09 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında iş adamları Hacı, Memduh ve Şükrü Boydak'ın yanı sıra Hamdi Kınaş ve Halit Gazezoğlu, eski ÖSYM Başkanı Ali Demir ile örgütün "il imamı" Sıtkı Baş'ın da aralarında yer aldığı 68 sanığın yargılandığı davada ilk celse tamamlandı.

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, aralarında Boydak Holding eski yöneticileri Hacı, Memduh, Mustafa, İlyas ve Şükrü Boydak'ın da yer aldığı 26'sı tutuklu 50 sanık ile avukatları ve müştekiler katıldı. Tutuklu bazı sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kanalıyla duruşmaya iştirak etti.

Kimlik tespitinin yapılması ve mahkeme başkanının iddianamenin yaklaşık 100 sayfalık özetini okumasının ardından, sanıkların savunmasına geçildi.

"BİR KURUŞ KAYITDIŞI İŞİMİZ YOK"

Boydak Holding eski üst yöneticisi (CEO) Memduh Boydak savunmasında, yaklaşık 9 aydır tutuklu bulunduğunu ve avukatları ile yeterince görüşemediği için savunmaya iyi hazırlanamadığını ileri sürdü.

Hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini dile getiren Boydak, bu suçlamaların, fiil ve delil gösterilmediği için geçersiz olduğunu savundu.

Boydak, kendisinin 27 yıllık, ailesinin 60 yıllık emeği olan Boydak Holding'in ve Hes Kablo AŞ'nin TMSF'ye devredildiğini anımsatarak, aile olarak FETÖ/PDY'nin ne üyesi ne de yöneticisi olduklarını iddia etti.

Soruşturma aşamasında yaptıkları hayırlara değinilmediğini, sadece terör örgütü ile irtibatlı olduğunu sonradan öğrendikleri kişi ve kuruluşlara yaptıkları yardımlar dolayısıyla suçlandıklarını öne süren Boydak, şirketlerinin halka açık olmamasına rağmen dünyadaki 4 büyük denetim firması tarafından denetlendiğini anlattı.

TMSF yetkililerine, "Nasıl bir şirket bıraktıklarının sorulmasını" isteyen Boydak, "Bütün hesaplar açıktır. Bir kuruş kayıt dışı işimiz yoktur. Bazı ödemelerin kime neden yapıldığını ben de bilemeyebilirim şu an. Şirket TMSF'de, avukatlarla sağlıklı görüşemiyoruz, bu ödemelerin belgeleri mutlaka vardır. 5 yıl önceki hesapları bilemeyebiliriz. Yıllardır vergi rekortmeniyiz. Terörle bağlantısı olan vergi kaçırmak için elinden geleni yapmaz mı?" dedi.

"BAĞIŞLARI 60 YILLIK AİLE BİRİKİMİNDEN YAPTIK" 

Yaptıkları bağışları 60 yıllık aile birikiminden yaptıklarını iddia eden Boydak, buna rağmen 9 aydır tutuklu bulunmasının kamu vicdanı, adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığını savundu.

Memduh Boydak, iddianamede yer alan ve FETÖ'ye destek için atıldığı önü sürülen tweetlerine ilişkin de "Bunların hangi tarih ve ortamda atıldığına bakılmasını istiyorum. 3 yıl önce atılan tweet bugün değerlendiriliyor. Kutlu Doğum Haftası'nda, Peygamber Efendimiz için attığım tweet, bugün başkası için atılmış gibi değerlendirilmiş." görüşünü dile getirdi.

Zaman zaman duygulanan Boydak, terör örgütü yöneticisi olduğu iddiasını reddederek, "24 saati dizayn edilmiş bir insan olarak bu terör örgütünü yönetmeye ne zaman fırsat bulduğunu bilmediğini" kaydetti.

