28 KASIM 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 36 kişi hakkında açılan davanın görülmesine Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yarın başlanacak.

Mahkeme, saat 10.00'da başlayacak duruşmayı, aralarındaki paravanın kaldırılmasının ardından birleştirilen Ankara 10. ve 11. Ağır Ceza Mahkemelerinin salonunda görecek. Davaya 5 gün boyunca devam edilmesi planlanıyor.

Davanın sanıkları şunlar:

"İlhami̇ Balı, Deni̇z Büyükçelebi̇, Edremi̇t Türe, Yakub Şahi̇n, Hakan Şahi̇n, İ̇brahi̇m Hali̇l Alçay, Resul Demi̇r, Hacı Ali̇ Durmaz, Hüseyi̇n Tunç, Abdülmubtali̇p Demi̇r, Talha Güneş, Meti̇n Akaltın, Savaş Yıldız, Burak Ormanoğlu, Suphi̇ Alpfi̇dan, Hasan Hüseyi̇n Uğur, Bayram Yıldız, Kenan Kutval, Ahmet Güneş, Abdulhami̇t Boz, Cebrai̇l Kaya, Ömer Deni̇z Dündar, Muhammet Zana Alkan, Walenti̇na Slobodjanjuk (Kazakistan vatandaşı), Mustafa Deli̇başlar, Mehmedi̇n Baraç, Ni̇hat Ürkmez, Nusret Yılmaz, Kasım Dere, Yakup Selağzı, Erman Eki̇ci̇, Yakup Karaoğlu, Yakup Yıldırım, Esi̇n Altıntuğ, Hati̇ce Akaltın ve Mehmet Kadi̇r Cebael."

İddianamede, bazı şüphelilerin "anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" ve "100 kişiyi öldürmek" suçundan toplam 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yanında terör örgütünün faaliyeti kapsamında 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek, terör örgütünün faaliyeti kapsamında ruhsatsız silah ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından da toplam 7 bin 631 yıldan 11 bin 750 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor.

Bazı şüpheliler için ise "silahlı terör örgütü DEAŞ üyesi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İDDİANAMEDEKİ BİLGİLER

İddianamede, canlı bomba saldırganlarının 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz ile açık kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu kişi olduğu belirtiliyor.

Sivil toplum kuruluşlarınca 10 Ekim 2015 Cumartesi 12.00-16.00 saatlerinde Ankara Garı'nda toplanarak, Sıhhıye Meydanı'na kadar yürünmesi ve burada miting düzenlenmesi için valilikten izin alındığı kaydedilen iddianamede, olay günü gar önünde toplanan grup kortej hazırlığına devam ederken, saat 10.04'te, 3 saniye arayla iki kez patlama meydana geldiği, ikisi çocuk 100 kişinin öldüğü ve 20'si çocuk 391 kişinin yaralandığı anlatılıyor.

Saldırı üzerine olay yeri ve yakınındaki tüm güvenlik kamera kayıtlarının incelemeye alındığı, eylemciye ait olduğu değerlendirilen, diz altından kopmuş bacakların sahibinin beyaz ayakkabılarından yola çıkarak, kamera görüntülerinin araştırıldığı ifade edilen iddianamede, eylemcilerin belirlendiği, izledikleri güzergaha ilişkin kamera kayıtlarının toplandığına yer verildi.

Eylemcilerin bindiği taksilerin şoförlerinin anlatımları ve akaryakıt istasyonu kayıtları sonucunda olay sabahı Gölbaşı'nda aynı noktaya 10 saniye arayla gelen ve irtibat kuran iki otomobilin belirlendiği ve araştırmalar sonucunda otomobillerin Gaziantep'ten hareket ettiklerinin anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, İstanbul plakalı otomobilin sanık İbrahim Halil Alçay, Gaziantep plakalı otomobilin ise Hakan Şahin adına kayıtlı olduğu bildiriliyor.

Araç sahipleri Alçay ve Şahin ile otomobili kullanmış olabileceği değerlendirilen Şahin'in kuzeni Yakub Şahin'in ve yanındaki iki kişinin gözaltına alındığı aktarılan iddianamede, "Yakub Şahin'in cumhuriyet savcısı tarafından Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde 17 Ekim 2015'te detaylı savunması alınmış ve Şahin olayı kimlerle, nasıl gerçekleştirdiklerini anlatmıştır." deniliyor.

