09 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Geçen hafta, Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak Benli’nin makam aracına evinin önünde park halindeyken kurşun isabet etti. Emniyet “Yorgun mermi olabilir” dedi, Avcılar Belediyesi ise “Belki mesaj verilmek istendi, belki de şahsımızla ilgili değildir” açıklamasını yaptı. Peki, gerçek neydi? Başarılı doktorluk kariyerinin ardından siyasete atılan ve Avcılar’da belediye başkanı olan CHP’li Handan Toprak Benli ile Pazartesi Sohbeti’nde buluştuk... Gönlünü Avcılar’a vermiş, ne o ne de ailesi başka yerde oturmuş. Farklı nedenlerle 3 kez ölümden dönmüş. Hayretle dinledim...

Öncelikle geçmiş olsun, aracınıza kurşunisabet etti. Nasıl yorumluyorsunuz?

Çok teşekkürler. Türkiye çok karışık bir dönemden geçiyor ve her yer provokasyona açık. Bizim birliğimize, beraberliğimize, demokrasimize karşı girişimler var. Bunlar planlı, programlı olarak bir bir sergileniyor. Şöyle bakın olaya; bir yerleşim alanı, çevrede evden başka bir şey yok ve bir kurşun geliyor. Neden? n Neden? Güveni sarsmak, huzursuzluk yaratmak için. Meskûn mahalde kurşun olmaz. Niye silah? Yaşam alanında silahın ne işi var? Bunun asla olmaması gerekiyordu. Bir çocuğa isabet edebilirdi, Allah korusun.

 Ne hissettiniz?

Can güvenliği duygumun zedelendiğini hisettim, aslında kendimden çok sorumlusu olduğum insanlar adına... Bakın benim seçilmem manidar. Avcılar halkı bir kadını, bir doktoru belediye başkanı yaptı. Bunun alt okumasında güvenli alan isteği vardır. Bu kurşun olayı işte o güvenli alana bir provokasyondur. Belediye başkanı şehir emini demektir. En güvenilen kişiye o şehrin anahtarı verilir. Şimdi bunu sarsmaya, gözdağı vermeye çalıştılar. Can güvenliği hissi olmayan bir toplumda hiçbir şey sürdürülemez.

 Korktunuz mu? Daha önce böyle bir şey geldi mi başınıza?

Hayır başıma gelmedi. Ama bakın, ben çok çeşitli kazalar geçirdim, ölümle adeta burun buruna geldim, ölümü hissettim diyebilirim. Üstelik doktorum ben, soğukkanlıyımdır çok, o yüzden beni korkutamazlar.

 Ölümle nasıl burun buruna geldiniz?

22 yaşındaydım, Sivas’ta staj yapıyordum ve ailemi görmek için İstanbul’a gidip geliyordum. O gün otobüse binmeden arkadaşıma kaza geçireceğimi söyledim. Biner binmez yorgunluktan uyumuşum. Bir anda kaza olacağını hissederek uyandım. Bakın şaka yapmıyorum. Baktım önümüz buz, hemen şoförün arkasında oturuyordum. Anladım ki uçuruma yuvarlanacağız.  Uçuruma mı yuvarlandınız?

Evet. Adeta hazırlandım kaza için. Önümüzde kaymış kamyon var, gidebilecek hiçbir yer yok, yanımız zaten karanlık, uçurum. Araç kaymaya başlayınca “Gidiyor muyuz?” diye seslendim şoföre, “Yapacak bir şey yok bacım” dedi. Onun üzerine hekim olduğum için ayaklarımızı koyduğumuz yere çömeldim, başımı dizlerimin arasına alıp beklemeye başladım.

‘CESETLERİN ÜZERİNDEN TIRMANDIK’

İnsan ne düşünür o anda?

