17 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, anayasa değişikliği referandumuna ilişkin "Cumhuriyet tarihinin en büyük reformunu yapıyoruz. 'Evet' demek de, 'Hayır' demek de demokratik haktır." değerlendirmesinde bulundu. İşte Bozdağ'ın Habertürk TV'de ki konuşmalarından satırbaşları;

CHP'NİN AYM KARARI

"CHP'nin Anayasa Mahkemesine başvurmamasını beklemiyordum. Çünkü beyanlar esastır. Anayasa değişiklik paketi TBMM'nin gündemine geldikten sonra gerek komisyon sürecinde gerekse genel kurul sürecinde CHP adına konuşan hatipler ve CHP yetkili temsilcilerin yaptığı pek çok açıklama var. 'Bu Anayasa Mahkemesine götürülecek bir konu, Anayasa'ya aykırılık var, siz ihanet ediyorsunuz, bu büyük bir ihanettir, bunu parlamento yapamaz' diye hatta meclisi, vekilleri herkesi hainlikle suçladılar. O dönemde hatırlarsanız, meclisin içinde fiilen TV oluşturdular, bütün oylamaları ve görüşmelerin hepini kendileri özel kasete aldılar ve her maddenin oylaması öncesi veya sonrasında tutanaklara oylamaların Anayasa'ya uygun yapılmadığını zapta geçirdiler. Hatta oylamalar sayım yapılırken divanda tutanağa muhalefet şerhi düşmek istediler. Usulüne uygun yapılmadığına ilişkin orada bir sürü tartışmalar oldu. O zaman da biz bu yaklaşımın doğru olmadığını söyledik. CHP Anayasa Mahkemesine müracaat öncesinde sahte delil üretiyor diye açıklamalarımız oldu. Bütün açıklamalar CHP adına yetkililerin açıklamaları, meclisteki müzakereler, bütün tutumlar Anayasa Mahkemesine götüreceğinin çok net ifadesi. Benim merak ettiğim şu CHP bu kadar yüksek perdeden en üst düzey temsilcileri vasıtasıyla biz bu işi Anayasa Mahkemesine götüreceğiz deyip de sonradan neden vazgeçtiler. Bunu CHP genel başkanına ve yetkilerine sormak lazım"

"Bundan önce de Anayasa Mahkemesine her değişikliği götürdü. Bu bir ilk benim şahsi değerlendirmem şu: Burada Anayasa Mahkemesine götürülecek bir husus yok, Anayasa Mahkemesine götürülmüş olsaydı mahkemenin bu davayı reddedeceği gün gibi ortada. Bunu bilmek için Anayasa Mahkemesi Başkanı veya üyesi olmaya gerek yok. CHP muhtemelen referandum sürecinde Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararı öngörmek suretiyle bundan vazgeçtiğini düşünüyorum. Bunu referandumda kendi aleyhine kullanacak. 'Bak işte millete değil de mahkemeye koştu' gibi bir durumun aleyhine kullanılmasından rahatsızlığı var. Onun için de böyle bir argümanı 'Evet' diyenlere vermemek masadıyla, gidince de netice alamayacaklar, şimdi plağı çevirdiler, biz halka güveniyoruz diyorlar. CHP'nin gerekçesi ne olursa olsun Anayasa Mahkemesine gitmekten vazgeçmesini ben olumlu değerlendiriyorum. Bizim de dediğimiz tam da budur. Bu konuda hakemliği yapacak halktır, kararı verecek halktır. Halka gidelim, herkes derdini anlatsın, vatandaşımızın vicdan terazisi düzgündür ayarı sağlamdır hep doğru tartmıştır. Bu tartının sonucuna göre hepimiz saygı duyalım. CHP'nin durumunu olumlu buluyorum fakat bunun samimi dönüş olduğunu düşünüyorum, hesaba dayalı bir dönüş"