İddianamede, yer gösterme için Gaziantep'e götürülen Yakub Şahin'in biri ikametgah, 3'ü depo olmak üzere 4 yeri gösterdiği ve bu adreslerde intihar eylemcilerini Ankara'ya getiren İstanbul plakalı otomobil, 50 çuval içerisinde 1,5 ton amonyum nitrat, 10 intihar yeleği, 150 metre korteks, 60 kilogram TNT, 15 kilogram demir bilye, 5 kilogram cıvata somunu, 2 bin "parabellum" mermi, 10 paket kimyasal patlayıcı, çuvallar içerisinde kükürt ve amonyum nitrat, fünyesi takılı olmayan TNT düzeneği, bomba yapımında kullanılan malzemeler, bir adet boş TNT kalıbı, 4 adet F1 tapası takılı el bombası, bir av tüfeği ve patlayıcı madde kullanılabileceği değerlendirilen malzemeler ele geçirildiği belirtiliyor.

EYLEM HAZIRLIKLARINA İLİŞKİN BİLGİLER

İddianamede, Gaziantep'te kendisini öldüren Yunus Durmaz'ın, DEAŞ yöneticisi ve "Türkiye sorumlusu" olan, faaliyetlerini Suriye'de sürdüren şüpheli İbrahim Balı'ya Ankara Garı saldırısı için öneride bulunduğu, Balı'nın da eylem talimatı verdiği kaydediliyor.

Sanıklardan Savaş Yıldız'ın intihar bombacılarının eğitim, moral ve motivasyonunu sağladığı, Deniz Büyükçelebi'nin canlı bomba eylemcilerini Suriye'den Türkiye'ye gönderdiği, eylemcileri Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun'un karşıladığı ve örgütün Gaziantep'teki hücre evine yerleştirdikleri bilgisine yer veriliyor.

Yunus Durmaz, Halil İbrahim Durgun ile sanıklar Hacı Ali Durmaz, Abdulmubtalip Demir, Metin Akaltın, Mehmet Kadir Cebael ve Talha Güneş'in hücre evinde toplanarak, eylemi nasıl gerçekleştireceklerini kararlaştırdıkları ifade edilen iddianamede, sanıklar İbrahim Halil Alçay ve Hakan Şahin'in de otomobillerini eylemde kullanılmak üzere tahsis ettikleri anlatılıyor.

Sanık Hüseyin Tunç'un nitrat ve patlayıcı satın alma, temin etme ve taşıma işlerinden sorumlu olduğu bildirilen iddianamede, eylemden bir gün önce Güneykent Mahallesi'ndeki hücre evinde Halil İbrahim Durgun, Yunus Durmaz, şüpheliler Hacı Ali Durmaz, Abdulmubtalip Demir, Metin Akaltın ile eylemi gerçekleştiren Yunus Emre Alagöz ve açık kimliği belirlenemeyen Suriye uyruklu eylemcinin buluştukları, hücre evinde canlı bomba yeleklerinin eylemcilere giydirildiği bildiriliyor.

Sanık Hakan Şahin'in keşif ve istihbarat amacıyla eylem tarihinden önce Ankara'ya gönderildiği, Halil İbrahim Durgun'un şüpheli Yakub Şahin'i saat 20.00 sıralarında hücre evine çağırdığı ve ona Hakan Şahin adına kayıtlı aracın anahtarını, ayrıca yol boyunca haberleşmede kullanılmak için cep telefonu verdiği aktarılan iddianamede, Durgun'un, Yakub Şahin'den önden gitmesini, polis çevirmesi görürse "Canım dur, ben geliyorum." diyerek mesaj atmasını istediği belirtildi.

Yakub Şahin'in Gaziantep plakalı araçla aynı gece, intihar eylemcilerinin ise daha sonra Halil İbrahim Durgun'un kullandığı İstanbul plakalı otomobille Ankara'ya doğru yola çıktığı kaydedilen iddianamede, Yakub Şahin'in "öncülük" yaptığı, Durgun ile Şahin'in eylem günü saat 07.20 sıralarında Gölbaşı ilçesindeki akaryakıt istasyonunda buluştukları, Yakub Şahin'in Ankara girişinde ve ana yollarda polis kontrolü olup olmadığını tespit etmek için Ankara'ya gidip geldiği, polis kontrol noktasının olmadığı tespit edilince, Durgun'un eylemcileri 09.15 sıralarında Konya yolunun paralelindeki 1271. Sokak'a bıraktığı aktarılıyor.

