ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 33. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu. Reina'daki katliamın ardından başlayan yaşam tarzı eleştirilerine yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de kimsenin hayat biçimi, sistematik bir tehdit altında değildir. Buna asla müsaade etmeyiz. Buna 14 yıllık iktidarımız döneminde fırsat vermedik. Aksini iddia eden varsa, somut örnekleriyle bunu ortaya koymak mecburiyetindedir" dedi. Herkes gibi kendisinin de tasvip etmediği görüntüleri ifade özgürlüğü sınırları içinde eleştirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı, "Temsil ettiğim kamu gücünü kullanarak, kimsenin hayat tarzına müdahale sayılabilecek bir yola başvurmadım" diye konuştu.

Erdoğan'ın açıklamaları: 

"ASİMETRİK SALDIRI"
İstanbul Ortaköy’deki bir eğlence mekanını basan terörist, aralarında yabancı misafirimizin de bulunduğu 39 kişiyi katletti, 71 kişiyi yaraladı. Kardeşlerim, Türkiye ve Türk milleti terör örgütleri üzerinden adeta ateşle imtihana tabii tutuluyor. Tarihimiz boyunca maruz kaldığımız bu imtihan asimetrik bir saldırı şeklinde karşımıza çıkmıştır. Bu saldırılarla başa çıkabilecek bir güce ve kararlılığa sahibiz.

"BU SALDIRILARIN ASIL AMACI..."
Bizler de yaşananlar karşısında en az sizler kadar öfkeliyiz. Bu saldırıların asıl amacı duygularımızı aklımızın önüne geçirmektir. Bizi birbirimize düşürmektir. Toplumun içindeki fay hatlarını derinleştirmek isteyenler her yöntemi deniyor.

"KAYBEDERSEK SEVR TEZGAHI YENİDEN GETİRİLECEK"
Bugün Türkiye yeni bir istiklal mücadelesi içindedir. Bu mücadeleyi kazanırsak, 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da şekillendireceğiz. Kaybedersek, 100 yıl önce başarılamayan bir Sevr tezgahı yeniden önümüze getirilecek. Tüm vatandaşlarımızın, sorumluluk sahibi herkesin bu bilinçle meseleye yaklaşması, üslubunu, tavrını, sözünü ona göre belirlemesi gerekiyor.

"MÜCADELEYİ 'İÇ İŞLERİNE KARIŞMAK' OLARAK GÖREN KAFA..."
Türkiye'nin kendi güvenliği için bölgesinde yürüttüğü mücadeleyi 'başka devletlerin içişlerine karışmak' olarak gören bir kafa, olup bitenlerden hiçbir şey anlamıyor demektir. DEAŞ'a karşı en etkili mücadeleyi veren bir ülkeyi, hala 'bu alçak örgüte destek sağlıyor' imasıyla suçlamak, tam da terör örgütleri üzerinden Türkiye'ye saldıranların istedikleri türden bir söylemdir.

"ŞER İTTİFAKININ DEĞİRMENİNE SU TAŞIMIŞ OLUYOR"
Türkiye teröre teslim oldu demek, teröristle, terör örgütleriyle aynı safta yer almaktır. Çünkü terör örgütlerinin tüm amacı birilerine işte bu sözü söyletmektir. Bu sözü ifade eden kişi siyaset yapmıyor sadece, kendi ülkesinin karşısında oluşturulan şer ittifakının değirmenine de su taşımış oluyor.

Türkiye'de etnik kimlik ve inanç üzerinden siyaset yapılmasına benim kadar karşı çıkan başka isim var mı bilmiyorum. Tüm siyasi hayatım bunlarla mücadele üzerine geçmiştir. Bunların Kürt kardeşlerimin sorunlarıyla ilgisi alakası yoktu. Şimdi gerçekler ortaya çıkıyor.

Ortaköy ile ilgili bu kadar feveran edenler acaba Gaziantep'teki o 56 kişiyle ilgili ne yazdılar, ne konuştular. O büyük bir vahşet değil mi? Orada niye konuşmadınız. Bizim Gaziantep'teki olay da Ortaköy'deki olay da canımızı yakar. Bunların hepsi de terör eylemidir. Bunu yaşam biçimine kaydırmanın bir anlamı yok.

