29 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 20'si tutuklu 36 sanığın yargılandığı davanın duruşmasına, müşteki beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, mağdur ve müştekiler, tarafların avukatları ile bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Yoklama ve kimlik tespitinden sonra müşteki beyanlarına geçildi.

Saldırıda üniversite öğrencisi kızı Başak Sidar ile kız kardeşi Nilgül Çevik'i kaybeden, eşiyle birlikte yaralanan İzzetin Çevik, patlamanın üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen olayın etkisinden kurtulamadığını, kaybettiklerinin acısının yüreğini yakmaya devam ettiğini söyledi.

Şanlıurfa'dan Ankara'ya barış ve kardeşliği haykırmak için ailesiyle geldiğini, patlamanın etkisiyle kızı, eşi ve kız kardeşinin savrulduğunu, kısa süreli bilinç kaybından sonra onlara ulaşmaya çalıştığını anlatan Çevik, "Kız kardeşim uyuyor gibi yerde yatıyordu. Onlar beni korumuş, bu acı ile yaşamam için bedenlerini bana siper yapmışlar." dedi.

"BENİMLE HELALLEŞMENİZ GEREKİYOR"

Sanıklardan Suphi Alpfidan'ın kendisi gibi Suruçlu olduğunu, bütün sanıkların saldırıda yaşamını kaybedenlerin yakınlarıyla helalleşmesi gerektiğini belirten Çevik, şunları söyledi:

"(Sanıklara dönerek) Sizler benim hemşehrimsiniz. Hanginizin adını söyleyeyim. Suphi duydun değil mi beni? Benimle helalleşmeniz gerekiyor. Barış sizin çocuklarınıza da lazım Suphi. Kan davası güdemeyiz, intikamcı değiliz biz. Kızıma dedim ki 'Suphilere sahip çık, bu memleketin iyi insanlara ihtiyacı var.' Kızım yaşasaydı, köyün ilk kadın mühendisi olacaktı Suphi. Benimle nasıl helalleşeceksiniz, biliyor musunuz? Mahkemeye yardımcı olacaksınız."

Çevik, seçilmiş ve atanmış olan bütün kamu çalışanları ile olayda ihmali bulunduğunu iddia ettiği emniyet güçlerinden şikayetçi olduğunu belirtti.

"HER ŞEYİMİZ YARIM KALDI HAKİM BEY"

Saldırıda hayatını kaybeden Korkmaz Tedik'in annesi Zöhre Tedik de oğlunun isteği üzerine ailece barış mitingine katılmak için Ankara'ya geldiklerini anlattı. Daha önce de miting ve eylemlere kalmak için Ankara'ya birçok kez geldiğini, her seferinde kontrol noktalarında arandıklarını, kimlik kontrolü yapıldığını ifade eden Tedik, "Alana geldiğimizde bir gariplik göze çarpıyordu. 10 kişilik bir eylemde bile onlarca polis bizi korurken, o gün etrafta polis yoktu. Sadece birkaç trafik polisi göze çarpıyordu." dedi.

Garın önüne geldiklerinde oğlu Korkmaz'ın telefonla konuşmak için kendilerinden uzaklaştığını, bu sırada patlama sesi duyduğunu anlatan Tedik, şöyle devam etti:

"Oğlum boynuna isabet eden bir şarapnel parçası ile yaralanmıştı. Yaklaşık 50 metre ötemde duruyordu. Ona ulaşmaya çalıştım ancak o esnada polis gaz sıktı. O gaz olmasaydı ona ulaşacaktım. Yarasını sarardım, öperdim, koklardım oğlumu. Belki oğlum 'anne kurtar beni' diyecekti. Büyüdü, okula gitti, askere gönderecektim, torunlarım olacaktı. Her şeyimiz yarım kaldı hakim bey, yüreğimizi yaktılar. Gazdan zehirlenmesin diye arkadaşları üzerine yatmışlardı. Polislere emri verenler belli değil mi? Bomba düzeneğini yapan, yaptıran, emri verenlerin neden üstüne gidilmiyor. Evet, bunlar (sanıklar) piyon, onlar da emir verenler de yargılansın."

