24 NİSAN 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Yazar Musa Anter'in 1992'de öldürülmesi ve AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun yaralanmasına ilişkin bazı eylemlerden sorumlu tutulan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında olduğu 18 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Ahmet Turan Altaylı ve Savaş Gevrekçi ile müdahil Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ve tarafların avukatları katıldı.

Sanık Hamit Yıldırım ile tutuklu bulunduğu Tekirdağ Kapalı Cezaevinden sesli ve görüntülü sistemle bağlantı kuruldu.

Tutuksuz sanıklardan Altaylı, Musa Anter cinayeti ile ilgili bir bilgisi olmadığını ileri sürerek, "Cinayet ve Orhan Miroğlu'nun yaralanması konusunda 2013'te Ankara ve Diyarbakır'da olayla ilgim ve alakam olmadığına dair ifade vermiştim. 1985'te 'Nebi' kod ismiyle anıldığım doğrudur. Her ne kadar itirafçı olduktan sonra Ahmet Cem Ersever'in JİTEM adı altında yasa dışı eylemlere katıldığım iddia ediliyorsa da bunu kabul etmiyorum." dedi.

Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığına yönelik suçlamalara yönelikte somut bir bilgisi olmadığını öne süren Altaylı, "Bu kuruluşun istihbarat topladığını bilirim. JİTEM, OHAL Komutanlığının içerisinde bulunuyordu. Asker olarak Jandarma Asayiş Karargah Bölüğüne bağlıydık. 1991'e kadar asker, 1992'den sonra da sivil memur olarak çalıştım. Askerliğim döneminde bir kaç kez birlikle operasyonlara katıldım." ifadesini kullandı.

Sanıklardan Abdulkadir Aygan'ın sivil memur olarak tanıdığını belirten Altaylı, şöyle devam etti:

"Ama birlikte iş yapmadık, kendisini Kurtoğlu lojmanlarında kalıyordu ben de resmi kurumların misafirhanesinde kalıyordum. Ahmet Cem Ersever'i Jandarma Grup Komutanlığında komutan olarak tanıyordum. İtirafçı olan Mustafa Deniz de tanırım. Ankara'da görevli olan Deniz'in, Musa Anter'in öldürüldüğü dönemde Diyarbakır'a geldiğini gördüm, Ersever'in de geldiğini duymuştum.

Musa Anter'i öldürülmeden önce yazar olarak bilirdim ama tanımıyordum, hiç yüz yüze gelmedik. Anter'in katli olayının yaşandığı dönemde Ersever'in Ankara'daki görevinin ne olduğunu bilmiyordum. 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ı ismen tanımam, basında fotoğraflarını görünce kampüse gidip geldiğini anımsıyorum."

JİTEM mensubu olup olmadığı sorulan Altaylı, Jandarma İstihbarat Asayiş Komutanlığında sivil memur olarak çalıştığını bildirdi.

FETÖ İZİ İDDİASI

Cumhuriyet Savcısı Alper Türközmen'in Diyarbakır'da ifade vermeden önce herhangi bir polis memuru ya da istihbaratta görevli kişilerin ifade konusunda kendisine yönlendirmede bulunup bulunmadığını ve Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı'nın ifadesi alınırken, FETÖ mensubu olduğu izlenimi verecek yönlendirmesinin olup olmadığı sorusuna Altaylı, şu yanıtı verdi:

"Verilen ifadeye ilişkin tutanak metnini daha sonra okuduğumda o ifade içerisinde ısrarla 'JİTEM' kelimesinin yazıldığını gördüm. Halbuki ben savcıya ifade verirken JİTEM diye bir ifadede bulunmadım. İfademde 'Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı' cümlesini kullanarak, ifade verdim. Ama ifademin her yerine 'JİTEM'in sokuşturulduğunu gördüm. Ardından bana 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'a ilişkin sorular sorup cevap vermemi istediğinde sanki benim 'Yeşil'i tanıdığım anlamına gelen cevapların tutanağa geçirildiğini gördüm. Halbuki ben öyle cevaplar vermemiştim."

Sanık avukatlarından Hikmet İşler, Diyarbakır'daki faili meçhul dosyalarının savcısı Osman Coşkun'un FETÖ'den firari olduğunu belirterek, alınan ifadelerin geçersiz olduğunu savundu.

