Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika Mustafa Balbay: Cami avlusunda olmak, her kesimle temas kurmak istiyorum

        Kübra PAR - HT GAZETE / PAZARTESİ RÖPORTAJLARI

        kubrapar@haberturk.com

        Nazilli'de sıradan bir sokak, 70'lerden kalma fakir bir apartman dairesi... Bahçeden girerken kocaman bir limon ağacı karşılıyor bizi. Uzak yakın bütün akrabalar toplanmış, 5 yılını hapiste tutuklu geçirmiş Mustafa Balbay'ın eve dönüşünü bekliyorlar. Annesi Melek Teyze ve babası Fevzi Amca ilgiden bunalmış, gereksiz sorulara cevap yetiştirmeye çalışıyorlar. Hava buz gibi, elektrikler kesik. Canlı yayın ekipmanlarının kirlettiği evde heyecandan çok gerginlik hâkim...

        Birazdan geliyor oğul Mustafa. Basının yarattığı sahte gösteri havasıyla, onu gerçekten bağrına basmak isteyen ailesinin samimi duyguları birbirine karışıyor. Kalabalık gittikten sonra arkadaki küçük odaya çekilip iki kanepe bir yüklük arasında konuşmaya başlıyoruz. Bu duygusal atmosferden sıyrılıp, keskin sorular sormaya çalışıyorum.

        Tutuklu geçirdiği 5 yıl onu keskinleştirmemiş, değiştirmiş. "Eski Balbay değilim, köşelerim genişledi. Cami avlusunda olmak, her kesimle temas kurmak istiyorum. CHP'li olarak ‘Vaay başörtüsü nasıl olur! İmam Hatipler çoğaldı' yakınmalarını değil, halkın kucaklanmasını istiyorum artık" diyor.

        Herkes "dışarıda neyi özlediniz" diye soruyor. Tersini sorayım. 5 yıl kaldığınız hapishanede alışkanlık yapan, özlediğiniz bir şey var mı?

        Ruhen özlediğim bir şey yok. Geçmiş olsun diyenlere "geçmiş oldu, artık gelecek olsun" diyorum. Ders çıkarıp, yola devam etmek lazım.

        Tahliye edilmenize bütün partiler destek verdi.Böylesine iyi karşılanmak sürpriz oldu mu?

        İlk konuşmamda sataşırlar sanmıştım. Cevap bile hazırlamıştım ama sataşmadılar! (Gülüyor). AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal "Hayırlı olsun, bu tebriğim grup adınadır" dedi. "Grup adına" sözcüğünü önemsediğimi söyledim. Artık ben de karşıdan ne geleceğini beklemeden meclisteki her kesimle "dik dur, diyalog kur" şiarını benimseyeceğim.

        Tebrik ettiğine şaşırdığınız, ya da etmediği için kırıldığınız biri oldu mu?

        BDP'den pek çok kişi geldi. Zafer Çağlayan alkışladı. "Olması gereken buydu" diye düşündüm. Vecdi Gönül'le karşılaşınca "Sayın Balbay" deyip kucaklaştı, bir sıcaklık oluştu. Ona biraz şaşırdım. Gerçi, sonraki günlerde "bizim sayemizde çıktın, bir teşekkür et bari" diyenler oldu. 4 yıl 9 ay yatmışım, bir de üstüne teşekkür mü edeceğim? Demirel, "senden özür dilenmeli" dedi ama öyle bir beklentim yok.

        Nasıl bu kadar sakin çıktınız?

        "İntikamcı değilim" dememe kızanlar, "bunun hesabını nasıl sormazsın?" diye öfkelenenler oldu. Kendime dedim ki "bu laflara aldırma, fermente et kendini"... Yaşadıklarımı düşmanım dahi yaşamasın.

        "KÖŞELERİM GENİŞLEDİ"

        Tutuklu diğer milletvekilleri için de özgürlük isteyip istemeyeceğiniz merak konusuydu.

        Evet, sadece vekiller değil "Belediye Başkanları da çıkmalı" dedim. Biliyorsunuz çoğu Güneydoğu illerimizden seçilmişti.

