"Fazıl Say'ı hapse atmazsanız namertsiniz"

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önce özel yetkili mahkemelere ardından Başbakan Erdoğan'a yüklendi...

29 Mayıs 2012 Salı, 14:09:04Güncelleme: 14:33:42
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
kemal kılıçdaroğlu, chp grup toplantısı, canlı yayın Sonra Oku

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinni grup toplantısında konuştu. Özel yetkili mahkemeleri engizisyona benzeten CHP Lideri Uludere konusunda Başbakan Erdoğan'a yüklendi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şu şekilde;

SAY'I İÇERİ ATMAZSANIZ NAMERTSİNİZ!

Sözlerine ünlü piyanistin savcılığa ifade vermek için çağrıldığını hatırlatarak başlayan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:"Şimdi de Fazıl Say’ı hapse atmak için uğraşıyorlar. Fazıl Say’ı hapse atmazsanız namertsiniz. O savcı Fazıl Say kimdir biliyor mu acaba. Şimdi bunlar topluma çeki düzen vermek, toplumu baskı altına almak istiyorlar."

ÖZEL MAHKEMELER ENGİZİSYON GİBİ

Özel yetkili mahkemelerin engizisyonda mahkemelerine benzeten Kılıçdaroğlu, yaşananlara dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Özel mahkemelerin sınırlarını aştığını bunca insan mağdur olduktan sonra yeni mi gördünüz? Özel yetkili mahkemeler Kenan Evren'in sıkı yönetim mahkemelerinin 2012 versiyonudur. Engizisyon mahkemeleri bu mahkemelerden daha adil. Bütün demokrasilerde ve hukuk sistemlerde tarih boyunca savunmanın kutsal olduğunu herkes bilir. Avukatlar diyorlar ki, 'bilirkişi görevlendirin, bu deliller sahte mi değil mi?' Avukatlar bilirkişi görevlendirilmezse biz duruşmaya girmeyeceğiz diyorlar. Sen misin duruşmaya girmeyen? Diyorlar ki, ben avukatı devre dışı bırakacağım hakim istediği gibi karar versin. Çifte standardın olduğu yerde adaletten söz edilemez. Şimdi o hakimlere sormak istiyorum, bilirkişi atasanız ne olur? Ne olacak, sahtelikler ortaya çıkacak, dava düşecek. O zaman tarih bu hakimlere dönüp sormayacak mı, sen bu insanları yıllarca neden cezaevinde tuttun diye sunacak. O mahkemede oturan yargıç, yargıç değildir, o koltuktan istifa etsin ayrılsın Meclis'e gelsin hesabını versin. O yargıçlar çocuklarına bile hesap veremeyeceklerdir. Demokrasi diyeceksiniz, yargı bağımsızlığı diyeceksiniz. Yargının kafasının rahat olması lazım. Yargıç siyasetin talimatını üzerinde taşıyorsa, kimse kusura bakmasın o yargıç değildir.

BAŞBAKAN ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR!

Uludere konusunda Başbakan Erdoğan'ın net bir tavır ortaya koyamadığını öne süren Kılıçdaroğlu, devamla şunları söyledi:

"Uludere olayında kaç aydır soruyoruz, 'istihbaratı kim verdi' diyoruz. ABD'den açıklama geldi. Hemen yalanladılar. Başbakan Genelkurmay Başkanı ile halvet oldu ve yalanladı. Wall Street Journal ne dedi, 'haberimiz doğrudur' dedi. Efendim daha sonra dediler ki, bu gazete bu yalan haberi yazarak Obama'yı zor duruma sokuyormuş. Sana ne Obama'dan kardeşim. Şimdi başka bir itiraf çıktı ortaya. Başbakan 'Uludere'de insanlar öldürüldü benim sonradan haberim oldu' dedi. Eğer bir ülkeyi yöneten kişi taşeronların talimatıyla yönetiyorsa kendisini başbakan olarak görmesin. Ülkeyi senin bağımsız iraden yönetir. Eğer sınır ötesi uçakları gidip bomba atıp geliyor seni iplemiyor. Sen nasıl başbakansın, nasıl yönetiyorsun. Bir başbakanın nasıl aciz durumda olduğunu kendisi itiraf etti. Sayın İdris Naim Şahin, televizyonlarda çıkıp açıkladı. Açıkladığı kendi düşüncesi değil, AKP'nin kapalı kapılar ardında konuşulanları açıkladı. Sonra sayın Hüseyin Çelik, 'Sayın Bakanın yaptığı açıklamalar insani değil' dedi. Ben merak ediyorum, bunlar Bakanlar Kurulu'nda oturacaklar hepsi insani de bir kişinin mi düşünceleri insani değil. Sayın Başbakan sen İdris Naim Şahin'i mi haklı buluyorsun yoksa Hüseyin Çelik'in dediklerini mi? Sen kimin yanındasın, çık söyle, ben şunun yanındayım de. Diyemiyorsan sen ülkeyi yönetemiyorsun demektir."

KÜRTAJLA ULUDERE NASIL BİR OLUR?

Son günlerin sıcak tartışma konusu olan kürtajla Uludere arasında nasıl bir ilişki olduğunu sorgulayan Kılıçdaroğlu sözü yine Erdoğan'a getirdi:

Kürtaj bir cinayettir her cinayet bir Uludere'dir dedi. Uludere'yi unutturacak ya.  Bu hangi mantıkla söylenebilir? Yahu kürtajla savaş uçaklarının gidip bir başka ülkede 34 yurttaşımızı öldürmesi arasında nasıl bir ilişki var? Ben şimdi söylüyorum, Uludere konusunda açık ve net çıkıp bu milletten özür dilemediği sürece senin yakandan düşmeyecektir.

SİVİLLERİ ÖLDÜRÜYOR TERÖRİSTLERİ VURAMIYOR!

Uludere'de sivillerin terörist sanıldığı için öldürüldüğünü Göksun'da ise teröristlerin olduğu araca 'siviller vardır' diye dokunulmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu eleştirilerini şöyle sıraladı:

"TBMM hükümete yetki vermiştir. Bombalandı haberim yok. Kusura bakma haberim yok demekle sen bu işten kurtulamazsın. O hesabı birilerinin vermesi gerekir. Bu işte zaman aşımı yoktur. Sen bir gün eninde sonunda bu millete mutlaka hesabını vereceksin. Açsın konuşsun, Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi, kime karşı sorumludur? Genelkurmay'a ve Başbakanlığa sorumludur. Sen o merkezden bir hükümet temsilcisi bulundurmak zorundasın. Terör bizim en büyük sorunlarımızdan bir tanesidir. 30-40 yıldır çözülemeyen bir sorun. Hükümet programında bu sorun hiç görünmüyor. Herşeyi yüzüne gözüne bulaştıran bir hükümet var. Uludere'de 34 vatandaşı yok eden katliama olanak sağladın. Kahramanmaraş Göksun ilçesinde jandarma otomobili çeviriyor. Otomobil jandarma aracına çarpıp suratlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Ben Osmaniye kongresinde sordum, 'o aracı niye durduramadınız?' Bugün bana cevap veriyor, 'efendim ya içinde sivil varsa' diyor. Uludere'de sivilleri terörist diye öldürüyorsun, Göksun'da teröristlere sivil değil diye vurmuyorsun."

Siyasi Partiler Haberleri

Tüm Siyasi Partiler Haberleri