Başbakan Erdoğan HABERTÜRK TV'de

Yiğit Bulut'un sorularını yanıtladı

16 Ağustos 2010 Pazartesi, 21:04:49Güncelleme: 21:04:49
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Başbakan Erdoğan HABERTÜRK TV'de Sonra Oku

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, HABERTÜRK TV ekranlarında AK Parti Genel Merkezi'nden canlı yayınlanan 'Sansürsüz Özel'de HABERTÜRK TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut'un sorularını yanıtladı:

Neden evet demeliyiz?

Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Önümüzde şöyle bir tablo var. Aslında milletin çizdiği bir tablo. Darbe anayasası mı, milletin anayasası mı? Millet darbe anayasasını bir kenara koyuyor. Yıllardır bu iradeyi bekliyordu. Ve bunu gördü. Bütün STK'lar da bu işin içindeydiler. Biz bu adımı attık. Asıl değişikliğin de 2011 seçimlerinden sonra yapılacağını söylüyoruz. Bu bir milletin anayasasıdır. Muhalefet zorla bunu AK Parti projesi olarak sunuyor. Bu bir AK Parti projesi değildir. Bu AK Parti'nin kapatılması öncesi yapılan bir hazırlığın neticesidir. Ana muhalefet hazırlığı hiç görmeden reddetti. Diğer muhalefet reddetti. Uzlaşma hiçbir zaman aramadılar. Bize düşen sivil toplum kuruluşlarına gitmek... Geçmişte anayasa hazırlığı yapan kuruluşların, TOBB, TÜSİAD gibi.. Bütün partilerin bu hazırlıklarını önümüze aldık. Bu çalışmalar üzerinden hazırlığımızı yaptık. Şu anda önümüzde bulunan bir taslaktır. Ve bu çalışmanın neticesidir. O da Meclis'e geldi, bu hale geldi. Bu hale de Ana muhalefet itiraz etti. AYM'ye gitti, AYM de bu uygundur dedi. Şimdi biz asıl sahibine gidiyoruz. Şimdi biz, söz de karar da milletindir dedik.

Metinde ufak tefek düzenlemeler oldu. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

Bizim gönlümüz esasa girmeden bunun çıkmasıydı. Bu yine de bütünü olarak baktığımızda rahatsız edici bir netice doğurmadığı için bütün gönlümüzle sarıldık. Şu anda milletimizin huzurunda.

Siz daha kaspamlı değişikliklerden yanasınız. Bazı tepeler var ki aşılamıyor. Daha kapsamlı bir değişiklik düşünüyor musunuz?

Şu andaki yapılan değişiklik; ki bu o dediğiniz kapsamlı değişikliğin kapı aralanmasıdır. Bununla birlikte bundan sonra endişe edilecek bir yapı da söz konusu olmayacak. Milletin iradesinin egemen olduğu bir yapıyı getiriyor. Bu kısmi değişiklik milletin egemenliğini güçlendiriyor. 2011 seçimlerinden sonra çok daha güçlü bir iktidar işbaşı yapacaktır. Bu güçlü iktidar da beklenen değişikliği gerçekleştirecektir. Böyle bir değişikliği gerektiren yapı parlamentoda oluşursa yapılır.

2011'de daha güçlü bir iktidar diyorsunuz.

Ben onun beklentisi içindeyim. Şu anda yapılan çalışmalarla da çok güzel bir ivme kazandı.

2011 son seçimim demiştiniz. Acaba başkanlık sistemine doğru Türkiye'nin gitmesi ve sizin oraya doğru gitmeniz söz konusu mu?

Biz yola çıkarken partimizin tüzüğünü böyle hazırladık. Bir milletvekili 4. kez vekillik yapamaz, ara verir dedik. Bu benim partimin tüzüğünün gereğidir. Şu koltuklara oturan bir daha kalkmamacasına oturmamalı. Şöyle veya böyle, bazen oyunla, bazen demokrasinin kuralları içinde sizi oradan indirir. Zirvedeyken bırakılmalı... Siyaset, siz illa o bulunduğunuz görevde yürür diye bir şey yok. Başka görevde de siyaseti sürdürebilirsiniz. ABD'de yapılıyor, çeşitli think-tank kuruluşlarıyla, biz niye yapmıyoruz. Bu adımları da Türkiye'de birileri atsın.

