Aylar sonra üçü bir arada
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal ile Antalya'ya gitmekten son derece mutlu olduğunu söyledi, ikiliye Önder Sav'da eşlik etti
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Antalya'ya gitmekten son derece mutlu olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu ve Baykal, Ankara Esenboğa Havaalanı'nda VIP salonunda buluşarak, birlikte Antalya uçağına bildiriler.
Kılıçdaroğlu ve Baykal, uçağa geçerken, Baykal'ın torunun okul kaydı için gittiği ABD ziyaretine ilişkin sohbet gerçekleştirdiler. Kılıçdaroğlu ve Baykal uçakta da yan yana oturdular ve gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Kılıçdaroğlu ve Baykal uçağa binişleri sırasında ise bazı yolcular tarafından alkışlandılar.
"HAYIR BEKLİYORUZ"
Bir gazetecinin, ''Birlikte Antalya'ya gidiyorsunuz, bu ziyarete ilişkin ne bekliyorsunuz?'' sorusuna ilişkin Baykal, ziyaretten ne beklediklerinin çok açık olduğunu ve ''hayır'' oyları için çalıştıklarını söyledi.
Gazetecilerin, ''Bir güç birliği sergiliyoruz'' ifadesini kullanması üzerine Baykal, ''Güç birliği sözü bile anlamsız, biz CHP'yiz. CHP olarak hepimiz onun bir parçası olarak, bulunduğumuz konum ne olursa olsun, partimizin politikalarını başarıya ulaştırmak için tüm gücümüzle katkı veriyoruz. Genel başkan çalışıyor bizde bir milletvekili olarak yanında olmaya gayret gösteriyoruz'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu da referanduma yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, ''Çalışıyoruz, niçin 'hayır' denilmesi gerektiği konusundaki düşüncelerimizi anlatıyoruz. Biz, bir partinin mutfağında hazırlanan bu anayasa değişikliğine 'hayır' denilmesini istiyoruz'' dedi.
BİRLİKTE OLMAKTAN MUTLUYUZ
Eski Genel Başkan Baykal bilikte Antalya'ya gitmelerine yönelik soru üzerine de ''Burada olmaktan son derece mutluyuz, Antalya'ya gidiyoruz çok mutluyuz'' dedi.
Bir başka gazetecinin Kılıçdaroğlu'nın performansını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine de Baykal, ''Sayın Genel Başkan çok büyük gayret gösteriyor, sadece ben değil bütün toplum bu çabaları büyük bir saygı ile izliyor''
TORPİL İDDİALARINA YANIT
Kılıçdaroğlu uçaktan indikten sonra da VIP salonuna giderken araçta, gazetecilerin HSYK Başkanvekili Kadir Özbek'in ''torpil'' iddialarına ilişkin soruyu yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, ''Böyle iddialar aslında çok ciddi iddialar. Bu ciddi iddialara karşı dernekler ve Hükümet anında yanıt versin diye beklerdim ama seslerini çıkarmadılar. Demek ki müdahale ediyorlar, müdahale girişiminde bulunuyorlar. Bundan sonra ortaya çıkacak tablonun daha da vahim olacağını herkesin bilmesi lazım'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın ''Dede talimatıyla atama devri bitiyor'' sözünün hatırlatılması üzerine de ''Demek ki yargı kimseden icazet almıyor. Torpil için başvuranlar başkaları. Onların da ipliği pazara çıktı. Söyleyen kişi belli bu konudaki yetkili bir kişi, isimler üç aşağı beş yukarı belli. AKP'nin genel başkan yardımcısı kim? Çıkıp hangi gerekçeyle torpil istediğini açıklasın'' yanıtını verdi.
ÜÇÜ BİR ARADA
Deniz Baykal da her iki soruya ilişkin düşüncesinin sorulması üzerine, Kılıçdaroğlu'nun ortak bir değerlendirmede bulunduğunu kaydetti. Baykal ve Kılıçdaroğlu, havaalanından çıkarken de vatandaşların yoğun sevgi gösterisi ile karşılaştı. Kılıçdaroğlu ve Baykal daha sonra Antalya gezisine katılan Genel Sekreter Önder Sav, Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay ve diğer milletvekilleri ile parti otobüsüne binerek hareket etti.