Bilgisine başvurulmak üzere davet edildiği HSYK'da Savcı Coşkun'u şikayet ettiğini belirten Avukat İşler, "Savcı Coşkun'un aldığı ifadeler, maksatlı ifadelerdir. Kendisi FETÖ soruşturması kapsamında aranıyor ve firari konumundadır. Coşkun, Diyarbakır'da yürüttüğü soruşturmalarda TSK'da gelecek vaat eden askerlerin de önünü kesmiştir. Örneğin müvekkilim Kurmay Albay Tünay Yanardağ'ın ölümüne sebep olmuştur. Ayrıca karşı taraf ısrarla bu ifadelerle sanığa sorular sormuştur. Neden Ankara'da alınan ifadelerle ilgili sorular sorulmuştur?" dedi.

Olayla ilgili bir alakası olmadığını savunan tutuklu sanık Hamit Yıldırım da olay tarihinde koruculuk yaptığı ve iki kardeşinin de şehit olduğunu bildirdi.

Yıldırım, Anter cinayeti öncesine Şırnak'ın FETÖ imamı olduğunu ileri sürdüğü Davut isimli bir kişinin, kendisinden yurt yapılması için bir arsa istediğini bu talebi gerçekleştiremeyeceğini belirterek, "Bu arsayı vermediğim için bu dosyada sanık olarak yargılanıyorum. Savcı Osman Coşkun'un talimatıyla yakalandım." diye konuştu.

"HAKKIMDAKİ İDDİALARI KABUL ETMİYORUM"

Duruşmaya verilen aradan sonra sanıklardan Abdulkadir Aygan'ın bir röportajı izlendi. CD'nin izlenmesinin ardından savunmasını yapan sanık Yıldırım, "Ben yem olarak kullanıldım. Şırnak'ta Hamit sadece ben miyim? Şırnaklı Hamit, kimdir? Diyarbakır'da ya da Şırnak'ta kaç tane Hamit var ki ben anılıyorum? Röportajda hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum. Ben bayrağını seven birisiyim, şehit düşen insanlarla birlikte görev aldım." ifadesini kullandı.

Tutuklu sanık Yıldırım'ın avukatı Kaya Yelek, Aygan'ın röportajında Hamit'in müvekkili olmadığını, terör örgütü PKK'da yer almış başka bir Hamit'ten bahsettiğini savunarak, müvekkilinin tahliyesini talep etti.

Müvekkilinin belirttiği FETÖ imamının Davut Karataş isimli kişi olduğunu ileri süren Yelek, "Yurt arsası vermesi ve yapması istenilen müvekkilim, talepleri kabul etmemiştir. Müvekkilime kumpas kurulmuştur. Bu işin içinde emniyet müdürü, gazeteci, itirafçı ve gizli tanıklar vardır." görüşüne yer verdi.

Avukat İşler de sanık Aygan'ın röportajında elindeki ajandaya bakarak konuştuğunu belirterek, "Dinlenen sanık beyanlarından da anlaşılacağı gibi kendisi görev alırken günlük gazeteleri takip etmiştir. Kendisinin basından derlediği haberleri okumuştur." diye konuştu.

Cumhuriyet Savcısı Türközmen mütalaasında, tutuklu sanık Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.​

Yıldırım'ın tutukluluğunun devamına karar veren Mahkeme heyeti, davanın tanıklarından Ömer Özüyılmaz'ın FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunup bulunmadığının araştırılmasına hükmetti.

Heyet, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın defteri olarak belirtilen belgenin delil olarak incelenmesine ve sanık Hamit Yıldırım'ın terör örgütü PKK'ya katılıp katılmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına sorulmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

DAVADA NELER OLMUŞTU?

Anter'in ölümü ve Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili dava Diyarbakır'da açılmış, güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilmişti. İddianamede Anter'in ölümü, Miroğlu'nun yaralanmasıyla sonuçlanan eylemi Mahmut Yıldırım'ın planladığı ve yönettiği, Hamit Yıldırım'ın eylemi gerçekleştirdiği, dönemin Jandarma İstihbarat Grup Komutan Vekili Savaş Gevrekçi'nin ise emri altında bulunan Aziz Turan'ı faillere yardım için görevlendirdiği öne sürülüyor.

Sanıkların, 765 sayılı TCK'nın 450/4. maddesindeki "taammüden adam öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra "halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek" ve "adam yaralamak" suçlarından da cezalandırılmaları talep ediliyor.

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde de 16 sanıklı JİTEM davası görülüyordu. Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan bu davanın da sanıkları arasındaydı.

Yargıtay, Diyarbakır'daki JİTEM davası ile yazar Anter'in öldürülmesi ve Miroğlu'nun yaralanmasına ilişkin davaların birleştirilmesine, birleşen davanın Ankara'da görülmesine karar vermişti.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000