İntihar saldırganlarının taksiyle TBMM önünde indikleri, buradan başka taksiyle saat 09.57'de Kazım Karabekir Caddesi ulaştırma kavşağında indikleri ifade edilen iddianamede, yürüyerek olay yerine gelen saldırganların, üzerlerindeki canlı bomba yeleklerini saat 10.04'te 3 saniye arayla iki ayrı noktada patlattıkları anlatılıyor.

EYLEM PLANLARI

Olay sonrası, keşif amacıyla Ankara'ya gelen Hakan Şahin ile Yakub Şahin'in AŞTİ'den Gaziantep'e gittiği, Halil İbrahim Durgun'un da geldiği araçla Gaziantep'e kaçtığı belirtilen iddianamede, Yunus Durmaz'ın, Yakub Şahin'i saldırının ardından evinde karşıladığı, pişmanlığını dile getiren Şahin'i konuşmaması için tehdit ettiği belirtiliyor ve şunlar kaydediliyor:

"Gerçekleştirdikleri eylem ve Yunus Durmaz'ın bilgisayarından elde edilen dijital belgelerdeki eylem planları incelendiğinde, şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tağut ve düşman olarak gördükleri, ülke genelinde birçok ilde istihbarat çalışması yaptıkları, emniyet, silahlı kuvvetler ve istihbarat birimlerine eylem yapmak üzere hazırlık yaptıkları, sivil toplum kuruluşlarını ve yöneticilerini araştırdıkları, hidroelektrik santrallerinde, birden fazla ilde büyük eylem hazırlığı yaptıkları, ayrıca 1 Kasım 2015 seçimlerinin ertelenmesi için eylem hazırlıkları yaptıkları, 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde gerçekleştirdikleri, 100 kişinin ölümüne 391 kişinin yaralanmasına neden olan eylem ve şüphelilerin eylem hazırlıkları birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin içtihadı da göz önüne alındığında, şüphelilerin DEAŞ silahlı terör örgütü adına cebir ve şiddet kullanarak, mevcut anayasal düzeni yıkıp yerine radikal selefi görüşler doğrultusunda bir devlet kurmak amacıyla eylemi gerçekleştirdikleri ve ülke genelinde bu amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte cebir ve şiddet içeren elverişli suçu işledikleri ve ağır suç teşkil eden icra hareketlerine giriştikleri ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 309.maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal, 82. maddesinde düzenlenen kasten öldürme (100 kez), kasten öldürmeye teşebbüs (391 kez), suçlarını işledikleri anlaşılmıştır."

İddianamede, eylemin kalabalık yerde birden fazla patlama gerçekleştirerek, mümkün olduğunca fazla kişinin ölmesini amaçladıkları, dolayısıyla olayda yaralananları da öldürme kastıyla yaraladıkları belirtilen iddianamede, sanıklardan Walentina Slobodjanjuk'un, sanık Ömer Deniz Dündar'ın imam nikahlı eşi olduğu, terör örgütüne katılmak üzere Suriye'ye gittiği belirtiliyor.

Slobodjanjuk'un canlı bomba eylemlerinde görev almak üzere hazırlık yaptığı bildirilen iddianamede, sanığın gar önündeki saldırıya katıldığının delili bulunmadığı ancak silahlı terör örgütüne üye olma ve hücre evlerinde ele geçirilen ve üzerinde fotoğrafı bulunan kimlik nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği aktarılıyor.

CEBAEL'İN ÖLÜM KAYDINA İLİŞKİN YAZI MAHKEMEYE ULAŞTI

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, Gaziantep'te 16 Ekim 2016'da düzenlediği operasyonda sanıklardan Mehmet Kadir Cebael üzerindeki bombayı patlatarak ölmüş, olayda 3 özel harekat polisi şehit olmuş, biri ağır olmak üzere 5 özel harekat polisi ve 4 Suriye uyruklu sivil yaralanmıştı.

Alınan bilgiye göre, Cebael'in ölüm kaydına ilişkin yazı Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştı.

Mahkemenin, davayı karara bağlayacağı zaman Cebael hakkındaki davayı "ölüm nedeniyle düşürmesi" gerekiyor.

 

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300