AK Parti'yi biz kollektif akılla oluşturduk. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, şu anda aramızda olan olmayan hep birlikte günlerce haftalarca bu işte çalıştık. 42 bin denek üzerinde kamuoyu araştırması yaptık. Oradan gelen neticeler üzerine bu hareketi başlattık. Siz hareketi tek lider üzerinden yürütürseniz, olur ya öldü... O zaman o hareket batacak mı? Kollektif akıl oluşturursanız, bayrak yere düşmez. Şu anda arkadaşlarımızın arasında öyle bir konsensüs var ki.. Hiçbir siyasi partide yeni nesil oluşturma gayreti yoktur. Bizde siyaset akademisi vardır. Gençlerde, bayanlarda... mezun verir. Örgütü güçlü tutalım. Yerel meclislerde yetişmiş insanlarımız olsun. Belediye başkanlıklarında... Biz bunları başardık. Başararak da yolumuza devam ediyoruz. Yerel yönetimlerde ciddi bir tecrübeye sahibiz. Yerelde seçilme yaşı 25 ama merkezi yönetimde 30'du. Kavgasını verdik, 25'e indirdik. Türkiye'de artık, büyüklerimiz alınmasın, parlamento hücrelerinin sürekli yenilenmesine ihitiyacı var. Tarihimize baktığımız zaman Fatih'i görebiliyoruz. Bana göre seçme seçilmeye göre daha zordur. Zor olan seçmektir. Onun için bunu 25'e indirdik. 25-30 aralığında yeni gençler girecek. Bu seçimde bunu göreceğiz. Daha fazla bayan olacak. Daha dinamik parlamento olacak, bunu göreceğiz.

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

Biz bu yola beyaz gömlekle çıktık diyorsunuz. 27 Mayıs ve 12 Eylül sizin için nedir?

Ben 27 Mayıs'ın olduğu dönemlerde 7-8 yaşında bir çocuktum. Babam demokrattı. O günleri kendisinden dinler o zamanlarda hele hele idam sehpasına götürüldüğü gazeteleri, mecmuaları.. Hayat mecmuasındaki kapağı hiç unutamıyorum. Merhum Menderes idam sehpasına götürülüyor. Unutamadığım tablolardan bir tanesiydi. Sonra merhum Özal'da gördüm. Özal da o kapalı spor salonundaki konuşması esnasında o mermi kendisine isabet etmedi. Allah'ın verdiği canı kimse alamaz ifadesi... Siyasetin kaderinde buna benzer durumlar var. Bu yolda olabilecek hiçbir şey sizi bu yoldan yıldıramaz. Ben 18 yaşından itibaren siyasetin içindeyim. Yani yukarıdan inmedim. Buraya kadar geldiğimde de sağolsun iyi ekiplerle geldik. 27 Mayıs ve 12 Eylül'e baktığınızda burada ben hesaplaşmanın ötesinde bir şey görüyorum. Şu anda hazırladığımız bu paket zihniyet dönüşümünü yaparken iade-i itibar sağlıyor. Bunu birileri başka yerlere çekiyor. Oralarda parmağı olanların birçoğu pişman olduklarını söylediler. Yani benim üzüldüğüm bir sağdan bir soldan idam ettik gibi yaklaşımlar yakışır şeyler değil. Bu işin zihniyetinde ne tür bir anlayış olduğunu göstermesi bakımından bu çok çirkin bir anlayıştı. Biz gerektiğinde babamız bile bir yanlış yapmış olsa bunu sahiplenmemiz lazım. Bu tür şeylerde de biz tarihe havale ediyoruz. Sorulacak bir hesap varsa da bunu da sormamız gerekir. Bir daha bu tür tabloları görmek istemiyoruz. Biz ileri demokrasi dediğimiz zaman kimsenin bundan rahatsız olmaması lazım. Ordumuz hepimizin ordusu. Yasal şartlar içinde görevini sürdürmelidir. Siyaset de kurumsallaşmada sancılar çekti. Kapatma davası açıldığında muhalefeti yanımda görmedim. Onlar da hesabını versinler dedi. Ben orada üzüldüm. Tayyip Erdoğan suç mu işledi bedelini ödesin. Ama fikre suç demek yanlış...

