Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem ''28 Şubat benim için bitmedi, canlı şekilde sürüyor''- Nihal Bengisu Karaca, Belkıs Kılıçkaya, Selçuk Tepeli, Ceyda Karan

        1999 seçimlerinde, 28 Şubat sürecinde kapatılan Refah Partisi'nin ardından kurulan Fazilet Partisi'nden milletvekili seçilen Merve Kavakçı, Basın Kulübü programına konuk oldu. Kavakçı, 28 Şubat'ın devamında milletvekilliği sürecinde yaşadıklarını ve Türkiye'de başörtüsü meselesi ile ilgili Nihal Bengisu Karaca, Belkıs Kılıçkaya, Selçuk Tepeli ve Ceyda Karan'ın sorularını yanıtladı.

        KAVAKÇI'NIN MİLLETVEKİLLİĞİ

        Türkiye'nin bugüne kadar seçilmiş tek ve ilk başörtülü milletvekili Kavakçı vekillik dönemini programda anlattı. ''Yaşadıklarım darbedir, millet iradesine gölge düşürüldü'' diye konuşan Kavakçı şöyle konuştu: ''Dışarıdan getirilmiş biri gibi lanse edildim. Başörtüme odaklanmış anti kampanya yürütüldü. Ne tahsilimin ne de çalışmalarımın bir önemi yokmuş gibi davranıldı. ''

        Refah Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilen Merve Kavakçı'ya, başörtülü olduğu gerekçesiyle Meclis’te yemin ettirilmemişti. 13 yıl önce Meclis'ten 'kovulan' Kavakçı o günleri şu sözleriyle anlattı: ''Laik çevreden tölerans dışı davranışlar bekliyordum. Ama Meclis'te yaşadığım gibi bir tepki beklemiyordum. Rejimin istediği kadın modeli dindar kadın modeline ters.''

        FAZİLET PARTİSİ DÖNEMİ

        İlk haberi aldığımda çok sevinmiştim, gurur duymuştum. Başörtülü aday konusunda farklı görüşler vardı. Rahmetli Erbakan başörtülü kadınlarında Meclis'te olmasına yürekten inanırdı. Başörtülü kadınlar o dönem çok itilmiş-kakılmışlardı.

        Öte yandan vatandaşlıktan da çıkarılan Kavakçı, ''Devletin tepesi, Demirel, ajanprovokatör ilan etti. Dil din ırk mezhep olarak bölmekle suçlanmış birisiyim. Kemalist çevre yemin etmeme fiilen engel oldu. Hem 'eşitsiniz' dendi, hem de ayrımcılık yapıldı. Bunu yasalaştırsalardı biz de haddimizi bilirdik'' diye konuştu.

        1999 SEÇİMLERİ

        Kavakçı 1999 seçimlerini şöyle anlattı: ''Erken seçimdi ve olaylar 1-1,15 ay içinde gelişti. Halktan 'başını açacaksın değil mi?' sorusu geliyordu.O dönemde bir liderlik eksikliği yaşadık.''

        YEMİN TÖRENİN ARDINDAN NELER YAŞADI?

        Yemin töreninin ardından çoğunlukla yalnızdım. Nazlı Ilıcak yanımda durdu. Bu nedenle 5 yıl siyasetten uzaklaştırıldı.Evimize gireni çıkanı takip eden bir medya ordusu vardı. Çocuklarımız öğretmenleri tarafından sözlü tacizlere uğradı. Okul Müdürü 'bir süre getirmeyin' dedi. Bir süre uzaklaştırdık. Bu sefer de 'dindar olduğu için çocuklarını okula bile göndermiyor' denildi. Babamı sahte peygamber ilan ettiler. Nermin Erbakan beni medya konusunda uyarmıştı.

        TÜRK VATANDAŞLIĞINDAN ÇIKARTILMASI

        O dönemde Çift vatandaşlığı bulunan Kavakçı Meclis'ten çıkarılmasının ardından Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Kavakçı'nın bu konuyla ilgili açıklamalarının başlıkarı şöyle:

        - ''Ecevit Hükümeti beni hemen vatandaşlıktan çıkardı.''

        - ''Yemin töreninden 11 gün sonra vatandaşlıktan çıkarıldım.''

        - ''Başörtülü girilemeyeceğine dair bir yasa hiç olmadı.''