GİZLİLİK İHLAL EDİLMEDİ

"Oyların gizliliği usule dair bir düzenleme Anayasa'da. Anayasa'da iptal gerekçelerini düzenleyen madde de nelerin iptal gerekçesi olduğu açıkça yazıyor. Diyor ki; teklif verebilme sayısı 184. Yazılı teklif olacak 184 kişi olacak. İki defa görüşülme olacak, belirli aralıkla görüşülecek. Üçüncüsünü de karar nisabı. 330 veya üstü olacak. Bu üçünü denetler Anayasa Mahkemesi. Çok açık. Ama Anayasa'da 1987'de zannedersem yapılan değişiklikle o dönemde oyların gizli kullanılması kuralı getirildi. Bu kuralın gelmesi daha sonradır. Bu kuralı koyan yasama organı o zaman Anayasa'nın 148. Maddesine müdahale etmiyor. Halbuki oraya da oyların gizli kullanıp, kullanılmadığını da denetler diye bir koymaları lazım. Esas gerekçe milletvekillerinin korkudan, baskıdan, endişeden uzak bir şekilde rahatça oy kullanmasını sağlamak içindir. Bu onun için konulmuştur. Ama oylamanın gizliliğinin nasıl olacağına dair de iç tüzükte hüküm var. Orada pulu alır getirir sandığın içine koyar diyor. Kabine girer diye bir kural yok. Bu kabin meselesi 1995 yılında bir tartışma üzerine öyle uygulanıyor ama iç tüzüğün hükmü değil. Burada önemli olan oyun gizli kullanılmasıdır."

"Onlar kabine girdi, girmedi, perdeyi çekti, çekmedi, zarfı dışarıda tuttu, tutmadı. Burada milletvekilinin kullandığı oyun renginin görülmemesi esastır. O rengini göstermeden insanlar gizli oy pekala kullanabilir. Kabine girmeden de gizli oy kullanabilir, girerek de gizli oy kullanabilir, bu tamamıyla o milletvekilinin takdiriyle ilgili, kabine girmeyi şart koşan bir tüzük hükmü yok, uygulama da yok. Onlar buradan acaba biz bir şey yapabilir miyiz diye baktı Anayasa Mahkemesinin geçmişte verdiği bir karardan hareketle bunu yaptılar sonuca etkili olup olmama konusunda hareketle yaptılar ama bunun ispatı mümkün değil, çünkü bunu orada herkes görüyor, televizyon kaydediyor, herkes takip ediyor. Eğer oylar açık kullanılmış olsa herkes o açık kullananları görürdü, açıklığı fotoğraf kameralar basın takip ediyor, yakalardı. Televizyonlar çekim yapıyor yakalarlardı, bizzat CHP kendi çekti yakalarlardı. Oyların gizliliğinin ihlal edilmediğini biliyorum. Ama onlar bu iddialarına güç kazandırmak için bunu kullandılar. Anayasa Mahkemesi'ne gitmiş olsaydı hem gizlilik bakımından hem de şekil şartlarına ilişkin Anayasa'nın koyduğu kural bakımından bunu reddederdi. Çünkü her şey Anayasanın öngördüğü usule ve şekil şartlarına uygun olarak yapıldı. O yüzden CHP gitmekten vazgeçti."

"PARTİ TAVRINI ORTAYA KOYACAK"

İstifa eden AK Parti Manisa İl Başkan Yardımcısı Ozan Erdem'in referanduma ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Bozdağ, milletin değerleriyle, partilerinin tüzük ve programıyla bağdaşmayan eylemler ile söylemlerde bulunanlarla ilgili gereği yapılmayan kimsenin bulunmadığına dikkati çekti.

Referandumda "evet", "hayır" demenin demokratik bir hak olduğunun altını çizen Bozdağ, AK Parti'den kimsenin "hayır" diyenlere terörist demediğini söyledi.

Bozdağ, "AK Parti 'hayır' diyeni terörist diye damgalıyor." şeklinde algı oluşturulmaya çalışıldığını, bununla "hayır" cephesinin çoğaltılmasının amaçlandığını belirtti.

"Evet" yönünde irade beyanında bulunanlara yönelik tepkileri anımsatan Bozdağ, "Evet kampanyasına katılanları linç yapıyorlar. Sporcular, sanatçılar dediler, neler yaptılar. Acayip bir mahalle baskısı var." değerlendirmesinde bulundu.

Bozdağ, soru üzerine, "Hayır" dediği için gözaltına alınanın veya tutuklananın bulunmadığını bildirdi.

