Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Ak Parti - MHP arasında 'One minute' polemiği

        Başbakan Erdoğan'ın NATO Genel Sekreterliği seçimlerinde arkasında duramayacağı sözler söylediğini, ancak bunun altında kalarak Türkiye'nin haysiyetini ayaklar altına alınmasına yol açtığını savunan Bahçeli, "Dün Mehmetçiğe kurşun sıkanları eğiten, eğlendiren, yöneten bir ihanet kanalını (Roj TV) hoş gören bu şahsın (Rasmussen), şimdi Mehmetçiğe verilmiş uluslararası görevlerde yöneticiliğini yapmasını kim kabul ettirmiş ve etmiştir? Davos'ta şişirilen 'one minute' balonu, NATO toplantısında bizzat Cumhurbaşkanı Gül tarafından patlatılmıştır" diye konuştu.

        AK Parti'nin 22 Temmuz 2007 tarihinden bu yana çok ciddi destek ve oy kaybına uğradığını öne süren Bahçeli, seçimden MHP'nin güçlenerek çıktığını ve iktidarın yegane alternatifi olduğunu kanıtladığını söyledi.

        MHP lideri, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş'ta geçirdiği helikopter kazasında hayatını kaybeden merhum Muhsin Yazıcıoğlu için 'aziz dava arkadaşımız' ifadesini kullandı. Bahçeli, kazanın nedenleriyle, kaza sonrası yürütülen arama kurtarma çalışmalarının bütün safhalarında muhtemel ihmal, kusur ya da başka saiklerden kaynaklanan sorunların aydınlatılabilmesi için TBMM Başkanlığı'na bir araştırma önergesi verdiklerini ifade ederek, aynı konuda diğer partilerin de verdikleri araştırma önergelerinin birleştirilerek merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun kaybına neden olan kaza için bu hafta içinde araştırma komisyonu kurulmasının görüşüleceğini kaydetti. Bahçeli, "Ümidimiz, komisyonun yapacağı ayrıntılı çalışmanın kısa süre içinde sonuç alması, konunun bütün yönleriyle açıklığı kavuşarak, kaza ile ilgili birbirinden farklı yorum ve iddiaların bir an önce son bulmasıdır" şeklinde konuştu.

        YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

        Devlet Bahçeli, altı yıl dört ayı aşan süredir Türkiye'yi yönetme iddiasındaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, yaptığı tarihi yanlışlar nedeniyle milletimiz tarafından ihtar verilmesi için bir fırsat olarak değerlendiren MHP'nin, bu beklentisinin gerçekleştiğini ve AK Parti'nin 22 Temmuz 2007 tarihinden bu yana çok ciddi destek ve oy kaybına uğradığını söyledi.

        Bahçeli, şunları söyledi: "Seçim sonuçları ağır sorunlar altında ezilen toplumsal yapının, iktidar partisine şimdilik bir ikazı olarak görülmeli ve anlaşılmalıdır. Çalışan devasa işyerleri, çarkları dönen fabrikalar bir biri ardına kapanmış; Başbakan ise iş sahiplerini maalesef iş bilmemekle itham etmiş, kendi aczini hiçbir suçu olmayanlara ihale etmeye çalışmıştır. İşinden olan, hayat pahalılığı karşısında elindeki harcamalarına yetmeyen vatandaşlarımızın kredi kartı kullanmaları ve sonucunda ortaya çıkan borcu ödeyememelerini de düşüncesizlikle ve samimi olmamakla suçlayan Başbakan Erdoğan'ın, gereken cevabın bir bölümünü bu seçimlerde aldığını düşünmekteyiz. Devlet kurumlarının temel atma veya açılış törenleri ile AKP'nin siyasi açık hava toplantılarının birlikte yapılmasından asla hicap duyulmadığı, karalama, iftira, argo, tahrik ve hatta aşağılamaya varan bir kirlilik hepimizin gözü önünde cereyan etmiştir. Bu şartlar altında yapılan seçimden Milliyetçi Hareket Partisi güçlenerek çıkmış, 22 Temmuz seçimlerinden itibaren gelinen bugünkü ortamda, iktidarın yegane alternatifi olduğu görülmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, çatışma ve gerilim siyasetine olan mesafemiz, kavga ve üslup kirliliğine olan uzaklığımız, sahici ve samimi ikazlarımız toplumsal yapıda karşılık bulmaya başlamış; belediye başkanlığı ve bize yönelen seçmen sayımız ile oy oranımız artırmıştır.

        Partimize verilen her destek asla karşılıksız kalmayacak, teslimiyete karşı kararlı bir duruşun, toplumsal bir uyanışın ve yüksek ahlakın ifadesi olarak siyasete yansıyacaktır.

        Barzani ile kucaklaşma, Talabani ile sözleşme, PKK ile dolaylı müzakere, Ermenistan'la el sıkışma ve Avrupa birliği ile sanal ilişkiler üzerine kurgulanmış ipotek siyasetini terk etmek durumundadır."

