07 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Kaset kumpası soruşturmasında tutuklanan polis memuru A.T.’nin ifadesi, Emniyet İstihbarat Dairesi’ndeki FETÖ’cülerin, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve bazı MHP’lilerin yanı sıra dönemin önde gelen yargı mensuplarını da hedef aldığını ortaya koydu. A.T., istihbaratta fiziki takip işleri ve observasyon (izleme) aracının şoförlüğünü yaptığını belirterek, 2009-2010 yılları arasında, büro kısım amiri olan Ertan Aslan’ın, dönemin İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, YARSAV Başkanı ve Yargıtay Hâkimi Emine Ülker Tarhan’ı takip edip kayda almasını istediğini anlattı. A.T., özetle şöyle dedi:

CEP TELEFONU-ANAHTARLIK: Fiziki takip yaptıracakları zaman, hedefin buluşacağı kişinin fotoğrafını gösteriyorlardı. Biz de, asıl kişiye ilişkin takipler yapıyorduk. Genelde cep telefonu ya da anahtarlıkşeklindeki kameralar ile hedef şahısları kaydederek, büroya teslim ediyorduk.

BAŞSAVCIYI GÖRÜNCE...: 2009-2010 yıllarıydı. Kızılay’da Devlet Mahallesi’nde bir adrese yönlendirmişlerdi. Adrese bir erkek ve kadının geleceğini söylemişlerdi. Bir süre sonra TV’de gördüğüm, tanıdığım İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı (Aykut Cengiz Engin) olduğunu bildiğim şahıs yanında bir kadın ile geldi. Şahsın başsavcı olduğunu bilmem nedeniyle kayıt işlemi yapmadım. Bu gibi durumlarda ‘hedefin müsait olmadığını’ söylerdik. Bize de “Neden kayıt yapmadın?” diye sormazlardı.

KAYIT YAPMADIM: Büroda görev yaparken Büro Kısım Amiri Ertan Aslan, beni Çayyolu’nda lüks bir restorana gönderdi. Üzerinde avukat ya da hâkim cübbesi bulunan 2 erkek şahsa ait fotoğraf gösterdi, adreste buluşacaklarını söyledi. Ben de talimat üzerine restorana gittim. İçeride bu kişilerin oturduğunu ancak diğer kişilerin henüz gelmediğini gördüm. Dışarıda beklemeye başladım. Bir süre sonra basından tanığım HSYK Başkanvekili Kadir Özbek geldi. Bana fotoğrafları gösterilen 2 şahsın yanına oturdu. Özbek olması nedeniyle kayıt yapmadan oradan ayrıldım.

KAMUCA BİLİNEN KİŞİ: Yine Ertan Aslan, bana, İşçi Partisi Gençlik Kolları Başkanı olduğunu söylediği bir şahsın fotoğrafını gösterdi. Bu kişinin Çayyolu civarındaki bir cafeye gideceğini söyleyip adresi verdi. Bu adrese gittiğimde şahsın kafede oturduğunu gördüm. Bir süre sonra yine televizyondan tanıdığım Emine Ülker Tarhan, genç bir kadınla geldi. Yine kamuca bilinen bir kişi olduğu için kayıt yapmadan adresten ayrıldım.

BANA ÇIKIŞTI: Ertan bir başka zaman yine HSYK’dan çıkacak bir aracı takip etmemi istedi, ancak resmi plakalı olduğu için takip yapmadım. Yine ‘hedefin müsait olmadığını’ söyledim. Ancak bu kez Ertan bana “Seni her gönderdiğimiz işi boş geçiyorsun” diyerek çıkıştı. Sonra da beni tahkikat işine aldılar. Yiğit U. ile birkaç defa göreve gittim. Birisi Bülent Arınç’ın oturduğu binanın etrafında şüpheli bir araç olup olmadığının tespiti (Kozmik Oda kumpası) içindi. Beşir Atalay’ın oturduğu yakın bir yere ev tahkikatı için gitmiştik. Göreve bizi Ertan Aslan göndermişti. Genelde telefon dinlemelerinden elde edilen konuşma ve konular ile ilgili olarak görevlendiriliyorduk.

KRİPTOLU TELSİZ: Teknik izleme yaparken telefonlarımızı yanımızda götürmeye izin vermiyorlardı. Bize kriptolu telsiz veriyorlardı. Amirler bazen kendi aralarında ekip oluşturup birtakım özel çalışmaları kendileri yürütüyorlardı. Büro içerisinde Yiğit U.’nun ayrı bir masası vardı, ses ve görüntü çözümü yapardı. Bunu yaparken bizi yanına yaklaştırmazdı. Uzaktan gördüğüm kadarıyla Yiğit pahalı bir kulaklık ile dinlediklerini önündeki bilgisayara yazıyor görüntüsü veriyordu. Ayrıca kendisi büro amirinin şoförü idi. FETÖ ÜYESİ DEĞİLİM: 15 Temmuz 2016 mesai çıkışında Battal Gazi’deki evimdeydim. Ertesi gün mesaiye gittim. Kesinlikle FETÖ üyesi değilim. Amirlerim tarafından bana verilen yasal görevleri yaptım. Takip ettiğim kişinin kamu görevlisi olduğunu anladığımda takibi bıraktım. Suça karışmadım.

Fevzi ÇAKIR/GAZETE HABERTÜRK

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300