Siz yerleşmiş bir düzene karşı mücadele veriyorsunuz. Örneğin ben IMF ile anlaşmadığımızda korkmuştum. Korkmuyor musunuz?

Bizde gelenekçi bir yapı var. İstemezükçü anlayış. Bunlar aşılacak. IMF meselesinde geçmişten bu yana kimse sorgulanmıyor. Egemen güçler, IMF'nin kaynağını onlar yediler. Biz IMF ile anlaşma noktasında soru işaretlerini ortaya koyduğumuzda bunu daha fazla geciktirmeyin diye akıl veriyorlardı. Biz IMF ile her şeyden önce ortağız. IMF bize yöneten değil ortağı anlayışı ile bakacak. Bizi siyaseten yönetme noktasına giremez. IMF'nin başkanına da söyledim. Bize asla baskı yapmayın. Biz sizin istediğiniz anlamda bir değişiklik düşünmüyoruz. Neredeyse 3 yıl oluyor, biz IMF ile çalışmıyoruz.. Ne oldu? Bizi teğet geçecek dedim. İnanın teğet bile geçmedi. İşsizlikte 11 puana indik daha da ineceğiz. Ben faizde bile arzu ettiklerimi yapamadım. Hep şuna baktım. Faiz ve enflasyonu sebep-netice ilişkisi olarak görüyorum. Bazıları faizi yükselttikçe enflasyonun ineceğini zannetmiştir. Ben şimdi Merkez Bankası'na da ısrarla bunu söylüyorum. Amerika'daki faiz oranlarına bakın. İsrail'deki kredi faizlerine bakın. Oralardan bir şey kapmıyor musunuz? Geri kalmış ülkelerdeki faiz oranlarına bakın, oraları sömürmek içindir... Hamdolsun şimdi 6 oranlarına geldik...

Eğer iradeyi koyarsanız. O beyaz gömleği de giyeceksiniz. Kollektif bir çalışma ile yola devam edeceksin. Şu yatırımları bugün başarı ile yürütüyorsak, sadece karayollarından... Biz 7 buçuk senede 12 bin bölünmüş yol yaptık. Millet bize rotayı çizdi. Burada arkadaşlarımın o samimi yaklaşımları olmasaydı... Şu anda sadece turizmde bunlar olduğu için gelen turist 13 milyondu. Şimdi 30 milyona doğru gidiyoruz. Alt yapı olduğu için bu var. Kümes gibi havaalanlarımız vardı. Şu anda THY ilk yedi içine girdi. Bunlar durup dururken olmadı.

Egemen güçler tamamen güçlerini kaybettiler mi? İrtica masalı patlıyor... Nerede aczimendiler... Bölücülük... Bunlar zaman zaman alevleniyor... Onlar tamamen pasifize oldular mı?

İrtica noktasında bir safsata olduğu ciddi manada ortaya çıkıyor. İnancını yerine getiren insanlara mürteci diye yaftalayanlar çok büyük zulüm yaptılar. İrticayı Akif'in dilinde şöyle anlatırım:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu? Bu yapılanlara bu ülkede hep irtica dediler. Şimdi gerçekleri görüyorlar. Ben belediye başkanı olduğum gün, Bütün otobüsler ikiye bölünecek dediler... Erkekler, bayanlar... Alkollü yerler kapanacak dediler... Eğlence dünyasında değişen ne var? Ben belediye tesilerinde alkol içtirmedim. Çünkü alkollü içki içiliyor diye insanlar gelmiyordu. Alkollü olan yerler de var, git orada iç...

