Sosyal Medya 'Hayat Tarzı' Çatışmasını Körüklüyor
Hatırlarsanız İstanbul'da Taksim – Sarıyer seferini yapan 25T'de geçtiğimiz haftalarda bir olay yaşanmıştı. Otobüsün arka tarafında öpüşmekte olan bir çiftle otobüs şoförü arasında tatsız bir gerginlik olmuş, bu çiftin otobüsten indirilmesine ve hatta iddialar o ki darp edilmelerine kadar varmıştı. Daha sonra bu durumu protesto etmek için bir grup Ekşi Sözlük yazarı aynı otobüste toplu öpüşme eylemiyle bastırmıştı. Şimdiyse de karşılıklı gerginlik tırmanıyor gibi, bu sefer de İHL Sözlük'te bir karşı eylem hazırlığı konuşuluyor. Ortalık yerde yapılmasına müsaade edememekten tutun da gerginlik ve provokasyonun hiçbir faydası olmayacağına kadar görüşler dönüyor.
Bu sürtüşmenin yoktan ortaya çıkmadığı bir gerçek.
Otobüste öpüşen gençler ile onlara tepki gösterenler arasındaki çatışma medyanın öteden beri konuştuğu 'yaşam tarzı' ya da 'mahalle çatışması' olgularının somutlaşmış hali. Çoğunlukla gençlerin rağbet ettiği sözlük türü platformlarda da 'kitabın ortasından' konuşmak ve tutum almak itibar gören bir davranış ve maalesef kitabın ortasından konuşmanın faydalı yanları olduğu kadar kışkırtıcı tarafları da var. Medya bu konuyu 'etrafından dolaşarak' konuşuyordu, farklı hayat tarzları, anlayışları arasındaki derin mesafe örneklere ve detaylara girmeden genelleniyor ve üzerinden geçiliyordu. Sözlükçülerin mevzuya eklemlenmesi bu çatışmayı derinleştirir.
Muhafazakar ve dini referans alarak yaşayan toplum kesimi kamusal alanda cinsellik görüngülerinden hoşnut olmaz. Kadın erkek ilişkisini ve dahi her türden cinsel davranışı mahrem bir alana özgüleyerek algılar. Liberal hayat tarzı ise dokunmanın ötekinin gözünden sakınılması korunması gereken bir şey olduğu kanısında değildir. Muhafazakarların 'özel hayat' olarak algıladığı şey ile seküler liberallerin 'özel hayat' anlayışı arasında çok fark var. Bu iki anlayış özellikle metropollerde çok sık kesişiyor, ancak her karşılaşma sorunsuz olmuyor. Farklı hayat tarzlarını ve kültürel kabulleri tartışacak olan köşe yazarları ve sosyal bilimciler ise kendi yaklaşımlarını ortaya koyduğunda çok yoğun ve aşırıya varan tepkilerle karşı karşıya kalıyor. Ben bunu defaatle yaşadım. İki kesmin de kendi yaşam tarzı konusunda çok mutaassıp olduğunu defaatle tecrübe ettim. Ancak üstü örtülünce yok olmuyor , en olmadık yerden yüzeyi yırtıp çıkıyor. Zaten tartışmalı bir konu tartışmalı bir uslup ile dolaşıma girdiğinde ise çatışma anlamlı bir konuşma ve ikna olma eşiğine gelmek yerine daha da derinleşiyor. Bakın şimdi iş buraya kadar geldi. Sözlük gençliği kentlere özgü bir durum olan bu karşılaşmaların altını kalın kalın çiziyor, çünkü onlar politically correct'e de siyasi nezakete de itibar etmiyor, dolaysız ve keskinler. . İster ekşisözlükçü olsun ister ihl sözlüklü, hepsinde aynı eğilim gözlemlenebiliyor, ikonoklast tavırlar ve rencide edici olmaktan çekinmeyen bir uslup. Oysa bu türden hevesler hemen karşıtını yaratıyor, misal öpüşme eylemi çok kışkırtıcıydı ve takke eylemini kışkırtıyor şimdi. ikisi de gereksiz, ikisi de ortak toplumsal normlar konusunda gönüllülüğe dayalı mutabakat imkanını zedeliyor. Ama Öpüşme eylemine yapmayın diyemediyseniz İHL'cilerin eylemine de dur diyemezsiniz. Derseniz, topulumun büyük ölçüde paylaştığı bir hasasiyeti pas geçip , batı tipi liberal hayat tarzı normlarını kayırmış gibi algılanırsınız ki, bu da bir süre derinin altında kalacak sonra yine fışkıracak başka bir tepkinin ekilmesine yol açar.
