'Hamido' suikastının aydınlatılmasını bekliyorlar
34 yıl önceki bombalı suikastte iki torunu ve geliniyle beraber hayatını kaybeden eski Malatya Belediye Başkanı Hamit fendoğlu'nun akrabaları suikastın aydınlatılmasını talep etti
17 Nisan 1978'de Ankara'dan posta ile gönderilen paketin evinde patlaması sonucu, iki torunu ve geliniyle birlikte ölen eski Malatya belediye başkanlarından ''Hamido'' lakaplı Hamit Fendoglu'nun ailesi ve akrabaları, olayın aydınlatılmasını bekliyor.
Hamit Fendoğlu'nun yeğeni Mehmet Fendoğlu, yaptığı açıklamada, 17 Nisan 1978'de Ankara Emek Postanesi'nden evine gönderilen bombanın patlaması sonucu amcasının, gelini ve iki torunuyla yaşamını yitirdiğinde kendisinin 18 yaşında olduğunu söyledi. Olayı duydukları anı anlatan Fendoğlu, ''(Şehirde bomba atılmış, Hamido'nun evinde tüp patlamış) dediler. Koşa koşa Hamit amcamın evine gittik. Ev Beyrut'ta savaş uçaklarının bombaladığı bir yere dönmüş, harabe gibi. Hamit amcamı, yengemi ve torunlarını hastaneye kaldırmışlar. Hamit amcam olay yerinde rahmetli olmuş. Karmakarışık duygular içerisindeydik. Allah o günleri tekrar yaşatmasın'' dedi.
Hamit Fendoğlu'nun ölümüne yol açan paketin üstünde ''Kasım Önadım'' isminin yazdığına dikkati Fendoğlu, ''İsmi geçen kişi, bir dönem Demokrat Parti Bursa Milletvekilliği yapmış. Amcamla Yassıada'da aynı hücreyi paylaşmış'' diye konuştu.
Olayın ardından Malatya'nın karıştığını dile getiren Fendoğlu, şunları kaydetti: ''Cenazelerimizle meşguldük. Daha sonra duyduk, gördük. Malatya yağmalanmış, talan edilmiş. Çeşitli dedikodular, tahrikler yayılmış. 'Yok şu kadar Sünni öldürüldü, yok şu kadar Alevi öldürüldü diye'... Sonra sıkı yönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 1980 ihtilalinin temelinin Malatya'da atıldığını, ihtilalin yapılması için özellikle Malatya'dan düğmeye basıldığını düşünüyorum. Hamit Fendoğlu cinayeti çözülürse, Türkiye'de hiçbir şey karanlıkta kalmayacaktır.''
Mehmet Fendoğlu, amcasının evinde patlayan bombanın, o dönemde ne sağ görüşlü ne de sol görüşlü grupların elinde olmadığını, o dönemde gerek sıkıyönetim idaresine, gerekse rahmetli Turgut Özal'a başvurularından hiçbir netice alamadıklarını iddia etti.
Sonraki süreçte Hamit Fendoğlu davasının 1998'de düştüğünü ifade eden Fendoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Çetin'in 12 Eylül davasının iddianamesinde amcasının öldürülmesi olayına yer verdiğini, davanın kendilerini umutlandırdığını aktardı.
34 yıl sonra da olsa adaletin yerini bulacak olmasını önemsediğini belirten Fendoğlu, ''Emek Postanesi'nden gönderilen bombayı alan memurların öldüğünü söylüyorlar. Dönemin İçişleri Bakanı da öldü. Sorumluları bulamasalar bile, olayın açığa kavuşturulması bir çok şeyin cevabı olacaktır'' dedi.
12 EEYLÜL DAVASI'NA NEDEN IMÜDAHİL OLMADILAR?
12 Eylül davasına müdahil olmadıklarını belirten Fendoğlu, ''Bizden önce devletimiz müdahil oldu. Bizim olup olmamamız bir şey ifade etmiyor. Devletimizin savcıları, hakimleri bu konuyu çok yakından takip ediyor. Suçlu bulurlarsa ki, iki tane yaşlı insan kalmış. Neyle suçlarlarsa veya nasıl cezalandırılırlarsa onu sinemize çekeceğiz. Şu bir gerçek ki, bizim vicdanımızda onlar ömür boyu suçlular'' şeklinde konuştu.
Mehmet Fendoğlu, Türkiye'nin bugün geldiği noktada darbelerin olmayacağına dair izlenimleri olduğunu, hükümetin bu konuda yapmış olduğu çalışmaları beğendiğini söyledi.
1980 ihtilalini yaşadığına değinen Fendoğlu, şöyle devam etti: ''Gece yarısı kapımızı çaldılar. Askerler mahalleyi sarmıştı. Babam belediye başkanıydı. Başçavuş konseyin duyurusunu okudu. 'Sizi götürmek, oğlunuz Mehmet Fendoğlu'nu güvence altına almak zorundayız' dedi. Babam başından bir iki ihtilal geçtiği için tecrübeli. Müsaade istedi. Babamla birlikte abdest aldıktan sonra, evdekilerle helalleşip çıktık. Bir hafta garnizon komutanlığının bodrum katında kaldım. 12'inci günü spor salonunda bir mahkeme kurdular. Beni serbest bıraktılar.''
Fendoğlu, darbelerin kendisinde ağır izler bıraktığını ancak devlete bağlılıklarını kaybetmediklerini sözlerine ekledi.
AA