Terör... Geldiğimiz nokta ortada. Bölücü terör diye nitelersek çok daha doğru olur. Kalkınmya başladık. 17. büyük ekonomi haline geldik. Ama bakıyoruz terörde canlanma başladı. Bölücü terör örgütünün mazisini masaya yatırdığımızda ciddi manada şehitlerimizin yükseldiği zamanlar olmuş... Tekrar bir canlanma var. Güvenlik güçlerimiz elinden gelen gayreti gösteriyor. Hatalar yok mu, şüphesiz vardır... Buradan reyting sağlanıyor diye saldırmak doğru değil. Oturalım, konuşalım. Bunu medyada inşa etmek terör örgütünü güçlendiriyor.

Ben bunun adını hala koyamadım. Ülkemizin gelişmesine yönelik bir engel olarak görüyorum. Zapatero iyi bir arkadaşım. Şimdi Cameron... Ne diyorlar, biz muhalefetle birlikte mücadeleyi başaramadık. Biz muhalefetle hiçbir zaman birlikte hareket edemedik. Terörle böyle mücadele olur mu? Bu bizim ortak derdimiz. Ben şu anda iktidardayım diye beni oradan vurmanın anlamı yok. Ülkem kazanacaksa partim kaybetsin. Bunlar bizim milli meselemiz.

Şu anayasa değişikliğini niçin birlikte yapmayalım? Sorun, şu maddeye niye hayır diyorsunuz? Cumhurbaşkanının ataması olayı geçmişte de vardı, şimdi de var. Zaten kendine teklif edilenler içinde yapılıyor.

Mesela HSYK'da ilk derece mahkemeleri oradan oylamaya katılacak. Bunlar 11 bin hakim savcı oylamaya katılacak. HSYK'ya üye seçecekler. İstemezük...

Kontrol elden gidiyor belki...

İşte sıkıntı orada. Mesela siviller askeri yargıda yargılanmayacak. Neyine karşısın?

Muhalefet yüce divan için kendi Anayasa Mahkemesi'ni kuruyor diyor...

Eline almışlar bir dosya konuşuyorlar. Belediye başkanlığı  dönemimde 6 ya da 7 dosyam vardı. Ne zaman partiyi kurduk, dosyaların sayısı 52'ye çıktı. Bu dosyaların kalma sebebi, biz milletvekili olunca; ki vekilliğime mani değildi, milletvekili olmamız hasebiyle kaldı. Bu ülkenin başbakanına kalpazan demeyi çok terbiyesizce görüyorum. Ona dava açacağım o ayrı mesele. Akbil davasında benimle birlikte olan arkadaşlarım beraat etmiştir. Bu dedikleri dosya o dosya. Sen kalkıp burada bana onunla saldırıyorsun. Bununla sen ne elde edeceksin. Beni İstanbullu tanıyor. O dönemden sonra da bizim zihniyetimiz İstanbul'da... Şu İstanbul'da yaptıklarımız ortada. Bunlar görmezlikten gelinir mi? Büyük düşünmek budur.

Medyada bunlar yazılmıyor. Bundan mı kızıyorsunuz?

Tabii ki. Bütün bu yapılanlardan insan iftihar eder. Bu zevki paylaşmaktan bile imtina ediyorlar. Dağı deldik, tünel yaptık. Denizin altında o tünel oraya nasıl yerleştirilmiş? Marmaray... Orayı görmek lazım. Şimdi yeni tüpgeçite başlıyoruz. Lastikli sistem çalışmaya başlayacak. 3. köprüyü konuşmaya başladık. Onu da yaptırmak istemiyorlar. Eskiden kaç eve kaç araba düşüyordu. Şimdi durum farklı. Otobüsler, tırlar... 3. köprüden bunlar geçsin. Buradan rant doğacak diyorlar. Yapmayın, etmeyin. Şimdi orası 1 ediyorsa, yarın 5 edecek. Siz bunu başarmışsanız, bunu alkışlayacaksınız. İstanbul'da kongre merkezi mi vardı? İstanbul kongre merkezi haline geldi.