        NATO GENEL SEKRETERLİĞİ SEÇİMLERİ

        Bahçeli, İslam aleminin ve Türk milletinin, NATO Genel Sekreterliği görevine seçilen Danimarka Başbakanı Rasmussen'e karşı olumsuz bakışı bilinen bir gerçekken, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı arasında yaşanılan çelişkili beyanlar ve ardından ucuz pazarlıklarla ikna edilmelerinin kabulü mümkün olmayan bir durumu ortaya çıkardığını savudu.

        Türkiye'nin, NATO içinde veto hakkı olan ancak bunu kullanmaya yetkisi ve ehliyeti olmayan 'ikinci sınıf özürlü' bir üye ülke konumuna düşürüldüğünü ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Görüşmeler esnasında Başbakan Erdoğan önce bu isme karşı çıkmış ve Rasmussen'i Danimarka'da başlayan ve dünyaya yayılan karikatür krizine göz yummakla; PKK terör örgütünün bu ülkedeki televizyonunun kapatılmasına mani olmakla suçlamıştır. Bu takdir edilecek bir tavır olmuştur.

        Ancak ne var ki, ertesi gün bu durum aniden değişmiş, sözde ABD Başkanı'nın verdiği iddia edilen güvencelerden sonra, bir gün önce hakkında suçlamalar yöneltilen Danimarka Başbakanı Türkiye'nin desteği ile NATO Genel sekreteri seçilmiştir.

        Bu süreçte, teslimiyetten hayali zafer çıkarmaya ve bunu Obama garantörlüğü ambalajıyla pazarlamaya çalışan Başbakan, arkasında duramayacağı sözler söylemiş, ancak bunun altında kalarak Türkiye'nin haysiyetini ayaklar altına alınmasına yol açmıştır. O halde, dün Mehmetçiğe kurşun sıkanları eğiten, eğlendiren, yöneten bir ihanet kanalını hoş gören bu şahsın, şimdi Mehmetçiğe verilmiş uluslararası görevlerde yöneticiliğini yapmasını kim kabul ettirmiş ve etmiştir?

        Hükümet, dünya güvenliğini sağlamak adına görev alanını genişleten bir uluslararası ittifakın başına, PKK terör örgütünü müsamaha ile karşılayarak Türkiye'nin güvenliğini ateşe atan bir adamı seçtiğinin farkında mıdır? Anlaşıldığı kadarıyla Davos'ta şişirilen 'one minute' balonu, NATO toplantısında bizzat Cumhurbaşkanı Gül tarafından patlatılmıştır."

        MHP lideri, Türkiye'nin yeni NATO Genel Sekreteri için veto hakkını kullanması halinde, bunun iktidarın en isabetli kararlarından birisi olacağını ve MHP olarak kararı alkışlanıp destekleyeceklerini vurguladı.

        OBAMA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ

        MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın dün TBMM'de yaptığı konuşmada, Türkiye-Ermenistan ilişkileriyle ilgili sözlerini eleştirerek, "ABD Başkanı'nın Amerika'nın tarihine atıflar yaparak, Türk tarihindeki meselelere de aynı olumsuz anlamları yüklemeye çalışması ve bunu tarihin gerçeği ile yüzleşmekle açıklaması hoş göremeyeceğimiz bir nezaketsizliktir" ifadelerine yer verdi.

        Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılmasının önemine işaret eden ABD Başkanı'nın, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini güçlü olarak desteklediklerini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Ancak Türkiye Ermenistan arasındaki sorunların kaynağı Türkiye değil, Ermenistan'ın tutum ve talepleridir" dedi.

        Ermenistan'nın Türkiye ile ortak sınırı tanımadığını, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sorgulayarak Doğu Anadolu'nun bir bölümünü "Batı Ermenistan" olarak kabul ettiğini ve Ağrı Dağı'nı 'Ermenistan'ın milli sembolü' olarak gördüğünü anımsatan MHP lideri, şöyle devam etti: "Bölge barış ve güvenliğin önündeki en büyük engel olan Ermenistan'ın, dost ve kardeş Azerbaycan'ın topraklarının yaklaşık beşte biri üzerindeki işgali de halen sürmektedir. Bunun yanı sıra, Türk tarihini ve milletini en aşağılık insanlık suçu olan soykırımla mahkum ettirmek için hayasız bir uluslararası kampanya yürütmektedir.

        ABD Başkanı'nın bu gerçekleri yok sayarak, Meclisteki konuşmasında Amerika'nın tarihine atıflar yaparak, Türk tarihindeki meselelere de aynı olumsuz anlamları yüklemeye çalışması ve bunu tarihin gerçeği ile yüzleşmekle açıklaması; hoş gne öremeyeceğimiz bir nezaketsizliktir. Başkan Obama'nın kendi tarihlerindeki acı ve utanılacak olayları dile getirerek, geçmişiyle yüzleşmek istemesi kendi bileceği iş ve değerlendirmesidir. Ancak, biz hatadan döndük, yanlışla yüzleştik denilerek, aralarında hiçbir ilişki ve alaka bulunmayan tarihimizle ilgili iddia edilen yalanları kabul etmemizi istemesini reddettiğimizi duyurmak istiyorum.