        Geçen yıllarda siyasi görüşlerinizde değişiklik mi oldu? Ulusalcı olarak biliniyordunuz, liberalleştiniz mi?

        Gazeteci Balbay olarak kalsaydım ilk savunduğum düşünce kalıplarını bozmadan devam edebilirdim. Ama siyasetçi Balbay olarak fermente oldum. Halkla beraber siyaset yapılması gerektiğini düşünüyorum. Artık caminin avlusunda olmak istiyorum.

        Eski Balbay cami avlusuna karşı mesafeli miydi?

        Olabilir. "Benim düşüncem bu" diyerek tavrını koyabilirdi.

        Bu muhafazakâr kesimle de temas kurmak istediğiniz anlamına mı geliyor?

        Evet, her kesimle temas kurmak istiyorum.

        Şimdiki Balbay, eskisine göre köşeleri daha yumuşamış bir Balbay mı?

        Köşeleri genişlemiş bir Balbay.

        "ANNEMLERİN HAC PARASINI BEN VERDİM"

        Cami avlusu demişken, anne-babanızın Hac fotoğraflarını gördüm. Yengeniz sizi beklerken namaz kıldı. Dindar bir aileniz mi var?

        Evet, tam anlamıyla Anadolu dindarı bir ailem var. Anadolu köylerindeki bütün insanlar gibi benim çocukluğum da dinle barışık geçti. Annemler 1996'da Hacca gittiler. Sembolik olarak paranın bir kısmını ben verdim.

        Sizin dinle ilişkiniz nasıl?

        İslam dinine mensup bir aileye doğdum. Babamın Kur'an okumaktan gözleri bozuldu. "Bu şekilde dindarlığa Balbay kurban olsun" diyorum!

        Dindarlık ailenin siyasi tercihlerine de yansıyor mu?

        Hep bana güvenir, bana sorarlar.

        CHP'li bir aile mi yani?

        Evet, tabi ki...

        "ETİK AÇIDAN ELEŞTİRİLEBİLİRİM AMA YAPTIĞIM GAZETECİLİKTİ"

        Darbeci değilim diyorsunuz ama askerlerle yakın ilişkiler kurmak gazetecilik etiğine ters değil mi?

        Haber kaynağı neresi olacaksa onlarla diyalog kurdum. Bilgisayarlarımda tek bir darbe planı dahi bulunmadı. O günkü siyasal konjonktürde iktidarla askerler arasında gerilim olduğunu gördüm. Sebebi nedir diye baktım ve bunu haber yaptım. "Her şey sütliman, Balbay ortalığı karıştırıyor" gibi bir imaj oluştu.

        Askerlerle gazetecilik sınırlarını aşan bir samimiyet kurmadınız mı yani?

        5-6 gazeteciyle 3-4 asker konuşmuş, ben de bazı notlar tutmuşum. Ben zaten gazetecilik notlarım var diyorum. Başından beri hiç yalan söylemedim. İddianame gelince gördüm ki 8 yıllık notlarımın tümü ayıklanmış, sadece askerlerle ilgili olanlar bir araya getirilmiş. Üzerinde oynamalar yapılmış.

        Belgeleri bir kenara bırakalım. Balbay'ın o günkü zihin dünyasını anlamaya çalışan biri olarak soruyorum; ülkenin gidişatı hoşunuza gitmediği için askerin tavrını ortaya koymasını desteklemiyor muydunuz?

        Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ekolünden gelen biri olarak olabildiğince çok kitap yazma ve haber yapma aşkımdan öte hiçbir amacım yoktu. O dönem yurt dışından gelen gazetecilerin bile en çok görüşmek istediği kişi Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'tü. Ağzından çıkanı herkesin merak ettiği bu adam ne diyor diye baktım. Etik açıdan eleştirilebilirim ama bu bilgileri onlardan almak istedim. Alırken de onlarla yakın diyalog kurdum.

        Bu konuda özeleştiri yapıyor musunuz?