BAYKAL VE KILIÇDAROĞLU HALKA SESLENDİ
Kılıçdaroğlu, Antalya mitinginde, kendisinden önce platforma çıkan ve vatandaşlara kısa bir konuşma yapan eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile el ele tutuşarak, vatandaşları selamladı.
Selamlamanın ardından söz alan Baykal, ''Bugün Antalya'ya sizlerin karşısına önümüzdeki halk oyunda kullanacağım oyun ne olduğunu, kendi ağzımla sizlere ifade etmek için geldim. Bütün Antalyalı hemşehrilerimizi halk oylamasında ''hayır'' demeye davet etmek için geldim'' diye konuştu.
Baykal, referandumda kullanılacak ''hayır'' oyunun çok önemli olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
''Biliniz ki, her 'hayır' oyu sizin için, aileniz için, çocuklarınız için daima şeref madalyası gibi onurla hatırlanacak bir oy olacaktır. 'Hayır' oyu kullandığınız için gelecekte Türkiye'nin karşısına çıkacak sorunlarda, 'evet ben o gün 'hayır' oyu kullanarak, bütün bunları görmüştüm, bütün bunların sorumluluğunu hissetmiştim, Türkiye'yi bu sıkıntılardan kurtarmak için o zaman üzerime düşen 'hayır' oyunu kullanmıştım' diye iftihar edeceksiniz. Ama bugün 'evet' oyu kullananların büyük bir kısmı, 'canım ben o oylamada 'hayır' oyu kullanmıştım' demeye başlayacaklardır. Nasıl 12 Eylül'de yüzde 90 oyla anayasayı kabul edipte, ona destek olan partilerin önde gelenleri, bugün o anayasaya 'hayır' demiştik diye sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyorlarsa bilin ki, haftaya yapılacak oylamada 'evet' diyecek olanlar bunun vebalinden, sorumluluğundan kurtulamayacaktır.''
Antalya olarak bu konuda en güzel sınavı verileceğine inandığını dile getiren Baykal, ''Sayın Genel Başkanımız aramızda, şimdi size bu konuda CHP'nin anlayışını bütün boyutları ile ortaya koyacak. Bu manzarayı sergileyerek, bu beraberliği ortaya koyarak CHP'nin tam bir birlik ve bütünlük içinde, tarihi sorumluluğunun bilincinde gerekeni yapmakta olduğunu, dosta düşmana göstermek istedik'' diyerek, sözlerini tamamladı.
Baykal'ın ardından söz alan Kılıçdaroğlu da konuşmasına, ''Milyonlarla sandığa gidip,milyonlarla 'hayır' demek için hazır mıyız'' diyerek başladı.
Başbakan'ın geçen günlerde Antalya'ya gelerek bir konuşma yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan geçen gün Antalya'ya geldi, Antalyalılara sesleniyor, 'evinizde doğalgaz var memnunun musunuz' diye soruyor. Niye gülüyorsunuz, evlerinizde doğalgaz yok değil mi? Allah aşkına şu Başbakan'a bakın, şu sefalete bakın, şu zavallılığa bakın. Sayın Başbakan kaç kez Antalya'ya geldin, evlerde daha doğalgaz olmadığını öğrenemedin mi? Ve bu Başbakan ülkeyi yönetiyor, bir sor bakalım, bu Antalyalı kömür mü yakıyor, evinde doğalgaz mı var? O nedenle ders verin bu adamlara'' dedi.
Başbakan'ın bir televizyon programında Antalya'ya stadyum yapacağını, ancak yeni belediye başkanının engellediğini söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Ülke yönetiminden, Antalya'dan bu kadar habersiz bir Başbakan ülkeyi sağlıklı yönetebilir mi? Onun derdi stadyum değil, stadyumun yanındaki ticaret merkezi, oradan nasıl köşeyi dönebiliriz. Oraya stadın yapılmasını engelleyen, uygun görmeyen anakent belediye başkanımız değil, yargı kararı çıktı, talan düzenine karşı çıktı, dolayısıyla yargıya dil uzatan Recep Bey bilsin ki, talan düzenine ilk tokadı yargı attı, o tokadın sesi AKP'nin yanağında patladı'' diye konuştu.