Boydak, en çok tanık ifadesinin kendisi hakkında olduğuna işaret ederek, bu tanıkların kiminin annesinin, kiminin kardeşinin dinlenmesi için talepte bulunacağını ve yalan söylediklerini ispatlayacağını ileri sürdü.

"1 MİLYAR LİRAYA YAKIN KİŞİSEL SERVETİM VARDI"

İddia makamının isnat edilen suçlarla ilgili fiil, yer, tarih ve zaman söylemesi halinde gereken açıklamayı yapacağını belirten Boydak, Melikşah Üniversitesinin defalarca denetlendiğini ve usulsüzlüğe rastlanmadığını öne sürdü.

Boydak, Melikşah Üniversitesini kurmaları için devlet büyüklerinin telkinde bulunduğunu savunarak, üniversite kurdukları için bir gün yargılanacağının aklına gelmediğini söyledi.

Bahse konu terör örgütü için para toplamadığını iddia eden Memduh Boydak, "İddianamedeki tanıklardan hiçbiri himmet vermediğimiz için bizi batırdılar demiyor. Şu an şirket TMSF'nin, daha iyi bilgi alırsınız. Bir kişi çıkıp da biz himmet vermedik, bizi batırdılar diyemez. Varsa biri gelsin, yüzleşelim. Lehte olan beyanların çoğu iddianameye girmemiş. İfade veren 8-9 kişi var. Söyledikleri 'duydum, biliyorum' gibi ifadeler. Kendi yaptıkları yardımların suç teşkil etmemesi için bize isnat etmeleri kabul edilemez." diye konuştu.

"Sıfırlanmadan önce 1 milyar liraya yakın kişisel servetim vardı" diyen Boydak, "Bu kadar serveti olan kişi 50 bin lira için baskı yapar mı ya da 50 bin lira vermedi diye kin tutar mı?" ifadesini kullandı.

"TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM ETSEYDİM BAĞIŞLARIN MAKBUZUNU ALIR MIYDIM?" 

Boydak, Melikşah Üniversitesinin tanıtımı için toplantılar düzenlediklerini ancak bunların hiçbirinde cemaat için para toplamadıklarını, "çorbada tuzum olsun" diye yardım yapmak isteyenleri ise yönetime yönlendirdiklerini anlattı.

Yaptığı bağışların makbuzlarının mevcut olduğunu savunan Boydak, "Terör örgütüne yardım etseydim bağışların makbuzunu alır mıydım? Tanıklar ifadelerinde konjonktür gereği beni suçluyor." iddiasını dile getirdi.

Boydak, çocuklarını ziyaret ve iş gereği yaptığı ABD gezilerinin çarpıtıldığını savunarak, bu ülkede 11 yıl önce satın aldıkları bir şirketleri olduğunu ve 3 çocuğunun burada okuduğunu anlattı.

Geçmişte FETÖ elebaşı Gülen'i ABD'de ziyaret ettiğini ifade eden Boydak, "Devlet erkanının ziyaret ettiği dönemde ben de Fetullah Gülen'i ziyaret ettim. Hatta orada cuma namazı kıldım, sohbetini dinledim. Bu sırada 80-90 kişi vardı." ifadelerini kullandı.

ABD'deki şirket bayisinin tavsiyesi üzerine, burada eğitim gören çocukları için "mentor" olarak Nurettin Karaca ile anlaştığını anlatan Boydak, bu kişiye çocuklarının evine yakın bir yerde Manhattan'da 5 bin dolara ev kiraladığını, oğluna 60 bin dolara aldığı otomobili de üzerine yaptığını kaydetti.

Mahkeme başkanının, "Bu kişi hakkında da FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturma açıldığını" belirtmesi üzerine Boydak, bunu bilmediğini, tavsiye üzerine bu kişiyle anlaştığını ifade etti.

