27 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Referandumdaki temel amaç, Türkiye'nin yönetim sisteminin değiştirilmesi yani başbakanın, milletvekillerinin seçilip parlamentoda belirlenmesinden ziyade ülkeyi yönetecek kişinin doğrudan halk tarafından sandıkta belirlenmesi. Bunun adı yönetim sistemi değişikliğidir. CHP ısrarla bunu rejim değişikliği olarak lanse etmeye çalışıyor. Bu bir rejim değişikliği değildir. Türkiye'nin rejimi bellidir. Türkiye devleti bir cumhuriyettir." dedi.

AK Parti Gebze Gençlik Kolları üyeleriyle ilçedeki bir otelde bir araya gelen Işık, burada yaptığı konuşmada, siyaset hayatı boyunca gençlere hep önem verdiğini söyledi.

Partisinin gençlik kollarının siyaset açısından okul görevi gördüğünü ifade eden Işık, bu okuldan mezun olanların siyasete hazır hale geldiğini kaydetti.

Mecliste cumhurbaşkanı seçtirmemek için 2007 yılında 367 "garabetinin" çıkarıldığını anımsatan Işık, "Eminim Sayın Baykal da o dönem grup başkanvekili olan Sayın Kılıçdaroğlu da 'Keşke yapmasaydık, bu 367 icadını keşke çıkarmasaydık.' dediklerini tahmin ediyorum. Çünkü o gün yaptıkları o büyük ve vahim yanlış, Türkiye'de bir daha geri dönülmesi mümkün olmayan bir sistem tartışmasını başlatmış oldu. Bugün sürdürülmesi mümkün olmayan sistemin savunucusu CHP aslında bu sistemin köküne dinamit koyan da yine CHP." şeklinde konuştu.

"BU REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL"

Işık, siyasette uygulamalı eğitimin en yoğun AK Parti döneminde yaşandığı anlatarak, bu durumun siyasette gençlere tecrübe kazandırdığını bildirdi.

Nisan ayı içinde referandumun yapılacağını anımsatan Işık, "Referandumdaki temel amaç, Türkiye'nin yönetim sisteminin değiştirilmesi yani başbakanın, milletvekillerinin seçilip parlamentoda belirlenmesinden ziyade ülkeyi yönetecek kişinin doğrudan halk tarafından sandıkta belirlenmesi. Bunun adı yönetim sistemi değişikliğidir. CHP ısrarla bunu rejim değişikliği olarak lanse etmeye çalışıyor. Bu bir rejim değişikliği değildir. Türkiye'nin rejimi bellidir. Türkiye devleti bir cumhuriyettir." şeklinde konuştu.

Türkiye'de bir rejim tartışmasının olmadığını ifade eden Işık, CHP'nin yönetim sistemiyle ilgili tartışmayı rejim tartışmasına çekmesini anlamakta zorlandıklarını söyledi.

"CHP, DEMOKRASİNİN GEREKLERİNE YÖNELİK TARTIŞMALARA ODAKLANSIN"

Işık, CHP'nin uzun yıllar rejim tartışması üzerinden siyaset yaptığını anımsatarak, bu tartışmalara halkın prim vermediğini kaydetti.

CHP'nin sahada yer almayı içeren bir zor siyasete alışkın olmadığını dile getiren Işık, bundan dolayı CHP'nin tekrar rejim tartışmasına döndüğünü bildirdi.

Işık, bunun rejim tartışması olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Yönetim sistemi değişikliğini, rejim tartışması olarak sunmak Türkiye Cumhuriyeti'ni küçümsemek anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili kimsenin bir tartışması yok. Bu memlekette aklı başında olan hiç kimsenin rejim tartışması diye bir derdi yok. CHP'nin ısrarla olayı rejim tartışmasına çekmesi bir, halka güvenmemesi iki, 1923'te sağlam temelleri atılmış cumhuriyetimizi küçümsemek anlamına gelir. CHP'ye çağrımız bırakın bu rejim tartışmasını gelin demokratik bir ülkede demokrasinin gereklerine yönelik tartışmalara odaklanın."

"KANADOĞLU, YİNE PİYASAYA ÇIKMIŞ AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞI DUYMUYOR"

Türkiye'nin ileride daha büyük sıkıntılarla karşılaşmaması için bir yönetim sistemi değişikliğine gitmesini gerekli gördüklerini anlatan Işık, Türkiye'de Başkanlık Sistemi tartışmasının yeni olmadığını söyledi.

Işık, bu konuda Türk siyaset tarihinden örnekler vererek, şunları kaydetti:

"11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün seçiminde bu 367 saçmalığını niye ortaya koydu CHP? Onların da bir fikir babası var, meşhur Sabih Kanadoğlu şu ara yine piyasa çıkmış ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Böyle hiçbir akli kriterlerle izah edilemeyecek açıklamalarda bulunuyor. Özellikle silahlı kuvvetlere yönelik tamamen gerçek dışı beyanlarla birtakım hassasiyetleri oluşturmaya çalışıyor. O 2007'deki 367'nin mucidi."

Cumhurbaşkanı Gül'ün seçiminde ortaya atılan 367 krizinden bahseden Işık, "Sistem kilitlendi. Sistemi açmanın tek yolu vardı. O da artık cumhurbaşkanını halkın doğrudan sandıkta belirlemesi. Aslında Türkiye 2007'nin 21 Ekim'indeki referandumun kabulüyle fiilen başkanlık sistemine geçmiş oldu." diye konuştu.

Işık, 2007-2015 arasında problem yaşanmamasının, cumhurbaşkanının seçildiği partiyle iktidardaki partinin aynı olmasından kaynaklandığını da ifade etti.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300