlar, onlar kullanılmaya müsait insanlardır. Kelepçeyi şeref olarak taşıyacakmış. Bunu taşıyanlar karanlık insanlardır. Bayrak, vatan, demokrasi, özgür medya senin niye şerefin değil? Bunlar satılık insanlardır. Bize yönelik provakasyonlar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Sağduyulu, dikkatli olmalıyız. Planlı bir saldırı, arkasındaki iradeyi merak ediyorum. 

FETÖ İLE MÜCADELE

Bir yandan bu olaylarla, öbür taraftan da demokrasinin katledildiğini görüyoruz. Şu anda Türkiye'de hukuk, demokrasi yok, hapishanelerde kötü muamele, baskı var. Hava kurşun gibi ağır. Mücadele edeceğiz. Sorumluluğumuzun farkındayız. Kararlılıksa bu olayın üzerine gideceğiz. Demokrasiyi güçlendireceğiz. Baskı gelecektir, silahlı unsurlar ortaya çıkabilir. 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilip karşı darbeyi yapanlara karşı dimdik namusumuzla ayakta duracağız. Türkiye'yi hukuk devletinden istihbarat rejimi haline getirdiler. Böyle bir devlet mi olur? Bizim yaptığımız tek şey, darbeye karşı olduğumuzu söyledik. Darbenin fırsata çevrilip, karşı darbe çevrilmesini asla doğru bulmuyoruz. 15 Temmuz'a nasıl karşı çıktıysa, şimdi yapılan darbeye de karşı duruyoruz. Öğrencilerden, er-erbaştan, astsubaylardan ne istiyorsun? Gazeteciler ne yaptı? Üniversite hocaları ne yaptı? Sorgusuz sualsiz atıyorlar. 12 Eylül'den daha ağır koşullar yaşıyoruz. Böyle ağır bir tablo ile karşı karşıyayız. 1 milyonu aşkım mağdur yarattılar. Darbeciler orada duruyor. Onlarla işbirliği yapan sensin. Fakir fukaradan ne istiyorsun? Çocuğunu cemaatin yurduna gönderdi diye devlet memuriyetinden atıyorsunuz, atılacak bir adam varsa yurt yapmayan siyasi anlayıştır. Türkiye planlı ve programlı olarak, bilinçli bir anlayışla darbe sürecinin içine sokulmuştur. 

Mehmet Dişli, general. Kıta görevi yapmadan Genelkurmay Karargahı'na getiriyorsunuz. Özel post ayarlıyorsunuz. Terfi ediyor, kıtaya göndermiyorsunuz. Sonra bu kişi darbeyi yönetiyor. Mehmet Dişli'yi Genelkurmay Karargahı'nda tutan siyasi irade kim? Bu siyasi irade Türkiye'yi yönetenler. Hesap soracaksan askere değil, Mehmet Dişli'ye ve onu orada tutanlara hesap soracaksın. 3 general için kanun değiştiriyorlar. Bu generaller atanamıyor, yerine 3 tane FETÖ'cü getiriyorlar. Asıl darbeciler onlar. Asıl onlardan hesap sorulması lazım. Darbenin siyasi ayağı bunlardır. Akademisyenleri, öğretmenleri suçluyorsunuz. Öğretmen mi, er mi, akademisyen mi darbe yaptı? Generallere hak ettiği terfiyi niye vermediniz? Bunun hesabını soracağız. FETÖ hükümetin düşmanıymış görünüyor; yok arkadaş ikisi beraber hareket etti. Bir hükümetin içinde, diğeri dışında, paralel işte. Ben bu ülkenin savcılarına sesleniyorum. Yürekli bir savcı çıkmaz, onlar da korkuyorlar.