İstanbul'dan bahsederken gözleriniz parlıyor...

İstanbul benim aşkım. Sabiha Gökçen ölmüştü. Şimdi hareketlenmeye başladı. Korkarım o da yetmeyecek yeni bir pist açılacak. Anayasanın içinde bunlar yok tabii. Onların içinde hak ve özgürlükler var.

Medya eleştirilerine ne diyorsunuz? 'Kendi medyasını yaratmaya çalışıyor' diyorlar...

Onların hiçbirinin patronu ben değilim. Başbakan olmadan önce ben bunları bilmezdim. Reklam alacak; bir telefon tehdit... Niye bana reklam vermiyorsun? Yahu mecbur muyum? Yani vermediği takdirde onun canını okudun. Ben de istiyorum ki medyada çoğulculuk olsun. Böyle tamamen tek başına egemenlik olmasın. Bu karteli de zannediyorum biz yıktık. Şimdi artık birbirini adeta kontrol edebilen bir yapı var. Düşünce bazında da bir güzellik bana göre geliyor. Ülkenin menfaatine olan bir şeyi göstermekten niye çekiniyorsunuz. Yıllar yılı baraj bu ülkede hasret. Bu barajları biz burada bitirmişiz. Zevk duyacaksınız yahu. İnsan buna üzülüyor. Eskişehir-İstanbul'u yapıyoruz, hızlı tren. İşsizlik çıkarken veriyorsunuz da, düşerken niye vermiyorsunuz.

411 el kaosa kalktı manşeti bana göre en kötü manşettir... Millet iradesine kaos demek...

Benim üzüldüğüm yeni bir şey daha var. 411'de yer alan aktörlerin bir kısmı da kendini inkar ediyor. Biz burada farklı bir şeyi özellikle düşünmek istiyoruz. Parti yöneticileri ile tabanda fark var. Bu ülkede her öğrenci istediği kılık kıyafetle okuluna gidebilmeli. Okul buna bir çerçeve koyabilir, o ayrı mesele. Bırakın bu çocuklarımız okula gitsinler. Okuma azmi olanlara kapıları kapatırsak yazık olmaz mı? 411 elden bir kısım MHP'dendi...

Neden? Bunu kim yapıyor? Anayasayı bir yönlendirme var. Bu AK Parti anayasasıdır, diyorlar. Beraber bunu yaptık. 411'deki hedef, bununla beraber yeni yapılacak düzenleme ile de özgürlükler noktasında da aydınlığı olacak. Bu bunu getiriyor. Niye buna karşı çıkıyorsun? Şu anda MHP'li kardeşlerim, o gün orada evet-hayır yazacak partilerin amblemleri olmayacak. Bu halk oylaması, burada parti yok. Burada senin geleceğin var. Buna oy veriyorsun. Şimdi bizim bunu başarmamız lazım. Bugüne kadar yapılmış olan halk oylamarında da halk bunu başardı.

Çok farklı evet çıkarsa siz oradan bir mesaj çıkarmayacaksınız o zaman?

Türkiye'nin ilan edilen zamanlarda seçim yapmasını öğrenmesi lazım. Erken seçim mantığını silip atmalıyız. Sakın bunu bir güven oylaması olarak nitelendirmeyin dedim, arkadaşlarıma. Bu milletin projesidir.

SP, BBP evet diyeceğini açıkladı. Bir de yeni 12 Eylül'ler olmasın diyenler oluyor. Bazı STK'lar evet diyor. Yeterli olmasa da evet diyorlar. Bu aynı zamanda bir kapının açılmasıdır. Ciddi bir değişikliktir.