"Bir tane 'hayır' dediği için gözaltına alınmış varsa ben bugün, bu görevden ayrılırım. Yok öyle bir şey, yok öyle bir örnek. Şimdi ne yapılıyor, birtakım kurgular var. Başka başka eylemler var, başka şeyler var. Oradan çıkılıyor deniliyor ki bu adam 'hayır' dedi, gözaltına alındı." şeklinde konuşan Bozdağ, bunun yalan olduğunu ve bir algı operasyonu yapıldığını kaydetti.

"TÜRKİYE'Yİ HER DAİM GÜÇLÜ İKTİDARLAR YÖNETECEK"

"Biz bu anayasa değişikliğinin Türkiye'nin istikbali için doğru sistem olduğuna inanıyoruz. Türkiye çok zor bir coğrafyada. 15 yıllık Ak Parti iktidarı şunu gösterdi. Böyle bir coğrafyada ayakta kalmak ancak siyasi istikrar ile mümkün. Parlementer sistem daima siyasi güçlü iktidar kurmuyor. O yüzden diyoruz ki güçlü iktidarı sandıkta sistem çıkarması lazım. Sandık daima istikrar çıkaracak. Türkiye'yi her daim güçlü iktidarlar yönetecek. Her daim Türkiye kazanacak. Bu sistem yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayırıyor. Bu milli egemenliği de güçlendiren bir şey. Bu halkın idaresinin daima iktidar olmasını temin edecek. Büyük bir reformun oylamasını yapacağız."

"Bu teklif esasında kuvvetlerin birbirinden tam ayrı olmasını öngörüyor. Şimdi millet hem yasamayı hem yürütmeyi ayrı seçecek. İkisi de yetkiyi anayasa ve milletten alacak. Cumhurbaşkanının kanun teklif etme yetkisini kaldırıyoruz. Kanun tekliflerini görüşürken hükümetin hiç bir yetkisi olmayacak. Tamamen yasamanın tekelinde olacak. Yasama konusunda yetki Meclise aittir. Bu vekilleri güçlendiriyor."

 "Yeni sistemde cumhurbaşkanı seçimi yenilirse kendi seçimini de yenilemek zorunda. Bu yasamayı daha da güçlendiriyor. Şuan meclisin cumhurbaşkanının görevine son verme yetkisi yok. Yeni sistemde bu hakkı getiriyoruz. Bu da yasamayı güçlendiriyor. Şuanki düzenleme yürütmeyi tam yargının denetimine atıyor."

"AYM'ye ilişkin bu düzenlemede yeni bir şey yok. Cumhurbaşkanına ilave bir seçme yetkisi verilmedi. Burda tek bir kişinin eline yargının geçme imkanı kesinlikle yoktur. Yargı ve yasama denetimi bugünkünden on kat daha güçlü."

"BU DÜZENLEMELERDEN SONRA ÇİFTBAŞLILIK ORTADAN KALKACAK"

"Türkiye'yi yönetenler vesayetle gelmiyor. Bu düzenleme yürütmenin doğrudan halk tarafından seçilmesini getiriyor. Demokratik bir ortamda Türkiye seçimlerini yapıyor. 15 Temmuz halkın demokratik anlayışının zirvesidir. Türkiye'de çiftbaşlılığın olmadığı bir dönem yok. Cumhurbaşkanları ile Başbakanlar arasında tartışmanın olmadığı bir dönem yok. Mevcut anayasa Başbakana bakanlarını seçme yetkisi vermiyor. Bütün üst düzey atamaların tamamı üçlü kararname ile çıkıyor. Sayın Sezer döneminde devlet vekaletlerle yönetilmeye başlamıştı. Bundan kim kazandı kim kaybetti? Bu sistem bu kavgaların hepsine son verecek. Bu düzenlemelerden sonra çiftbaşlılık ortadan kalkacak. Çatal kazık yere batmıyor. Bundan sonra daha net oalcak. Milletin dediği olacak. Şimdi öyle bir hava veriliyor ki  sanki milli savunma ile ilgili hiç bir araya gelinmeyecek milli eğitim ile ilgili hiç bir araya gelinmeyecek. Bir kişi ne derse o olacak. Yok öyle bir şey."