CUMHURİYET GAZETESİNE OPERASYON

Biz Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Ali Bulaç, Şahin Alpay hapisten çıksın diye mücadele ederken dün yeni bir şey oldu. Cumhuriyet gazetesine ve yazarlarına baskın yapıldı. Savcı 16 yazar için yakalama kararı verdi. Neymiş Cumhuriyet gazetesi FETÖ'cüymüş, PKK'lıymış. Ama savcı bir şeyi unutmuş; IŞİD'i. Bedel ödeyen gazetedir Cumhuriyet gazetesi. Her darbe sonrası... Cumhuriyet gazetesi bizim basın dünyamızın akademisidir. Her insan 'Cumhuriyet ne yazdı' diye eline alır. Cumhuriyet bir aydınlanma, bir fikir gazetesidir. Cumhuriyet ödün vermeyen bir gazetedir. Özgürlüğü, cumhuriyeti savunan Cumhuriyet'le yaşıt bir gazetedir

Cumhuriyet gazetesini FETÖ ile PKK ile ilişkilendirmek şeref yoksunu kişilerin yapacağı bir şeydir. FETÖ'cüleri devlete Cumhuriyet mi yerleştirdi? 'Ne istediler de verdik' diyen Cumhuriyet miydi? Zekeriya Öz'e kurşun geçirmez aracı Cumhuriyet mi tahsis etti? Zekeriya Öz'e o arabayı tahsis eden adama soru sormaya yüreğin var mı senin? 2004'te MGK kararına, 'Bu karar geçersizdir' diyen Cumhuriyet miydi? 81 ilin 76'sına FETÖ'cü emniyet müdürünü Cumhuriyet mi atadı? Şehirlere bomba yığılırken, 'Bunlara dokunmayın' diyen Cumhuriyet miydi? Sen bu soruyu sorabiliyor musun? Sen iktidarda olanların borazanlığını yapıyorsun. Bir savcı kendisini kullandırmaz. TBMM'de kürsüye çıkıp 'Fethullah Gülen'e çete demek ihanettir' dedi birisi. Bu sordun mu sayın savcı; soramıyorsın, cesaretin yok, korkuyorsun. Sen çocuklarına bile hesap veremezsin. Fethullah Gülen'in sümkürdüğü mendili mübaretir diye saklayan Cumhuriyet mi? Başbakan Yardımcısını Pensilvanya'ya gönderip 'Hükümet olarak emrindeyiz' diyen adama hesap sorabiliyor musun? Kusura bakma sen savcı değilsin, birilerinin maşasısın. Kalkacaklar 'Biz bunları soramıyoruz. Hükümete soramıyoruz. Sorarsak başımız belaya girer' derler. İzzeti ikrar ile görevden ayrılırsın. 

Bütün bunların iki nedeni ar. Birincisi tek adam rejimini getirmek, ikincisi ekonomideki felaketi gizlemeye çalışıyorlar. Türk Telekom dahi kuruluş taahhütlerini yerine getiremiyorsa gelinen durumu düşünün. Doğruyu Cumhuriyet gibi gazeteler yazıyordu. İşsizlik almış başını gidiyor, yoksulluk 17 milyon. Vatandaşın tam uyanacağı bir alan, Cumhuriyet gibi başka olayları gündeme getirip dikkatleri başka yere çekmek istiyorlar.

Bunlar başkanlık rejiminin fragmanıdır. Bir ülkenin başbakanı Sayın Binali Yıldırım 'Başkanlık gelmezse Türkiye bölünür' diyor. 'Başbakan olarak ben Türkiye'yi bölünme noktasına getirdim' diyorsun. Sen o koltukta oturamazsın. CHP bu ülkede olduğu sürece bu ülkeyi hiçbir güç bölemeyecektir. Türkiye'nin bekası için, bayrağı, vatanı için, kanımızın son damlasına kadar söz. Bunlar Türkiye'yi parçalamak istiyorlar. Sayın Devlet Bahçeli'ye de söylüyorum, Türkiye'yi bölme projesidir başkanlık sistemi. Hiç kimsenin tuzağa düşmemesi lazım. Ülke, bayrak, demokrasi, parlamenter sistem bizim ortak paydamızdır. 150 yıllık tecrübeyi, bir kişinin koltuk uğruna atacaksın. Başkanlık sistemini Abdullah Öcalan da istiyor. 2013'te hükümet yetkililerine söylüyor. Sayın Bahçeli'ye söylüyor ve hatırlatıyorum; hepimizin sorumluluğu var. Sonra 'Bizi kandırdılar' diyecekler. Herkesin kandırdığı adam Cumhurbaşkanlığı yapamaz. Bir devleti devlet yapan görenekler, tarihi, kültür yapısı, dokusudur. Şehitlerin sorumlusu bu anlayıştır. FETÖ mağdurlarını bunlar yarattı."

HABERTURK.COM


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300