        - ''AİHM 'seçme seçilme hakkı ihlal edilmiştir' kararı verdi.''

        - ''Çifte vatandaşlığım Meclis'e girdiğimde gündemde degildi.''

        KAVAKÇI: 28 ŞUBAT BENİM İÇİN DEVAM EDİYOR

        28 Şubat benim için bitmedi, canlı şekilde sürüyor. Ak Parti ve Refah Partisi mukayesesini doğru bulmuyorum. Türkiye demokratikleşme açısından biraz yol kat etti. Başörtüsü yasağı benimle başlayıp bitmedi. Bunun 30 yıllık bir geçmişi var. Dindar kesimler başaörtüsü yasağına sessiz kaldılar. Öğrenciler için bunun kaldırılması bu özgürlüğün verildiğine inanmıyorum. Bir çok yasağın kalktığı üniversitelerde başörtülü öğrencilere psikolojik baskın yapılıyor. Bu nedenle başörtülü kadınlar için 28 Şubat dönemi devam ediyor.

        Son 12 senede başörtüsü yasağı konusunda bir gelişme kaydedildi mi? hayır. hatta geri adım atıldı.

        Sonuçta dindar insanlar hem özel hem kamusal alanda son zamanlarda bir yer edindiler. Bu demek değildir ki başörtülüler beklesin, onlara da sıra gelecek. Benim endişem başörtülü kadınlara çok sıra gelmeyeceği. Hatta bu konuda bana sorsanız son 12 senede başörtüsü konusunda bir gelişme kaydedildi mi? Hayır, hatta geri adım atıldı. Geri adımdan kastım şu: 1999'da ben seçildiğim zaman meslek sahibi bir milletvekili kadının kamusal alanda laik sistemde varolabilmesini mesleki kimliğiyle bulunabilmesini tartışabiliyorduk. Bugün cumhurbaşkanlığına ya da başbakanlığa eş konumundan dolayı başörtülü insanların oturmuş olması başörtülü meslek sahibi kadınların sorunları çözüldü anlamına gelmiyor.28 Şubat bence çok tesirli de oldu belirli noktalarda. Kendi açısından “başardı, sindirdi”. Bir yönde evrilmesine islami kesimin de liberal ekonomilere tamamen eklemlenmesine de sebebiyet verdi.

        DÖNEMİN CUMHURBAŞKANI DEMİREL İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM”

        Belirli sorumluluklarım var. Kendi adıma aynı zamanda beni seçen ve temsil hakkından mahrum edilmiş halk adına açacağım davalar var. Aynı zamanda başörtülü bir kadın olarak da açacağım davalar var. En başta beni ajan provokatör olarak itham etmiş karalamış olan dönemin Cumhurbaşkanı ki; devletin en tepesidir görevini kötüye kullanmıştır. Onun için suç duyurusunda bulunuyorum. Aynı zamanda DSP'li milletvekilleri açık şekilde fiili olarak bir başka vekilin görev yapmasına engel olmuşlardır. Onlar için bir suç duyurum var. Aynı zamanda dönemin meclis başkanı Yıldırım Akbulut ve anayasal süreci takip etmeden beni milletvekilliğinden düşürdüğünü iddia eden Ömer İzgi için de suç duyurusunda bulunuyorum. Dışişlerinin çeşitli görevlileri, Houston başkonsolosu ve genel sekreteri canhıraş bir şekilde çalışarak ABD hükümetiyle ortak benim vatandaşlıktan atılmama hızlandıran prosedüre katkıda bulundular. Houston genel sekreteri Ahmet Yıldız AK PARTİ hükümetinde de sefir şu anda. Bu yüzden 28 Şubat'ımız devam etti.

        ''İKNA ODALARINDA BEDENİ KURTARMAK ADINA RUHLAR YAKILDI''

        Kavakçı ikna odalarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye'de başörtüsünü inceleyen eselerin yetersiz olduğunu söyleyen Kavakçı,'' Çalışmamda ikna odalarını gaz odalarına benzettim. Bu kızların ruhları yavaş yavaş zehirlendi. O odalarda ikna ederek başlarının açtırılması. Kimi zaman erkekler tarafından saçlarının okşanmaları... İkna odalarında bedeni kurtarmak adına ruhlar yakıldı.'' diye konuştu.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