TÜSİAD zaman zaman eleştirilerini kamuoyu ile paylaşıyor. Halkın iradesie ipotek koyanlarla, dernek kurup ipotek koyanlar arasında bir fark yok. Sürekli hükümete eleştiride bulunabiliyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Biraz tepkili oluyorsa bu tepkinin altında yatan o. Onlar milletin temsilcisi değil. Biz milletin temsilcisiyiz. Onlar gücünü sermayeden alıyor. 16 milyon seçmen bize görev vermiş. Sermayeden gücü bir yere kadar alırsınız. Bize de destek olmanız lazım. Ben onları çok dinledim. Her zaman dinliyoruz. Bazen haddi tecavüz olduğu zaman da bizim gereğini söylememiz lazım. Senin paran olduğu kadar benim de arkamda milletim var. Ben valilerime her sokağa gireceksin diyorum. Benim mesela Sağlık Bakanlığı'nda bir ekibim var. Neyse rahatsızlık onun üzerine gider. Bir ayrımcılık olmasın. Anadolu sermayesini daha samimi görüyorum. TÜSİAD kendisini çek etsin. Bu anayasayı beğenmiyorsa çıksın açıkça hayır desin, gerekçelerini de söylesin. Diyemiyorsan da çık açıkça ben bu değişikliği destekliyorum de.

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

Dış politikada ne değişti? ABD yönetimi (ültimatomu) iki saat içinde kendi gazetesini yalanladı?

Dışarıda da saptırmalar oluyor. Türk medyası da bunu kullanıyor. ABD Türkiye ilişkileri tarihin zirvesindedir. Biz aramızda gayet sıcak ifadeler kullanırız. Bana arkadaşım der. Bizim tokalaşırken olan resmimizi bile bizim aleyhimize kullandılar. Silah alışverişinde bazı sıkıntılar kendi ülkelerin iç sorunlarıdır. Biz bazı değerlendirmelerimizi kongremizi gerekçe göstererek erteleriz. Biz insansız hava aracını kendimiz üretir hale geldik. Türkiye artık tarihiyle coğrafyasıyla istikbaliyle buluşuyor. 60 ülke ile vizeyi kaldırdık. Bu çok ciddi bir sıçrama. Komşu ülkelerin hemen hepsiyle münasebetlerimiz ilerledi. Türkiye bir cazibe merkezi haline geldi. Ben bununla da gurur duyuyorum.

İran her zaman bize öcü olarak anlatıldı. Ekonomik bilançoya baktım. Şimdi İran'la işbirliği yapamayınca IMF ile çalışıyorsunuz.  Bundan sonrasını nasıl görüyorsunuz?

Biz komşularla ayrım yapmaksızın münasebetlerimizi geliştireceğiz. Başın ağrıdığı zaman komşunuzun kapısını çalarsınız. Kuzey Irak'a git Türkleri görürsünüz. Bizim doğalgaz tüketiminde çeşitliliği sağlamamız lazım. 380 kilometre kara sınırımız var İran'la bunu gömezden gelemezsiniz. Kasr-ı Şirin'den bugüne bir komşuluğumuz var. 780 km Suriye ile sınırımız var. Şimdi böyle kuşatılmışsın bunlarla münasebetiniz olmayacak.

ABD'den baskı görüyor musunuz?

O dönemde oldu (Tahran anlaşması) ama artık yok. Balkanları düşünün, Kafkaslarla aynı şekilde varız.

Peki eksen kayması?

Tilki yetişmediği üzüme koruk dermiş. Eksenin kaydığı yok. Su yatağında akmaya başladı. Bundan rahatsız olanlar var. Türkiye güçleniyor. Şimdi MHP'nin halini düşünün hep Türk iş dünyası... Ama 3.5 yıl TİKA Sayın Bahçeli'ye bağlı olarak çalışmıştır. Biz Orhun Anıtları'na kadar gittik. 46 km yolu TİKA ile birlikte yaptık. Balkanlar'da TİKA'nın yoğun bir çalışması var. Bosna'da, Kosova'da... Kim tarihine sahip çıkıyor? Biz sahip çıkıyoruz. Okul, su, yol bunları getiriyoruz. Biz ecdadımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza da verelim. Şu anda Afganistan'da TİKA var. Afganistan'da hastanelerle, yollarla...