        Buradan AK Parti hükümetini uyarıyorum: Bir yalan iddiayı herkesin kabul etmiş olması onu doğru olduğu anlamına gelmez.

        Doğru ve gerçek her zaman aynıdır ve yalnız başınıza da kalsanız milli tezlerimizi ve tarihi haklılığımızı sonuna kadar savunmalısınız. Bu, size sürekli övündüğünüzü ulu orta söylediğiniz ecdadımızın aziz emaneti, Türk milletinin namusuna teslim edilmiş tarihi gerçeklerdir. Tek taraflı tavizler verilerek, dayatmalara boyun eğilerek yürütülen ilişkilerin Ermenistan'la olan boyutunun ağır sonuçları görülmeye başlanmış, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de Türkiye'nin bu yaklaşımlarına haklı olarak tepki göstermeye başlamışlardır. Kardeş Azerbaycan'ı incitecek, toprakların geri almak için verdikleri haklı ve meşru mücadeleyi sekteye uğratacak ve onları yalnızlaştıracak yanlış yoldan bir an önce dönülmesi öncelikli beklentimizdir.

        Unutulmaması gereken husus şu olmalıdır: Hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Ermenistan'ı, karşılık görmeden sözde kazanmak uğruna, kardeş Azerbaycan'ı kaybetme ve gözden çıkarma gibi bir tasarrufu olamaz ve asla olmamalıdır.

        Tarihimizle hesaplaşma çağrısı, bugün ABD Başkanı'nın ağzından, dün Avrupalı yetkililer tarafından bu rahatlıkla dile getiriliyorsa, bunun vebali ve sorumluluğu milli konularda dik duramayan ve taviz vereceği konusunda umut uyandıran Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinindir."

        Başkan Obama'nın, aynı konuşmada 'Kürtçe radyo ve televizyon yayınlarıyla sağlanan ivmenin sürdürülmesi' için yeni düzenlemeler yapılmasına işaret etmesi ve Türkiye'de bulunan azınlıkların haklarının güçlendirilmesi gereğini dile getirmesinin ABD'nin bakış açısının AB ile örtüştüğünü gösterdiğini kaydeden Bahçeli, "ABD Başkanı'nın Heybeli Ada Ruhban Okulu'nun açılması talebine Meclis konuşmasında yer vermesi de aynı benzeşmenin başka bir yansımasıdır. ABD Başkanı Obama'nın Meclis'te yaptığı konuşmasında PKK terörü ile mücadele kapsamında Türkiye'nin Irak'taki "aşiret reisleriyle" işbirliği ilişkileri kurmasının gerektiğini ve demokratikleşmenin önemini vurgulaması oynanan oyunu somutlaştırmaya başlamıştır. Bütün bu gelişmeler Türkiye'yi önümüzdeki dönemde çok zor ve sancılı günlerin beklediğini ortaya koymuştur. ABD Başkanı'nın Türkiye ziyaretini değerlendirirken bu kaygı verici gelişmeleri gerçekçi bir biçimde dikkate almak ve ayrıntıları ile analiz etmek kaçınılmaz olacaktır" şeklinde konuştu.

        AKP'DEN JET YANIT

        AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, ''Sayın Bahçeli'yi, Türkiye'nin uluslararası alanda yükselen yeni gücünü algılayarak, ülkemizin içte ve dışta milli menfaatlerine hizmet edecek çizgide, sorumlu siyaset yapmaya davet ediyoruz'' dedi.

        Aksu, yaptığı yazılı açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugün TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmayı değerlendirdi.

        Abdülkadir Aksu, şunları kaydetti:

        ''Bugün grup konuşması sırasında, NATO Genel Sekreteri seçimini bahane ederek, Davos'ta Sayın Genel Başkan ve Başbakanımızın tutumuna ilişkin 'Şişirilen balon' benzetmesi yapan Sayın Devlet Bahçeli'nin bu tavrını sorumlu siyaset anlayışı ile bağdaştırmak mümkün değildir.

        Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Davos'ta onurlu bir ülkenin onurlu insanlarının haysiyetini koruyan bir dik duruş sergileyerek, milli menfaatlerimize ve Türkiye'nin uluslararası konjonktürde yükselen rolüne uygun davranmıştır. Böyle bir milli meselenin, basit iç siyaset yapılması son derece yanlıştır.

        Sayın Bahçeli'yi, Türkiye'nin uluslararası alanda yükselen yeni gücünü algılayarak, ülkemizin içte ve dışta milli menfaatlerine hizmet edecek çizgide, sorumlu siyaset yapmaya davet ediyoruz. Konuyu da yüce Türk Milletinin takdirine bırakıyoruz.''

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