06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Avrupa Birliği (AB) Bakan Yardımcısı Ali Şahin, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ne kadar ihtiyacı varsa, ondan daha fazla Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ihtiyacı var." dedi.

Almanya'nın Köln kentinde Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) Genel Merkezinde "Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri" başlıklı konferans veren Şahin, konferans öncesi AA'nın sorularını yanıtladı.

Türkiye 1959 yılından bu yana Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda büyük bir kararlılıkla yoluna devam ettiğini belirten Şahin, şöyle konuştu:

"Özellikle son 15 yılda AK Parti iktidarı sürecinde çok önemli adımların atıldığına şahitlik ettik. Fasıllar açıldı, tam üyelik müzakereleri başladı. Açıkçası bu süreçte demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlükler gibi konular başta olmak üzere birçok alanda çok ciddi reformların gerçekleştiğine şahitlik ettik. Ancak bu sürecin her zaman olduğu gibi yine zaman zaman bir takım siyasi suikastlere maruz kaldığını da söylemekte yarar var. Özellikle 15 Temmuz sonrası ciddi bir kırılmayla karşı karşıyayız. Türkiye AB'ye üye ülkelerden, özellikle demokrasisi akamete uğratılmak istenen, suikaste maruz bırakılmak istenen bu 15 Temmuz FETÖ darbe girişimiyle, bu suikast karşısında Türkiye AB ülkelerinden beklediği desteği göremediği gibi tam tersi Türkiye'nin demokrasisinin sorgulandığı, OHAL sürecinin ciddi anlamda eleştirildiği bir sürece girdik maalesef."

15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinin taktir edilmesi ve desteklenmesi gerekirken sanki bazı kesimleri rahatsız etmiş hissine kapıldıklarını söyleyen Şahin, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Sanki Türkiye'de engellenen 15 Temmuz darbesi Avrupa'da bazı çevreleri ciddi anlamda rahatsız etmiş gibi bir takım hissiyatlara kapılmaya başladık. Ama bununda ötesinde bizi Türkiye olarak ciddi endişeye sevk eden konu, Avrupa'da kimi şehirlerin, kimi ülkelerin hızla Kandil'leşmeye başladığını, hızla Pensilvanya'laşmaya başladığını görüyoruz. Türkiye karşıtı ne kadar aşırı uç kesimler varsa, oluşumlar varsa, bunların içerisinde terör örgütleri dahil, darbeciler dahil, Avrupa'yı bir sığınak olarak kendilerine seçmiş durumdalar. Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Çünkü demokrasi denilen, hukukun üstünlüğü denilen, özgürlükler denilen, insan hakları denilen burada doğmuş, büyümüş ve Türkiye de özellikle son 15 yıllık süreçte önemli adımlar atmış."

Darbecilerin Almanya başta olmak üzere Avrupayı kendilerine sığınak olarak seçtiğini dile getiren Şahin, "Bir darbe girişimi sonucu sanki darbecileri savunan bir anlayışın buradan seslendirilmesi, dillendirilmesi, onun da bir adım ötesine geçilerek darbecilerin özellikle Almanya'yı, Avrupa'yı kendilerine sığınak olarak seçmeleri son derece anlamlı. Bu anlamda sanki demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü sadece Avrupa'da yaşayan Avrupalılar için geçerli, Avrupa dışında yaşayan insanlar için geçerli değilmiş gibi bir anlam çıkıyor. Bir bakıma Avrupalı dostlarımız kendi yaptıkları helvadan putları acıktıkları zaman yer gibi, demokrasiyi istedikleri zaman böyle göz ardı edebiliyorlar." ifadelerini kullandı.

"Bu anlamda endişeli olduğumuzu söylemekte yarar var." diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu endişemiz sadece Türkiye adına değil açıkçası Avrupa adına da endişeliyiz. Çünkü bugün sığınma imkanı verdikleri, bugün vatandaşlık verdikleri, bugün fahri hemşehrilik verdikleri, geçici pasaport verdikleri bu insanlar şiddet eğilimli insanlar, Türkiye ve AB tarafından da terör listesinde yer alan insanlar, bir terör örgütünün uzantıları. Şiddeti kendilerine bir yaşam biçimi olarak belirlemiş bu kesimlerin ilerleyen süreç içerisinde Avrupa'nın da barışını, güvenliğini tehdit etmeleri yönünde endişelerimiz var."