YAŞ süreciyle ilgili söylemek istediğiniz?

YAŞ gayet güzel bir şekilde yapıldı. Konuşulanların hepsi dışarıdan söylenenler... Tabii YAŞ da kendi yapısı içinde, yani ismi üstünde... Burada kararlar çıkar, burada karalar çıktıktan sonra Genelkurmay Başkanı çıkacaksa, Bakanlar Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı'nın onayıyla... Burada bazı isimler üzerinde mutabakat sağlayamadık. Bunu müdahale olarak değerlendirmeyelim de... Başbakan olsun, Cumhurbaşkanı olsun burada yetkilerini kullanabilirler. Bu anormal bir şey değil.

Bundan sonra böyle mi olacak?

Gerekirse olur. Teamül dendiği zaman bana göre bu şık değil. Bir ordu, teamüllerle değil, yasalarla yönetilir.

Sivilleşme yolunda bir adım diyebilir miyiz?

Yanlış olur, sivil irade zaten 7 yılda yetkisini kullanmıştır.

Ergenekon süreci...

Ben tabii sizin kadar rahat değilim. Yürütme olarak bize düşen görev neyse yargının bizden talebini yasalar içinde yerine getirmeye çalışırız. Süreç devam etmektedir.

Evet ama çok polemik oldu. Savcı-avukat...

Maalesef bu polemikler oluyor. Ama bugüne kadar samanaltı edilen şeyleri biz ne talep edildiyse ortaya çıkardık. Geçenlerde çok ciddi sayıda emniyet mensubu yakalandı. Bazıları askerle karıştırılıyor. Silahlı kuvvetlerin mensubuyla emniyet farklı. Poliste böyle bir şey yapıldığında anında müdahele edebiliyorsunuz. Emniyet, silahlı kuvvetler şaibe kabul etmez.

İzmit depreminin yıldönümü. Siz Başbakan olarak bu konuda ne mesaj vermek istiyorsunuz?

17 Ağustos 1999 depremi malum... Ben de bizzat o bölgeleri dolaştım. Cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonraydı. Çok kısa zamanda toparlandı desek yanlış olur. Güzel bir şehir örneği oldu Sakarya... Yeni bir Sakarya kurduk. Şu anda orada hastaneler, okullar bitti. Şehir merkezi daha farklı bir hale geldi. Tabii Kızılay gerçekten bu olaylardan sonra ciddi bir rehabilitasyondan geçti. Farklı bir Kızılay... Ondan sonra Kızılay dışarıda da ses getirdi. Ben ölenlerimze Allah'tan rahmet diliyorum. Kalanlara sabır diliyorum. Buradan tabii ders çıkarmamız lazım. Hala kaçak ev yapılmaya devam ediliyor. Dere kenarlarında konutlar yapılıyor. Bu zemin etütlerinin yapılmadığı yerlerde konut yaparsan faturası çok ağır olur. İstanbul hakikaten olabilecek bir depremde bize çok ağır fatura ödetir. İnsanlara daha modern yerler gösteriyoruz. Ama gitmiyorlar. İnsanımız bu noktada nedense bir direnç gösteriyor. Ev çatlamış, buna rağmen evden çıkmıyor. Fatura bize kesiliyor. Bütün partiler seferberlik yapmalı. Deprem tehdidi altındaki her yerde bu tür evlerde oturanlar bize yardımcı olsunlar. Birkaç yıl içinde yeni konutlar yapmaya muktediriz. Bütün hocalarımız uyarıyor. Gelin en azından bu konuda bir mutabakat sağlayalım.

İşçi emeklisi misiniz, memur emeklisi misiniz?

Ben işçi emeklisi olarak ayrıldım. İşçi emeklisi olsan ne olacak, olmasan ne olacak?

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

 Video için tıklayınız...

Gündem Haberleri

Tüm Gündem Haberleri