Boydak Eğitim ve Kültür Vakfından, terör örgütü olarak anılan yapıya giden tek kuruş varsa bunun ispat edilmesi gerektiğini savunan Boydak, vakfın tüm finansal işlemlerinin banka üzerinden yapıldığını, bursların öğrencilerin mevcut banka hesaplarına yatırıldığını kaydetti.

"ASIL DARBE BİZE YAPILDI"

15 Temmuz kanlı darbe girişimini Sincan Cezaevinde korku ve endişeyle takip ettiğini anlatan Boydak, "Burada asıl darbe bize yapıldı. Hakkımda ciddi bir suçlama yokken ve tahliye olacağımı düşünürken daha ağır bir suçlamayla karşılaştım. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik bu kalkışmanın her zaman karşısındayız." dedi.

Boydak, 17-25 Aralık süreci sonrası bu örgüte maddi ve manevi yardımları olmadığını ileri sürerek, "Kimse Yok Mu Derneğine yardım yapmak suçsa devlet 21 Temmuz'a kadar bu derneği niye kapatmadı? Devlet bize suç işlememiz için tuzak mı kurdu? Ben bilemeyebilirim, devlet bunu bana söylemeliydi. Biz Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı, Milli Türk Talebe Birliği gibi dernek ve vakıflara da yardımda bulunduk. Gelecekte bunlardan dolayı da yargılanırım diye endişeliyim. İsnat edilen suçlarda hiçbir fiilimin olmaması dolayısıyla beraatimi talep ediyorum." diye konuştu.

Mahkeme başkanının, "Fason iş yaptırdığın kişilere 17-25 Aralık süreci sonrası 'tarafınızı seçin' demişsin, doğru mu?" diye sorması üzerine de Boydak, şöyle konuştu:

"Asla böyle bir şey yok. Böyle bir düşüncem olsaydı bir siyasi partiye üye olurdum. O şahıs iddianamede bunu söylediğini duydum diyor, tanık olmamış. 50-100 kişi ile niye uğraşayım. Benim 14 bin çalışanım var. Çıkar, onlara derdim. Biri çıkıp da bize şu partiye oy verin dediler diyemez. Bu adam duyduğunu naklediyor. "

17-25 Aralık süreci öncesi hemen hemen herkesin bu yapının "oturmalarına" yolunun düştüğünü savunan Boydak, bunlara 17-25 Aralık süreci sonrası katılmadığını savundu.

Mahkeme başkanının, "Davanın firari sanıklarından FETÖ'nün 'il imamı' Sıtkı Baş'ın, neden Melikşah Üniversitesinin mütevelli heyetine alındığını" sorması üzerine Boydak, "Bu kişi mütevelli heyetine girmek için başvurmuş. Bir arkadaş, sanırım İlhan Miraboğlu idi, 'eğitimle uğraşıyor, bize faydası olabilir' dedi. Biz de başvuruyu YÖK'e gönderdik. Onlar uygunluk verince heyete girdi. Hakkında şaibeler çıkınca da istifasını istedik. O da istifa etti." yanıtını verdi.

Boydak, hissedarların ifadelerinin doğru olmadığını, kar paylarından zekat kesmediklerini ileri sürdü.

Aralarında örgütün "il imamı" Sıtkı Baş'ın da bulunduğu 13 sanığın firarda olduğu davanın duruşmasına yarın devam edilecek.

Duruşmanın yapıldığı, Kayseri Adliyesi konferans salonuna gazetecilerin bilgisayar veya cep telefonu gibi dijital materyalle girmelerine müsaade edilmedi.

Mekanın kısıtlılığı gerekçesiyle her sanığın bir yakınının salona girmesine izin verildi. Salonda ses kaydı yapan izleyicilerden biri hakkında polis tarafından tutanak tutuldu.

Sanıklardan Hacı ve Memduh Boydak'ın savunmasını, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in de avukatlığın yapan Bülent Hayri Acar, Hamdi Kınaş'ın savunmasını ise eski CHP Konya Milletvekili Atilla Kart yapıyor.

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300