Hep ders çalışarak geçti hayatım; “Ne yazık” diye düşündüğümü hatırlıyorum. (Gülüyor.) Annemi düşündüm, “Çok ağlayacak” dedim. Ama bitmedi bir türlü, o kadar uzun geldi ki. Sonra sağ tarafı çarptık, yuvarlanmaya başladık, sonra derin bir karanlık, ölüm sessizliği geldi. Ben öldüm zannettim. Sonra doktorluk refleksi, kendi sesimi duydum: “Yardıma ihtiyacı olan var mı?” Hayatta kalanlarla bir an önce çıkmak zorundaydık. Cesetlerin üzerinden tırmanarak hayatımızı kurtardık, ağlayanlar, bağıranlar... Ben müdaheleci ve soğukkanlıyımdır hep, çocukluğumdan beri böyle.

İnanılır gibi değil...

Aynı şekilde evimde yangından da kurtuldum, hatta bütün binada yaşayanların kurtulmasına yardım ettim. O deneyim de uzun uzun anlatmayayım, bunun gibi bir şeydi, ayrıca depremden de kurtuldum. Avcılar’da oturuyordum ve maalesef depremi ağır hisseden binalardan birindeydim. Tanrı’dan böyle durumlarda başkalarına yardım edebilme gücünü vermesini istedim, hep o gücü verdi. Çok soğukkanlıyım, organize olabiliyorum. Neyse, lafı uzatmayayım, ben ölümle birkaç kez burun buruna geldim, bunun gibi çok olay yaşadım, üstelik doktorum. Öyle cam kurşunlamakla beni yıldıramaz, korkutamazlar. Yanlış yoldalar maalesef.

 Peki kazaları hep hissettiniz mi önceden?

Evet. Biz kadınlar, üstelik bir de hekim olunca daha duyarlı oluyoruz, yaklaşan tehlikeyi sezebiliyoruz. Anaç duygumuz, başkalarına yardım isteği bundan kaynaklanır. Zaten beni belediye başkanı olmaya bu güç itti. Depremden sonra karar verdim. Kentin yeniden yapılanma duygusu benim güdüm oldu.

 Siyasete giriş güdünüz de bu muydu?

O biraz daha farklı. Ailecek CHP’liyiz, siyasetle uğraşmak bir gelenektir. Bunu bir sosyal sorumluluk olarak görürüz. Demokrasi olmadan hiçbir şey olmaz ve “Biz buna nasıl katkı sunmalıyız?” noktasında oldum hep. Hekimlik hayatımda hastanelerde çok nöbet tuttum ve kadına nasıl davranıldığını oralarda yakından gördüm. Cinsiyet eşitsizliği, kadına yönelik şiddet, çocuğa karşı taciz, tecavüz olayları siyasete girmeye itti. İsyan ettim çünkü. Siyasete girerken bir şey olayım diye girmedim, aday bile olmadım, adaylaştırıldım halk tarafından. Hayatımda ilk defa bir seçime girdim ve belediye başkanı oldum.

"ARTIK YOKSUL YOK AVCILAR'DA"

Neden Avcılar denilmiş buraya?

Çünkü kuşların göç yolu üzerindeyiz. Küçükçekmece’nin kenarında bin 156 hektar alanımız 1. derece sit alanı. Hem arkeolojik olarak hem de doğal olarak. Batonia Antik Kenti’nin 8 bin yıllık dönemi var. Roma, Bizans kalıntıları da var. Kuşların da göç yoluyuz. Kuşlar, güneyden geldikten sonra en son Avcılar’da konaklıyor. 357 çeşit kuş türü tespit edildi. Eee, bu kadar kuş olunca avcısı da bol oluyor tabii. Avcılar’ın eski adı Amindos. İnovatif bir kuşumuz var, ona bu ismi verdik. Yani artık kuşları vuran değil, koruyup kollayacak bir yer olacağız. Zıtlıklarıyla buluşmuş bir yer olmak istiyoruz. Amacımız, çevreye duyarlı ve doğaya saygılı bir nesil yetiştirmek.

 Stratejik planınızda yoksulluğu yenmek vardı. Yendiniz mi?