        Ben böyle biriyim, herkesle samimi olurum. O dönem, Zaman gazetesinin Ankara temsilcisi Mustafa Ünal'la bile arkadaştım.

        Askerle yakın olmakla gazetecilerle yakın olmayı bir tutabilir miyiz? Bugün iktidara yakın bazı gazeteciler objektifliklerini yitirdikleri için eleştiriliyor. O gün iktidar odaklarından biri olan askerlere yakın olmanızın eleştirilecek bir tarafı yok mu?

        Yok, çünkü oradan haber almak istiyorsunuz. Bugün bahsettiğiniz gazeteciler, haber almıyor; "her yaptığı doğrudur" diyorlar. Haber değeri taşımayan, manipülatif tek bir manşetimi bulamazsınız.

        "KÜRT MESELESİYLE İLGİLİ ZİHNİYETİMDE BİR GENİŞLEME OLDU"

        Kürt meselesine nasıl bakıyorsunuz?

        Türkiye'de yaklaşık bir buçuk milyon ailede eşler farklı etnik kökenlerden geliyor. Yuva kurup, dostluk kuramıyorsak yuh olsun bize! Kürtlerin yönü Batı'ya dönük. Erbil'de değil Ankara'da olmayı tercih ediyorlar. Çıkış yok, birlikte yaşayacağız. Pek çok Kürt yurttaşın da gördüğü bir gerçek bu. Çözüm sürecinin başlamış olmasını önemsiyorum. Katkım olursa sevineceğim.

        Eski yazılarınızda dağdakilerin siyasete katılmasını tehlikeli bulduğunuzu söylüyordunuz. Fikriniz değişti mi?

        O zaman Meclis'te değildim. Şimdi Meclis'in çok güçlü bir çözüm yeri olacağını düşünüyorum.

        Yani önümüzdeki süreçte PKK'lıların silahı bırakıp siyasete katılması iyi mi olur?

        Evet, siyaseten çözüm aramaya varım.

        Yerel yönetimlerin güçlenmesi ve farklı özerkleşme modelleri konuşuluyor.

        Türkiye haritasını bir tablo gibi seviyorum, böyle kalmasını isterim. Ama birlikte yaşamanın koşullarını yaratamazsak, ruhen ayrışmalar başladıktan sonra huzur olmaz. Ortak paydayı güçlendirecek bir yol bulmalıyız.

        Kürtçe anadilde eğitim konusunda yaklaşımınız ne?

        Bu gibi konularda dikkatli olmak lazım. Kürt sorununu çözeceğim derken Türk sorunu yaratabilirsiniz. Bu coğrafyada barış savaştan daha zor.

        Kafanız biraz karışıkmış gibi geldi bana.

        "Herşeye kafa yordum, elimde reçeteler var" demiyorum. Kürt meselesiyle ilgili zihniyetimde bir genişleme oldu ama devamını herkesle diyalog kurduktan sonra yolda getirmek istiyorum. Altı ay sonra tekrar konuşalım. Benim için de bu daha başlangıç!

        "MERVE KAVAKÇI'NIN HAKLARI VERİLMELİ"

        Başörtülü milletvekillerinin Meclis'e girmesini nasıl karşıladınız?

        Türkiye'nin geldiği noktada bunları tartışmıyor olmayı dilerdim. Ben artık CHP'li olarak "Vaay başörtüsü nasıl olur! İmam Hatipler çoğaldı" yakınmalarını değil, halkın kucaklanmasını istiyorum.

        Merve Kavakçı milletvekili haklarının iade edilmesini istiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

        Merve Kavakçı milletvekili seçildi, haklarını vermek gerekir artık.

        "GELENEKSEL YENİLİKÇİYİM"

        Kendinizi CHP içindeki yenilikçi ve gelenekçi kanattan birine daha yakın hissediyor musunuz?

        Ben geleneksel yenilikçiyim!

        Önümüzdeki süreçte gelenekçileri yenilikçilere doğru itecek bir aktör olarak görebilir miyiz sizi?

        Neden olmasın!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