Ben “arkeolojik şey”
Canım İlker Yasin’in şu sözlerini hatırlıyorum, “Olmadı, olamadı…” Başbakan geçenlerde, Marmaray’ı gezerken, 2005’ten bu yana ortaya çıkarılan ve İstanbul’un, dolayısıyla da dünya tarihinin yeniden yazılmasına sebep olan tarihi buluntuları “arkeolojik şey” olarak tanımladı.
Ne yalan söyleyeyim, bu söz bana çok dokundu. Devletin üniversitesinde, çalışıp kazandığım bir sınavla, tek isteğim olan arkeolojiyi dört yıl okumuş olmasaydım da yine aynı şekilde bir iç kırılması yaşardım aslında. Dünyanın en eski el yazmaları da, kutsal emanetler de bu işi yapanlar onları ortaya çıkarana kadar toprak altında, öylece duruyordu. Tabi bundan belki bin yıl sonra bugünün dini mabedleri de o “arkeolojik şey”lerden biri haline gelecek yine bu şahane mesleği okuyanlar gidip, onları ortaya çıkarıp, dünya mirasına armağan edecek.
Siyaset bir iştir ama arkeoloji bir meslektir. Siyaseti, ağzı laf yapan, güncele, yakın tarihe ve sosyolojiye biraz hakim herhangi biri yapabilir ama her eline çapa mala alan arkeolojik kazı yapamaz. Yani çatılmadık bir arkeologlar ve bu meslek kalmıştı, o da gündem konusu oldu nihayet.
Üzüldüm, kırgınım, ne yalan söyleyeyim “arkeolojik şey” sözü bana çok dokundu.
Şu günlerde arkadaşlarımla armada geçen diyaloglardan biri:
Behçet: “N’aber arkeolojik şey?
Ben: N’olsun çanak çömlek işte…
Sonuç: Biliyor musunuz, bin defa dünyaya gelsem, bininde de arkeoloji okurdum. O tarz.
Kafka'nın Maymunu
- Yayın Tarihi: 21/05/12 00:17
- [javascript protected email address]
Littera Amor
- Yayın Tarihi: 17/05/12 01:48
- [javascript protected email address]
"Ruh ikizin benim" dedi
- Yayın Tarihi: 15/05/12 14:41
- [javascript protected email address]

