09 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunanlardan hesap sorulacağını belirterek, "Kaçanlar, kaçtıklarıyla kalacaklarını düşünmesinler. Millete yaptıklarının, bu devlete yaptıklarının, şehit ettiklerinin, gazi yaptıklarının, akıttıkları kanların, bu millete ve devlete yaptıkları ihanetin cezasını mutlaka görecekler. Ondan kimsenin endişesi olmamalıdır." dedi.

Bakan Bozdağ, Yozgat'ta Büyük Sinema Salonu'nda AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısında, Türkiye'nin 2016'yı çok büyük zorluklarla geçirdiğini söyledi.

Geçen yıl 15 Temmuz darbe teşebbüsünün, Türk demokrasisi, siyasal hayatı ve tarihi bakımından çok önemli dönüm noktası olduğunu ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:

"Belki dünyada böylesi bir vahşeti yaşayan ülke sayısı çok azdır ama böylesi büyük bir vahşet karşısında milli iradesine, hukukuna, devletine, seçilmişlerine, anayasasına ölümüne sahip çıkan ve destan yazan millet varlığı yoktur. Ne zaman düdük çalan olsa başka ülkelere bakın, düdük çalanlar hep kazanmış. Türkiye'nin geçmişine baktığınız zaman 15 Temmuz'a kadar çalınan düdükler hep başarılı olmuş. Ama 15 Temmuz'da Türkiye'nin hem siyaseti, hem yönetimi, hem meclisi, hem medyası, hem sivil toplum örgütü farklı durmuş hem de halkımız farklı durmuş. Ölümüne, hep beraber demokrasi demiş, hukuk demiş, milli irade demiş ve darbecilere Türkiye'yi değil, dünyayı dar etmiştir, dar. Şimdi kaçıyorlar, Amerika'ya kaçıyorlar, Almanya'ya kaçıyorlar, başka yerlere kaçıyorlar. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar onları bulmak, milletin yargısının önüne çıkarmak ve milletin yargısına hesap vermesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Kaçan darbeciler mutlaka hesap verecekler. Kaçanlar, kaçtıklarıyla kalacaklarını düşünmesinler. Millete yaptıklarının, bu devlete yaptıklarının, şehit ettiklerinin, gazi yaptıklarının, akıttıkları kanların, bu millete ve devlete yaptıkları ihanetin cezasını mutlaka görecekler. Ondan kimsenin endişesi olmamalıdır."
Bozdağ, cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili de açıklamalarda bulundu.

Türkiye'de cumhurbaşkanlığı ile milletvekilliği seçiminin ayrı ayrı yapıldığını dile getiren Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hükümet nereden çıkıyor, meclisin içinden çıkıyor. İşte millete güvenmeyen bu anayasa, milletin doğrudan hükümet seçmesine izin vermiyor. Milleti doğrudan hükümet seçmeye ehil görmüyor. Şimdi, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yapılan en önemli değişiklerden birisi, hükümeti doğrudan seçme yetkisinin asıla, aziz milletimize verilmesidir. Referandumda, halk oylamasında milletimiz esasında, 'hükümeti doğrudan ben seçmek istiyor muyum, istemiyor muyum' diye bir muhakeme yapıp ona göre karar verecektir. 'Hükümeti doğrudan ben seçmek istemiyorum, ben buna ehil değilim' diyenler 'hayır' diyecektir. 'Hayır kardeşim, ben asılım asıl, milletvekilini ben seçiyorum, benim seçtiklerim hükümeti seçiyor, ben vekilleri aradan çıkarıyorum, hükümeti doğrudan bundan sonra ben seçeceğim' diyenler, 'evet' diyecektir. Millete güvenenler 'evet', milletten korkanlar 'hayır' diyecektir. Korku pompalıyorlar. Ne değişiyor?"

Ankara'da ayak oyunlarıyla hükümet teşkil etme döneminin tarihe karıştığını aktaran Bozdağ, şunları kaydetti:

"Onun için dikkat edin milletten alamadıkları iktidarı Ankara'da almaya alışmış çevreler, ara dönemlerde darbe öncesi, sonrası vesaire, bazı puslu havalarda güç ve kudret devşirenler hepsi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı bir araya geldiler. Niye karşı? 'Milli egemenlik zayıflıyormuş' diyor. Ya Allah aşkına, millete hükümet seçme görevini vermemiş bu anayasa, milli egemenliği madem millete tanıyor da neden hükümeti seçme görevini doğrudan millete vermiyor? Şimdi ne yapılıyor? Doğrudan hükümeti seçme görevi aziz millete veriliyor. Bu referandum, bunun oylanacağı referandum. Biz buna karar vereceğiz. 'Hükümeti doğrudan biz mi seçelim, yoksa bizim seçtiğimiz vekiller mi seçsin?' İşin esası, özü burada düğümleniyor. Ben inanıyorum ki aziz milletimiz, 'hükümeti doğrudan ben seçeceğim.' diyecek. Halkın doğrudan hükümet seçmesi, milli egemenliğin sahibine doğrudan tevdi anlamına gelir ve milli egemenliği güçlendirir. Hem belediyeyi doğrudan seçiyor, hem belediye meclisini doğrudan seçiyor, hem il genel meclis üyelerini doğrudan seçiyor, hem milletvekilini yani yasamayı doğrudan seçiyor, hem cumhurbaşkanını doğrudan seçiyor, şimdiye kadar hükümetini seçemiyordu, bundan sonra Türk milleti hükümetini de doğrudan seçecektir."


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300