28 KASIM 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Başbakan Binali Yıldırım, "Medeniyetimizin izlerini taşıyan büyük şehirlerimize baktığımızda, İstanbul, Edirne, Bursa, Konya gibi şehirlerimizde maalesef imar rantıyla geçmişin değerlerinin büyük bir savaşım içinde olduğunu görüyoruz ama ne yazık ki geçmişimiz, medeniyetimiz imar rantına her geçen gün yenik düşmekten kurtulamıyor. Belediyelerimizin, üzülerek söylemek isterim ki, meclislerinin gündemindeki dosyaların yüzde 85'i imar revizyonudur. İmar revizyonu konusunda da mecliste hiç kavga, gürültü olduğuna bugüne kadar şahit olmadım. Muhalefet-iktidar ayrımı hiç olmaz ve şehri çirkinleştirmekte adeta yarış haline girerler." dedi.

Yıldırım, Sepetçiler Kasrı'nda Şehrin Mimarları Buluşması etkinliğindeki konuşmasında, şehrin köken itibarıyla medeniyet anlamına geldiğini, insanların şehirleri meydana getirdiğini, şehirlerin insanların karakterini yansıttığı, duygu ve düşüncelerine tercüman olduğunu dile getirerek, "Dolayısıyla kendi elimizle medeniyetler inşa edebildiğimiz gibi kendi elimizle inşa edilmiş medeniyetleri de yok edebiliyoruz." diye konuştu.

"Biz, dünyaya medeniyet nedir götürmüşüz, medeniyetleri buluşturmuşuz, maneviyatla geleceği, atiyle maziyi birleştirmişiz." diyen Yoldırım, "Asırlarca insanlığa barış, kardeşlik öğütlemiş ve bu ortama hazırlamış ecdadın torunları olarak maalesef mazimizin gereğini atimize taşımakta yeterince başarılı olamadık." dedi.

Yıldırım, Fatih Sultan Mehmet'in "Asıl marifetin halkın kalbini, ruhunu, benliğini inşa edecek, insana huzur verecek şehirler imar etmektir" sözlerine atıf yaparak, "Şehirler de binalar da insanların karakterini ve ruh halini yansıtıyor. Eğer sorunlarını aşmış, zihninizde meseleleri çözmüş bir toplumsanız, ona göre şehirlerinizi de daha estetik, daha ruhu, kimliği olan binalardan oluşturuyorsunuz. Maalesef elimizde imkan olsa da bu estetiği, zarafeti, ruhu binalara veremiyoruz." diye konuştu.

"5 BİNİN ÜZERİNDE TARİHİ ESERİMİZİ İHYA ETTİK" 

Yıldırım, 14 yılda ata yadigarı eserleri ihya etme konusunda çok titiz çalıştıklarını dile getirerek, "Onun için de özel düzenleme yaptık. Alınan vergilerin bir kısmını o amaca yönelik kullanma mecburiyeti getirdik. Bu şekilde 5 binin üzerinde tarihi eserimizi yeniledik. Şimdi gittiğimiz yerlerde ziyaret edince şehrin bir alameti olarak bunları görebiliyoruz." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, birçok tarihi binanın etkin olarak değerlendirilemediğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Böyle bir toplumsal baskı var; ‘Vay efendim sen Haydarpaşa Garı'nı filanca işe kullanacaklar.' Ya Haydarpaşa Garı her işine kullanılır. Ne var bunda? Dışarıda duruyor güzel, biblo gibi. İçeriye de kütüphane, kültür merkezi, galeri, her türlü sosyal kültürel faaliyetin yapılabileceği şeyler yap. Orayı 24 saat yaşam alanı haline getir. İnsanların gece gündüz gelip gideceği yer olsun. Şimdi in cin top oynuyor. Kim bahsetse, ‘vay tarihi Haydarpaşa Garına el sürdürtmeyiz.’ El sürdürtmeye sürdürtmeye bir gün elden çıkacak haberleri yok. Taksim Atatürk Kültür Merkezi. Ya onun ne özelliği var o binanın. Tamam Atatürk’ün ismini taşıyor. Eyvallah. Ama çok daha güzel bir mimari yapı olabilir. 'Onu kaldıralım. O alanı genişletelim.' diyoruz. Kimliği olan 4 köşe cam giydirme bir bina yerine bizim kültürümüz tarihimizi, geçmişimizi geleceğe taşıyan güzel bir bina yapalım. Bunda ne var? Bunun gibi çok şeyler var."

"ÜLKEYİ BÖLMEK İSTEYENLERLE NE KONUŞACAĞIZ?" 

Başbakan Yıldırım, hedef ve amaçlarının, terörü gündemin en alt sıralarına indirmek olduğunu belirterek, "Bunun için gayret gösteriyoruz. Bazıları, 'Efendim, oturun konuşun, niye böyle konuşuyorsunuz' gibi laflar ediyor. Neyi konuşacağız arkadaşlar? Adamlar bölmek istiyor memleketi, neyi konuşacağız? Bölücülerle neyi konuşacağız? Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesiyle, milletiyle bölünmez bütünlüğü dışında konuşacak hiçbir şey yok." dedi.

Çevre konusuna da değinen Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Çevre konusunda bir tuzak var. Ona dikkatinizi çekmek istiyorum. Her yapılan iş çevre hassasiyeti olarak görülmemelidir. Gelişmiş ülkeler bazen bu çevre konusunu gelişmekte olan ülkelerin önünü kesmek, hızını kesmek için de kullanıyorlar."

Bazen çevre konusunun da ülkelerin rekabet kabiliyetini, rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemek için bir araç olarak kullanıldığına dikkati çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

"Buna karşı da dikkatli olmamız lazım. Tabii kendi elimizle doğamızı, tarihimizi, kültürümüzü yok etmek buna asla ve asla müsamaha gösteremeyiz, bu doğru bir şey değil. Bu konuda gerekli bilinçlendirmeyi yapmamız lazım ama ülkemiz nükleer santral yapmalı mıdır? Evet, yapmalıdır. Çünkü enerjide bizim arz güvenliği için çeşitliliğe ihtiyacımız var. Bir tane değil, iki tane değil, üç tane yapmamız lazım. En az 6 bin megavatlık nükleer gücümüz olması lazım."

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300