"O ses kaydı bana ait!"
Ankara'yı karıştıran ses kaydında sürpriz gelişme
Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının bazı internet sitelerinde yayınlanması Ankara'yı karıştırdı. Kayıtlardaki bir sesin sahibi olduğu iddia edilen Yargıtay üyesi Yaver Aktan, Cumhuriyet'e verdiği röportajda sesin kendisine ait olduğunu doğrulayarak, konuşmaları 'analiz ve günlük sohbet' olarak nitelendirdi. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, ses kayıtlarının içerik itibariyle hiçbir zaman tasvip edilecek bir şey olmadığını belirterek, "Bir yargıtay üyesinin, hakimin, insanın söyleyebileceği, konuşabileceği şeyler değil" dedi. MHP'li Şandır gelişmelere, "Adalet pusu kurmaz, bu kişiler o konumdan uzaklaştırılmalı" şeklinde tepki gösterirken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ise "Bu, hukuk adına bir rezalettir, hukukçu adına bir vahamettir, ülke adına bir ihanettir. 1 Ekim itibarıyla, o güne kadar bir şeyin yapılmaması durumunda konu kesinlikle Meclis'e taşınacaktır" dedi.
ŞOK EDEN SES KAYDI
Ankara, bazı internet sitelerinde yer alan ve Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarıyla çalkalanıyor. "Referandumdan ‘hayır’ oyu çıkması için Abdullah Öcalan’a ihtiyaç olduğu", "BDP’nin ‘KCK operasyonlarıyla canınıza okuyacaklar’ diye ‘hayır’ safına çekildiği" şeklindeki konuşmaların yer aldığı ses kayıtlarına iki ayrı doğrulama geldi. Kayıttaki sesin sahibi olduğu iddia edilen Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan, konuşmaların kendisine ait olduğunu kabul etti ancak değişik zamanlardaki konuşmaların montajlandığını iddia etti. BDP’yi iknaya gönderildiği iddia edilen Avukat Turgut Kazan da "BDP’ye gittim, KCK’yı da konuştuk" dedi.
"KONUŞMA BANA AİT AMA MONTAJ VAR"
'Referandumda hayır çıkması için Abdullah Öcalan'a çok ihtiyaç var' sözlerini kullandığı ileri sürülen Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu kabul etti fakat kullanılan ifadelerin montaj olduğunu öne sürdü. Aktan, "Bunlar Yargıtay’daki ortam dinlemeleri. Değişik zamanlardaki konuşmalar sanki tek bir konuşmaymış gibi montajlanıyor. Yeni de değil. Tahminime göre Mart yada Nisan ayında" dedi. Turgut Kazan’ı BDP’ye gönderdiği iddiası için "Bu da montaj. Böyle birşey asla sözkonusu değil" diyen Aktan şöyle devam etti: "Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını."
"DEMİRTAŞ İLE KCK’YI DA KONUŞTUK"
Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner’in avukatı Turgut Kazan ise, Star Gazetesi'ne verdiği demeçte BDP’li Selahattin Demirtaş ile görüştüğünü ve KCK operasyonlarını da konuştuğunu söyledi. Görüşmenin Yargıtay üyesi Aktan’ın yönlendirmesiyle olmadığını söyleyen Avukat Kazan, "Kayıtlarla oynanmıştır. İlhan Cihaner’in durumunu görüşmek için Devlet Bahçeli, Deniz Baykal ve Selehattin Demirtaş’tan randevu alıp görüştüm" dedi. "KCK’yı konuştunuz mu" sorusuna Kazan "Tam hatırlamıyorum. Demirtaş da böyle bir KCK operasyonunu görüşmüş olabileceğimizi söylüyor. Tabi ki görüşmüşüzdür" dedi.
"Bir Yargıtay üyesi, bir hakim, bir insan böyle konuşmaz"
Konuyla ilgili açıklama yapan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının içerik itibariyle hiçbir zaman tasvip edilecek bir şey olmadığını belirterek, "Bir yargıtay üyesinin, hakimin, insanın söyleyebileceği, konuşabileceği şeyler değil. Bunlar hiçbir zaman tasvip edilecek şeyler değil" dedi.
Gerçeker, şunları söyledi:
"İçerik itibariyle hiçbir zaman tasvip edilecek bir şey değil. Bir yargıtay üyesinin, hakimin, insanın söyleyebileceği, konuşabileceği şeyler değil. Bunlar hiçbir zaman tasvip edilecek şeyler değil ama hep Yargıtayla, Danıştayla ilgili yasal olmayan dinlemeler söz konusu. Bunların gerçek olduğu yayınlarla ortaya çıkıyor. Bir Yargıtay üyesinin Birinci Başkanlık Kurulu’nun izni olmadan dinlenmesi mümkün değil. Onun için ortam dinlemesi mi, telefon dinlemesi mi yapıldı, bilemiyoruz. Bunları araştıracağız."