"TAM ÜYELİK DIŞINDA DA HERHANGİ BİR KISMİ TERCİHİ KABUL ETMİYORUZ"

Türkiye AB müzakerelerinde, tam üyelik dışında hiç bir seçeneği kabul etmediklerinin altını çizen Şahin, şunları söyledi:

"Zaman zaman gerek Brüksel'de gerekse Avrupa'nın çeşitli kentlerinde 'Brexit' sonrası İngiltere ile oluşturulacak ilişki biçiminin Tükiye için de öngörebilir miyiz düşüncesi söz konusu. Bunu kesinlikle reddediyoruz. Türkiye AB yolculuğunu bir tam üyelik kararlılığıyla sürdürmektedir, tam üyelik dışında da herhangi bir kısmi tercihi kabul etmeyeceğimizi dile getiriyoruz. Umarız ki AB demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü konularında kendini biran önce sorgular. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortaya koydukları tavır tamamen demokrasi dışı, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi değerleri ortaya koymuş bir Avrupa'ya yakışmayan tavırlar. AB'nin Türkiye açısından önemini biz her dönemde vurguluyoruz, kararlılığımızı ortaya koymaya çalışıyoruz ancak Avrupalı dostlarımızı darbecilerin yanında görmek, terörist birtakım oluşumların yanında görmek hem bizi hem Türk halkını ciddi anlamda endişelendiriyor."

Terörü bütün Avrupaya ve dünyaya ortak tehdit olarak algılamak zorunda olduklarını vurgıulayan Şahin, sözlerine şöyle devam etti:

"Önümüzdeki günlerde AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları bir araya gelerek rapor sonrası Türkiye'nin tam üyelik müzakerelere sürecini masaya yatıracaklar. Buradan çıkacak menfi bir karar, Türkiye'den çok AB'yi olumsuz etkileyecektir. Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler sadece ekonomik ilişkiler değil, öncelikle göçmen meselesi çok önemli, terör meselesi çok önemli bir mesele, Türkiye'deki istikrarsızlığın Avrupa'yı etkilememesi asla düşünülemez. Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor ki eğer Ankara güvende olmazsa, Diyarbakır güvende olmazsa, Mardin güvende olmazsa, Derik, Gaziantep güvende olmazsa Berlin, Paris, Londra, Brüksel de güvende olmayacaktır. Eğer Türkiye'nin sınırları Avrupa'nın doğu sınırları ise Türkiye'deki her türlü istikrarsızlığın olumsuzluğun Avrupa içlerine çok ciddi şekilde yansımalarının olacağını da görmek bilmek gerekiyor."

"AB'NİN TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR"

Türkiye'nin AB sürecini tek taraflı bir süreç olarak değerlendirmemek gerektiğini, bu süreçten sadece Türkiye'nin karlı çıkmayacağını belirten Şahin "Türkiye gerek üretim dinamizmi, gerek üretim ruhuyla AB'nin ekonomisine çok önemli bir dinamizm katacaktır. Ben Türkiye'nin AB üyeliğini hem ekonomik hem sosyal anlamda bir aşı olarak tanımlıyorum. Umarım bu türbülanslı süreci hep birlikte, sağduyulu şekilde atlatırız. Türkiye'nin AB'ye ne kadar ihtiyacı varsa belki ondan daha fazla AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var. Ben eminim ki ilerleyen süreçte sağduyu hakim olacak ve Türkiye'nin eleştirilen konularda da yapılacak müzakerelerle bu tıkanıklığın giderileceğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği'nin 23. ve 24. faslı henüz açmamasını da eleştiren Ali Şahin, "Bir yandan Türkiye'deki yargı bağımsızlığını, medya özgürlüğünü, özgürlükleri, demokrasiyi eleştirip diğer yandan bu konuda iyileştirme fırsatı, bu konuları masaya yatırma imkanı taşıyacak 23. ve 24. fasılları açmamayı da açıkçası son derece bir çelişki olarak görüyoruz. Umarım önümüzdeki süreçte Türkiye'nin de AB için arz ettiği önemi unutmayarak bu tıkanıklıkları giderecek adımları hep birlikte atmış oluruz." diye konuştu.

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300