"BU SİSTEM DEĞİŞİMİ SÜREKLİ HALE GETİREN BİR SİSTEM"

"Türkiye'de şantajla kasetle hükümeter yıkıldı gitti. Bu sistemle artık öyle bir şey yok. Bu son derce önemli. Bütün bu krizleri kaosları ortadan kaldıracak. Bu sistemi bir şahıs için değil Türkiye için istiyoruz. İnsanlar gidecek ama Türkiye Cumhuriyeti kalacak. Türkiye'yi yönetmiş veya yönetmeye talip olmuş herkes tek başlı yürütmeyi savunuyordu. AK Parti kendi gücünün zirvesinde olduğu dönemde bunu Türkiye için istiyor. MHP'nin desteği ile bu büyük reformu gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu sistem değişimi sürekli hale getiren bir sistem. Kaybeden siyasi aktör çekilecektir. Kazanan da 10 sene sonra çekilecektir. Biz değişimin sürekliliği içinde bu büyük reformun gerekli olduğunu düşünüyoruz."

FETÖ ELEBAŞI GÜLEN'İN İADE SÜRECİ

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine yönelik soruya, "Gülen'in iadesine ilişkin dört iade dosyası ABD'ye gönderildi, ayrıca geçici tutuklanması talep edildi." karşılığını verdi.

Bakan Bozdağ, FETÖ elebaşı Gülen'in Türk yargısının önüne çıkartılarak hesap vermesini sağlamak istediklerine dikkati çekti.

Darbe girişimine ilişkin ABD'ye gönderilen geçici tutuklama talebiyle ilgili dosyada, iadeye yönelik ilerleyen günlerde adım atılacağını bildiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"Amerika'nın yeni Adalet Bakanı görevine başladı. Ben kendisine bir mektup yazdım. Önümüzdeki hafta da kendisiyle bir telefon görüşmesi yapacağım. Bu konuyu da görüşmemizde ele alacağız. Sayın Bakanı Türkiye'ye de davet edeceğim. Gerekirse bizzat kendim de bir kez daha gidip yeni Bakana da bu konuyu anlatacağım. Türkiye'nin beklentilerini, hassasiyetlerini birinci elden iletme imkanı olacak."

Darbe girişimi ve FETÖ soruşturmalarına ilişkin soru üzerine de Bozdağ, yargının hızlı çalıştığını vurguladı.

Bozdağ, soruşturmalar kapsamında çok sayıda delilin toplandığını, bu delillerin deşifresi ve analizinin de zaman alan bir konu olduğunu dile getirdi.

Yargının kılı kırk yararak, bütün verileri en iyi şekilde değerlendirerek çalışmalarını yürüttüğüne işaret eden Bozdağ, Türkiye genelinde darbe girişimine ve FETÖ'ye yönelik yaklaşık bin 500 dava açıldığına dikkati çekti.

Bozdağ, 2017'de ilk derece mahkemelerindeki yargılamaların önemli bir kısmının tamamlanarak istinaf aşamasına geçeceğini sözlerine ekledi.

"OHAL SÜRECİNDE YAPILANLAR MİLLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE YAPILDI"

"Türkiye'de OHAL sürecinde yapılanlar milletin gözü önünde yapıldı. Burası şeffaf bir ülke. Hepsi Resmi Gazete'de yayımlandı. Gizli kapaklı bir iş yapılmıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 7 civarında bir KHK Mecliste görüşüldü. Özellikle kamudan arındırmaları düzenleyen KHK'lar meclis onayıyla oldu. Bu OHAL dönemninde kapatılan dernekler, kamudan ihraçlar ile ilgili bir kurul kurulacak ve şikayetlerin hepsini dinleyecek. Bunun en önemli faydası KHK ile yapılan düzenlemeler yargı denetimene kapalı. Bu kurul yargı yolunu açacak."

"FETÖ diğer örgütlere benzemiyor. Bunlarla mücadele için yapılması gereken şeyler var. OHAl o yüzden uzadı. Önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyulması halinde tekrar gündeme gelebilir."


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 2 saat önce
    eğer taşeronlara kadro vermeden evet çıkarsa dahada kadro madro vermezler gibi.
  • Misafir 2 saat önce
    Basbakan akp li degilmi
  • Misafir 3 saat önce
    İş bulmada çok zorluklar çekiyoruz sabika ve sicil affı istiyoruz lütfen sayın Bakanım
  • Misafir 3 saat önce
    bence.. "....Üzerine aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.” CB liği metni açık bu yemin ortada iken evet çıkmaz kardeşim
  • Misafir 4 saat önce
    Mahkumlar için af istiyoruz
Kalan karakter : 300