Gerçeker, "ses kayıtlarında terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan ile ilgili ifadelerin yer almasının" hatırlatılması üzerine de konuşmaların çok çirkin beyanlardan oluştuğunu söyledi. Konuşmaların hukuki geçerliliği tespit edilmeden kesin bir yargıda bulunmanın da doğru olmayacağını vurgulayan Gerçeker, "hukuk çizgisi içerisinde ne gerekiyorsa yapılacağını" söyledi.
Gerçeker, "Yargı bir toplum için en üstün değerdir. Ekmek gibi, su gibi gerekli olan bir şeydir. Yargıya bütün toplumun, çok büyük bir hassasiyetle sahip çıkması gerekir. Yargı, adaleti dağıtan bir müessese. Yargı zedelendiği zaman, zafiyete uğradığı zaman bundan toplum zarar görecektir. Onun için yanlış yapan varsa, o yanlışların üzerine gidilecek. Suç işleyen varsa suçlular mutlaka cezalandırılacaktır. Kimseye bir ayrıcalık söz konusu olamaz. Ama kurumları zedeleyerek, topyekün suçlayarak çalışamaz hale getirmek, hedef tahtası haline getirmek doğru bir anlayış değil ama hukuki gereklilik neyse bu da yapılacaktır" diye konuştu.
Daha önce de Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını anımsatan Gerçeker, konunun sonuçlanmadığını ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından kendilerine bu konuda bir bilgi iletilmediğini kaydetti.
"İçeriğini tasvip etmem"
HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek ise, konuyla ilgili şunları söyledi:
" Ayrıntılarını bilmiyorum elbetteki içeriğini tahsis etmek mümkün değil. Yalnız üzerinde durulması gereken şey bu arkadaşlarımız neden dinlendiler. Niye bunların peşinde birileri dinleme aygıtları ile bunları tesbit etme ihtiyacını duydular. Ve niye servis yapıldı. İki insan başbaşa görüşürken çok özel şeyleri konuşurlar. Bunlar tasvip edilir, edilmez ancak onları gizlice tesbit etmek yasalarımıza göre suçtur. Asıl bunun üzerinde durulması gerekir. Ayrıntılarını bilmediğimi söyledim ancak bu arkadaşlarımızın ne konumları, ne imkanları itibariyle Öcalan veya benzerleri ile pazarlık edebilecek ne de böyle bir şeyi gerçekleştirme şansları da yok. O sebeble birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik olarak değerlendiriyorum. Bunu bu şekilde kamuoyuna yansıtıp yargı aleyhine kullanılması son derece yanlıştır, maksatlıdır. Bize bu tür şeyleri ifade ettiğimiz zaman siyaset yapmakla suçluyorlar. Adalet Bakanının dün akşam buna benzer ifadelerini duyduk. Bu da bizim açımızdan bir şansızlık. Geçen seneden bahsettiğim gibi savunma konumuna düşürülmüş yargı mensubu olarak kendimizi savunmaya çalışıyoruz."
Dinlemelere ilişkin bir girişimde bulunacakmısınız" şeklindeki soruya Özbek, Bu konuda Yargıtay'ın başkanlık divanının olduğunu anımsattı. Özbek kendilerinin bu konuda girişimde bulunma gibi bir yetkide olmadığını ifade etti. Bir gazetecinin Hanifi Avcı'nın olay yaratan kitabını okuyup okummadığı yönünde ilişkin sorusu üzerine, Özbek" Bazı kısımlarını okudum. İçeriği çok önemli olduğu gibi zamanlaması da çok önemli. Onun üzerinde de durmak lazım. Ancak okuduğum bir çok bölümü gerçekleri ifade ediyor." yanıtını verdi.
MHP ve AK Parti'den sert tepki
MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, söz konusu anlayışın yargının üst kademelerinde bulunmasını Türkiye'nin talihsizliği olarak değerlendirdi. Şandır, "Adalet pusu kurmaz. Tuz kokmuş demektir. Böyle bir konuşma yapıldıysa bu kişiler, adalet dağıtma konumundan uzaklaştırılmalı." dedi. Konuşmayı nefretle kınadığını söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ise ses kayıtlarına ilişkin bir yalanlama gelmediğini belirterek, "Bu, hukuk adına bir rezalettir, hukukçu adına bir vahamettir, ülke adına bir ihanettir. 1 Ekim itibarıyla, o güne kadar bir şeyin yapılmaması durumunda konu kesinlikle Meclis'e taşınacaktır" şeklinde görüş bildirdi.