2.5 yılın sonunda rahatlıkla söylebiliyorum artık, evet yendik. Hep kadının mutluluğunu hedefledim. Kadın mutluysa aile mutludur çünkü. Artık yoksul, düşkün, muhtaç, aç yok Avcılar’da. Şimdi evlerini yapıyoruz, imar planlarını oluşturduk. Büyükşehir’de bekliyor ama onaylanacağına eminim. 7 mahalle önce yenilenecek. İmar planıyla kentin yenilenmesini ve halkın başka yere göçmesini engellemek ana hedefim.

Avcılar için başka hayaliniz var mı?

Hayal çok ama birini paylaşayım. Kültür, sanat ve spor kenti olmalı burası, ailelerin mutlu olduğu bir alan kuşkusuz. Öte yandan bin 156 hektarlık alanda çalışma yaptık, yazılarımızı yazdık, koruma amaçlı bir imar alanıyla burası bir kültür turizm alanı olacak. İstanbul’da bir turistin kalma süresini bile bir gün uzatacak bir rezerve sahibiz. Havaalanına 15 kilometre uzaklıktayız, ana arterlere yakınız. Birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanıyız. Üstelik iş sorununu da çözeceğiz böylelikle.

Avcılar’da halk size nasıl sesleniyor?  “Doktor hanım” mı, “Başkan” mı?

Doktorluğumdan kalan, soyadımdan gelen bir “Toprak Ana” ismim var, onu seçtiler, hep öyle çağırırlar.

Başkan Handan Toprak Benli 2 Kasım’da ikamet ettiği sitenin yönetimiyle görüşürken, park halindeki makam aracına kurşun isabet etti.

"2 AY ÖNCE TEHDİTLER BAŞLADI, YAKIN KORUMA VERİLDİ"

Son derece ilginç bir hayat hikâyeniz var. Soğukkanlısınız...

İşte bu kurşunlanma olayında da korkmadım, onu anlatmaya çalışıyordum, halkım için endişelendim. Teselli eden bir açıklama yaptım ama işin aslı tabii ki öyle değil.

İşin aslı nasıl?

2 ay önce tehditler başladı. Sonra 20 gün önce yakın koruma verildi bana. Bekliyorduk yani. Kişisel olarak benimle uğraşıldığını sanmıyorum. Ülkede sansasyonel eylemler planlanıyor ve o eylemler arasında kadın bir belediye başkanını da hedefe almak var. Böyle yorumluyorum. Kadın doktora zarar vererek güven duygusunu ortadan kaldırmayı hedefliyorlar. Bunu biliyoruz ve karşı duracağız, önlemler aldık. Gereken tespitler de yapıldı. Terör hedefine ulaşmamalı, izin vermeyeceğiz. Hayatımda hiçbir değişiklik yok, işlerime devam edeceğim. 80 döneminde Hacettepe’deydim, taranırdı yemekhane, yere yatardık, sonra kalkardık, kimse ölmemişse yemeğe devam ederdik. Ben Ankara’da Tuzluçayır’da büyüdüm, kışları orada kalır, yazın Avcılar’a gelirdik. Onun için bu girişimler bizleri korkutamaz. Yaratılmak istenen korku ve endişe ortamına, kimseye prim verilmemeli.  

15 Temmuz gecesi Avcılar’da mıydınız?

Tabii. Herkes sokaktaydı. Biz de hemen hükümet konağına giden yolları önlem olarak belediye araçlarıyla kestik, sonrasında 10 mahallede “Cumhuriyet ve Demokrasi” buluşmaları organize ettik. Avcılar Belediyesi olarak o gece teröre, darbeye karşı çok net bir duruş sergiledik. Emniyete gittik o gece; belediye başkanı kadın, zabıta müdürü kadın, temizlik müdürü kadın... Müdüre dedim ki: “Emin ellerdesiniz, kadınlar var bakın, demokrasi ve Cumhuriyet eşit yurttaşlık üzerine kuruldu, bunları en iyi biz koruruz, merak etmeyin!” Atatürk posterleriyle ve Türk bayraklarıyla hemen her gece meydanlarda toplandık, refleksimizi hep beraber gösterdik.

BALÇİÇEK İLTER/GAZETE HABERTÜRK


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300