"KİMSENİN YAŞAM BİÇİMİ TEHDİT ALTINDA DEĞİLDİR"
En iğrenç istismar, Ortaköy saldırısında olduğu gibi, ölü bedenler üzerinden yapılmaya çalışılan istismardır. Bir kez daha söylüyorum, Türkiye'de kimsenin hayat biçimi, sistematik bir tehdit altında değildir. Buna asla müsaade etmeyiz. Buna 14 yıllık iktidarımız döneminde fırsat vermedik. Aksini iddia eden varsa, somut örnekleriyle bunu ortaya koymak mecburiyetindedir.

Uzun sorumluluk dönemimde hayat tarzı baskısı altında kalan tek bir kişi var mıdır? Bütün bunlar ortadayken bakıyorsunuz birileri sosyal medyadan, köşelerinden utanmadan sıkılmadan bunları yazabiliyor. Bu yalanı ortaya atanlar kimin yediğine, içtiğine karşılmıştır? 

"HERKES GİBİ BEN DE ELEŞTİRMİŞİMDİR"
Herkes gibi ben de tasvip etmediğim görüntüleri, ifadeleri eleştirmişimdir. Bunları da bireysel ifade özgürlüğümün sınırları dahilinde söylemişimdir ama asla temsil ettiğim kamu gücünü kullanarak, kimsenin hayat tarzına müdahale sayılabilecek bir yola başvurmadım. Bu yönde bir uygulamaya asla tevessül etmedim. Kurucusu olduğum siyasi partinin de bu yönde girişimi, adımı hiçbir zaman bu noktada olmamıştır.

"EZANA TAHAMMÜLSÜZLÜK NE KADAR YANLIŞSA..."
Farklı bir davranış bekleyenler, daha çok beklerler. Biliyorum ki dünyada ve ülkemizdeki herkesin aynı hayat biçimine sahip olma mecburiyeti yoktur. Hayat biçimlerine saygı anlayışı tek yönlü değildir. Karşılıklıdır. Ezan okunmasına tahammül edemeyenlerin müezzinlerin üzerine yürünmesi ne kadar yanlışsa, namaz kılmayanlara da baskı aynı şekilde yanlıştır.

"BENİM GİBİ KARADENİZ KÖKENLİ, KASIMPAŞA'DA YETİŞMİŞ BİRİ BİLE..."
Türkiye’nin hayat biçimi yüzünden en çok saldırıya maruz kalmış kişi bu kardeşinizdir. Hakkımda demediklerini bırakmadılar, eşime çocuklarıma saldırdılar. Benim gibi Karadeniz kökenli, Kasımpaşa’da yetişme, biri bile yasal haklarımı kullanmamın dışında bir yola başvurmadım.

"FETÖ'YE, DEAŞ'A DESTEK VERENLERE NE YAPILIYORSA..."
Bölücü örgüte, dinimizi istismar eden FETÖ, DEAŞ gibi örgütlere fiili, yazılı, sözlü destek verenlere ne yapılıyorsa, mezhep ayrımcılığı veya hayat tarzı üzerinden milletimizin bir kesimini istiskal etmeye çalışanlara da aynı muamele yapılacaktır, bu böyle bilinmeli.

"SURİYE İÇİN UMUT VERİCİ GELİŞMELER VAR"
Rusya ile birlikte yürüttüğümüz Suriye'de kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve ardından anlaşmazlıklara görüşmeler yoluyla siyasi çözüm aranması çalışmalarında umut verici gelişmeler var. Bu sürecin başarıyla neticelenip Suriyeli kardeşlerimizin yaşadıkları acıların ve uğradıkları mağduriyetlerin bir an önce sona ermesi en büyük temennimizdir.

"GÜN DÖVİZ ALMA DEĞİL, DÖVİZ SATMA GÜNÜDÜR"
İçinden geçtiğimiz günler, 'döviz alınacak' değil 'döviz satılacak' günlerdir, bunu özellikle söylemek istiyorum. Hiçbir kriz sürdürülebilir değildir. Ülkemize yönelik saldırılar da aynı şekilde ilanihaye devam edecek değildir.

Tüm yatırımcılarımızdan, iş adamlarımızdan, esnafımızdan, sanatkarlarımızdan, vatandaşlarımızdan şunu rica ediyorum; Lütfen elinizdeki tüm imkanları harekete geçirin, üretin, alın, satın, istihdam edin, yatırım yapın, piyasayı hareketlendirin. Başta kamu bankaları olmak üzere, lütfen faiz oranlarını düşürün. Faiz oranlarını düşürün ki yatırımcı, girişimci çok daha rahat bir şekilde yatırımını yapabilsin.

 

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(28)
Kalan karakter : 2000