Başbakan'ın ısrarla kendisinin meydanlarda Anayasa'dan bahsetmediğini dile getirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''12 Eylüllerde 12 Eylül anayasalarının tümüne 'hayır' demeyi kutsal bir görev'' kabul ettiğini söyledi.
Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda, vatandaşların otobüs, vapur biletlerine zam yapılması durumunda idare mahkemesine başvuramayacağını ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Allah aşkına söyler misiniz, böyle bir düzen hangi demokrasi de vardır? Ben size söyleyeyim, bu düzeni kurmak isteyen Recep Bey demokrasisi. Öyle yapıyor ki kimse konuşmasın, vatandaş hak aramasın. Siz konuşmayın, sizin yerinize Recep Bey konuşsun, sizin yerinize o yürüyecek, her şeyi yapacak. Şimdi soruyorum, valileri, cumhurbaşkanını, meclis başkanını tayin ediyorsun, dinleme işi yapan adamları tayin ediyorsun. Şimdi diyor ki, bir şeyi atayamıyorum. Kimi? Yargıçları. Şimdi yargıçları atayacağım, diyor. Yargıya müdahale edeceğim, yargıdan hesap soracağım, diyor. Yargı benim istediğim gibi karar versin, yoksa yargı benim ayağımdaki prangadır, diyor. Bunu söyleyen adamda demokrasi kültürü var mıdır? Adaletin kantarı ile oynama Recep Bey. Gün gelir o kantar seni de tartar. O zaman sen ne yapacaksın? Eğer bu Anayasa değişikliği kabul görürse Türkiye'de yolsuzluklar meşrulaşacak, ihale yöntemi ile yolsuzluk yapanlar artık anayasanın güvencesi altında olacaklar. Tıpkı ihaleye fesat karıştıran milletvekilleri gibi, tıpkı hayali ihracatçı milletvekilleri gibi, tıpkı kalpazan başbakan gibi, bunların tamamı anayasal zırha kavuşmuş olacak.''
Edirne'den Hakkari'ye kadar bütün bilbordlarda ''evet'' yazdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bütün televizyon kanallarında bunlar çıkıyorlar. Bugün bir kez bir televizyon programına katıldım ama benden sonra iki AKP'li bakanı çıkardılar, sözde dengeyi sağlayacaklarmış. Hangi dengeden bahsediyor bunlar? Recep Bey konuşuyor bütün kanallar canlı veriyor. Medya baskı altında, vatandaş baskı altında. Daha dün Bahçelievlerde 3 kadın arkadaşımız bildiri dağıtıyor diye darp edildi, Antalya'da iki bayan arkadaşımız bir geceyi nezarethanede geçirdi. Türkiye'nin her tarafında 'hayır' demek suç, 'evet' deme özgürlüğü var. Bu mudur demokrasi? Bu mudur özgürlük? Ne yaparsa yapsınlar, hangi gücü kullanırsa kullansınlar, karanlıktan aydınlığa çıkana kadar mücadelemizi yapacağız, bizi hiç kimse yıldıramaz. Recep Bey de, onun yandaşları da yıldıramaz. İstanbul'da miting yapıyoruz 10 binler katılıyor, yandaş medyada bakıyorsunuz tek satır bile yok. Buradan sesleniyorum bütün aydınlara, bütün sanatçılara, bütün işverenlere, bütün çiftçilere, alınteriyle çalışan bütün işçi kardeşlerimize sesleniyorum, bu Anayasa geçerse bir sabah aniden gözaltına alınabilirsiniz, aylarca içerde kalırsınız, savcıyı şikayet edemezsiniz. Çünkü bu Anayasa ile Danıştaya başvuru hakkınız elinizden alınıyor. Onun için 12 Eylüller uğursuzdur, o 12 Eylül de uğursuzdu, bu 12 Eylül de uğursuzdur. 12 Eylülde, 12 Eylül anayasalarına 'hayır' diyeceğiz.''