Müşteki Nebahat Uzatmaz, saldırıda yaşamını kaybeden oğlu Ali Deniz Uzatmaz için mahkemede bulunduğunu söyledi. "Kuzum, herkes gibi barış, kardeşlik ve daha güzel bir yaşam için o alandaydı." diyen Uzatmaz, patlamadan sonra polis müdahalesi nedeniyle olay yerine ambulansların gelemediğini belirtti.

Oğlunun kan kaybı nedeniyle yaşamını yitirdiğini anlatan Uzatmaz, "Beni en çok yıkan soru nedir biliyor musunuz? Yeni tanıştığım birinin bana 'kaç çocuğun var' diye sorması beni çok yaralıyor. Yerde yatan bir fotoğrafına bakabildim sadece, diğerlerine bakamadım. Erken müdahale edilseydi belki kurtulurdu oğlum." ifadelerini kullandı. Uzatmaz, ihmali olduğu gerekçesiyle Gaziantep'ten Ankara'ya kadarki güzergahta görev yapan emniyet güçleri ile oğlunun ölümüne sebep olan herkesten şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.

Saldırıda yaralı kurtulan Şükran Elçik de miting için Adana'dan Ankara'ya geldiğini belirterek, alana geldikten 45 dakika sonra patlamaların gerçekleştiğini söyledi. İlk patlamada havaya savrularak, yaralandığını belirten Elçik, sanıklara dönerek "Ne istiyorsunuz, derdiniz nedir? Müslüman mısınız? Allah'tan korkan biri insan öldürmez. Biz 'insanlar ölmesin' diyoruz. Siz neyin derdindesiniz, kime çanak tutuyorsunuz?" dedi.

Hastaneye götürüldüğünde dört saat boyunca sedyenin üzerinde bekletildiğini, zamanında kendisine müdahale edilmediğini öne süren Elçik, "Bütün sorumlulardan şikayetçiyim. Yalvarıyorum iyi araştırın bunların ele başlarını bulun. Herkes vücudunda kaç tane bilyeyle yaşıyor. Saldırıdan önce canlı bombaları Ankara'ya getiren araç iki kez polis noktasına takılıyor ancak ne hikmetse garda kendilerini patlattılar." ifadelerini kullandı.

Saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınları ile yaralananların ağır bir travma geçirdiklerini de vurgulayan Elçik, "Biz her gün ölüyoruz, hepimizi yarım insan yaptılar. Hiçbirimiz eskisi gibi olamayacak. Çocuklarımız, ailelerimiz bizimle perişan oldu. Bazı arkadaşlarım biber gazı ile öldü. Ne yaptık da biber gazı attılar?" diye konuştu.

Saldırıda yaralanan 17 yaşındaki kızı için beyanda bulunan Servet Yücel de ilk kez böyle bir katliama şahit olduğunu söyledi. Olaydan sonra kızının kaybettiği arkadaşlarından dolayı ağır sorunlar yaşadığını anlatan Yücel, "Kızım eve geldiğinde üzerinde insan eti parçaları vardı, şoktaydı. Sokağa çıkıp, kaybettiği arkadaşlarının isimlerini haykırmaya başladı. Bizim çocuklarımız bu ülkeye sahip çıktı, masumdular. Cumhurbaşkanından, başbakandan Ankara valisinden, emniyet müdüründen şikayetçiyim." dedi.

Öte yandan müştekilerin anlattıklarından etkilenen iki izleyici fenalaştı. Salondan çıkarılan izleyicilere sağlık ekipleri müdahale etti.

Daha sonra müştekilerden Abdülselam Çetin, Yusuf Can, Mahmut Delice, Berivan Tedik Yeşiltepe ve Mehmet Murat Akçalı'yı dinleyen mahkeme, duruşmaya ara verdi.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 11 Şubat 2017 Cumartesi 00:32
    Kıyammam üzüldüm
  • vaktiseyir 09 Şubat 2017 Perşembe 17:46
    Allah devletimizi korusun insanımızı korusun. Alçakların hainlerinde belasını versin tez vakitte!
  • Misafir 09 Şubat 2017 Perşembe 17:01
    Tek dertleri polisimizi ve devletimizi karalamak...
Kalan karakter : 300