29 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Fetullahçı Terör Örgütünün ( FETÖ), akademik yapılanmasına ilişkin İstanbul Üniversitesine yönelik, aralarında profesörlerin de bulunduğu 13'ü tutuklu 45 akademisyenin yargılandığı davanın ikinci duruşması başladı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince büyük salonda yapılan duruşmaya, 13 tutuklu sanıkla 29 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Duruşmada, yoklamanın yapılmasının ardından sanık avukatları söz aldı. Duruşma, sanık avukatlarının usule ilişkin ve müvekkillerinin savunmalarına yönelik bazı taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, şüpheliler Doç. Dr. Ahmet Edip Müftüoğlu, öğretim görevlisi Enis Güney, Prof. Dr. Ferah Armutçu, öğretim görevlisi Halim Taşkaya, öğretim görevlisi Hasan Fehmi Erol, öğretim görevlisi Hasan Hakan Ulutin, Prof.Dr. Lütfi İlhan Yargıç, Prof. Dr. Metin Halaç, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Selçuk, Doç. Dr. Osman Abalı, Yrd. Doç. Dr. Savaş Açıkkaya ve Prof. Dr. Vedat Demir'in tutuklandığı, bu şüphelilerden 8'nin örgütün şifreli haberleşme programı olan ''ByLock''u kullandığı belirtiliyor.

İddianamede, sanıklar Yrd. Doç. Dr Erol Önen, Yrd. Doç. Dr Dilek Selek ve Yrd. Doç. Dr Selahattin Çitçi'nin soruşturma kapsamında bulunamadığı ve hakkında yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi. İddianamede tüm şüphelilerin ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçlarından 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep ediliyor. İddianamede, ''FETÖ elebaşısının talimatı ile tüm kamu üniversitelerini ele geçirmeye çalışan örgüt, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) örgütlenmesine paralel bir yapı olarak kendi örgütlenmelerini her üniversitede oluşturmuşlardır. Üniversitelerde; üniversite, fakülte, yüksekokul ve enstitü imamları olarak yapılanmış olup, bu bünyeler içerisindeki örgüt üyeleri bu imamlara bağlı olarak örgütsel faaliyet yürütmüşlerdir.'' denildi.

Örgütün, hakimiyetinin etkin olduğu taşra üniversitelerinde akademik kadroların açılıp bu kadrolara yerleştirdikleri örgüt üyelerini daha sonra büyük üniversitelere geçişini sağladığı, böylece tüm kamu üniversitelerinin adeta örgütçe kuşatıldığı vurgulanan iddianamede örgütün yapılanmasına ilişkin şu bilgilere yer verildi:

''Örgüt için üniversite yönetimi çok önemlidir. Üniversitenin akademik kadrosunun yanında idari kadrolarını da elinde tutmak istemiştir. Üniversiteler yüksek bütçeli kurumlar olup, bu bütçelerin örgüt mensuplarınca örgütün amaçları doğrultusunda kullanılması hedeflenmiştir. FETÖ'nün Bank Asya'yı kurtarmak için 'himmet akademisini' kullandığının ortaya çıktığı, 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra bankaya, 5 bin akademisyen üzerinden yaklaşık 5 milyar lira fon yönlendirildiği, bir araştırma görevlisinin hesabından 42,5 milyon lira çıktığı tespit edilmişti."

Üniversiteye giren bu öğrencilerin örgütün üniversite imamları tarafından korunduğu ve örgüt hiyerarşisi içerisinde ileride tayin edilecek görevler için özel olarak yetiştirildiği vurgulanan iddianamede, ''Üniversite sonrası yüksek lisans, doktora, yurtdışı eğitimleri almak için her türlü hukuk dışı yollar kullanılmıştır. Örgüt akademik kadrolara kendi üyelerini yerleştirmek için akademik lisans üstü eğitim sınavında (ALES) soruları ele geçirerek örgüt üyelerine sızdırmıştır. Yüksek lisans, doktora ve ALES sınavlarında çaldığı sorular sayesinde üniversitelere 2002-2013 yılları arasında 8 bin 500 civarında akademisyen yerleştirildiği tahmin edilmektedir.''

ÖSYM verilerine göre 2005'de ALES sınavına 226 bine yakın adayın girdiği, bu adayların % 0,1'inin soruları tam ya da 2 eksikle tamamladığı, 2005 yılında ALES'de tam yapanların sayısı 100 iken, bu rakamın 2009 yılında tam 200 kat arttığı dikkat çekilen iddianamede, 2009 yılında sınava giren 226 bine yakın adayın %9'unun tam puan aldığı, FETÖ/PDY silahlı örgütünün neredeyse bütün sınavlarda hırsızlık yaptığı, 2009 yılında ALES'de yalnızca 2 yanlışı olan aday sayısının 20 bin 290 olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Sanık tüm akademisyenlerin ya meslekten ihraç edildiği ya da açığa alındığı belirtilen iddianamede, şüphelilerin Bank Asya'daki hesap hareketleri, ByLock, 1 dolar, sosyal medya paylaşımları ve WhatsApp yazışmaları delil olarak gösterildi.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300