Aldat(ıl)mak

08 Şubat 2012 Çarşamba, 03:39:19
Aldat(ıl)mak Sonra Oku

      O parantezin içindeki iki harf, olması ve olmaması durumunda yaşanacak hissiyatın irtifa farkını hak edecek büyüklükte mi bilemiyorum. Ama çoğumuz her iki durumu da yaşıyoruz ve benim bu yazıda derdim aldatılmak kavramıyla.

     Aslında birinin sizin zaafınızdan faydalanıp kredi kartınızı kopyalaması veya ceza sahası içinde kendini yere atan futbolcu da aldatıyor ama başlığı okuduğunuzda hemen hepinizin aklına ilişkiler ve muhtemelen 'körolasıca!' diye adlandırdığınız birilerinin yüzü geldi. Toplumsal statünüze göre gözyaşı, tokat, misilleme, cinayet ve gururla çekip gitme gibi yan etkileri olan aldatılma durumu, benim başıma bir kere geldi. Yazının bu noktasında sinsice sırıtan kadın sayısı iki veya daha fazlaysa bana kısaca ''Safsın oğlum sen'' diyebilirsiniz. En azından gözlerimle şahit olduğum vaka sayısı bir. Yukarıda saydığım yan etkilerden 'gururla çekip gitme' joker hakkımı kullanmış, bir süre Düş Sokağı Sakinleri dinledikten sonra unutmuştum. Hem kadını hem de grubu.

     Başımıza gelmeme ihtimali düşük olan bu acının en büyük sorunu bir süre sonra o acıyı tattıran insana dönüştür. Aldatılan insan genelde karşı cinse ortaokul yıllarındaki gibi bir nefret beslediğinden bir süre hayatına kimseyi sokmaz. Bu arada aldatan taraf, sinsi bir şekilde mesajlarla ve aracılarla pişman olduğunu, Allah'ın belasını vermesi gerekiğini, bir daha sehpaya ayaklarını uzatmayacağını falan söyleyerek geri dönüşüm kutusundakileri masaüstüne aktarmaya çalışır. Bu noktada dirayetli olamayan arkadaşların kafa-duvar ilişkileri oldukça gürültülü olur fakat artık vücut alışır ve ''O'na karşı zzafım var ne yapayım?'' adı verilen bir savunma geliştirir. Genelde bu durum aldatan insanın nikahına kadar sürer (daha fazla sürdürenler bile var ama yuh artık) Cengiz Kurtoğlu bu anların sponsorudur.

     Şimdi ''peki ne yapalım?'' diyeceksiniz biliyorum. Belki aldattıktan sonra ikinci şans verilen ve bunu asla tekrarlamayan insanlar da vardır. Belki hiç aldatmayan insan da vardır. Umutlu olmak lazım. Ve bu yazıyı okuyan her aldatılmış insana karşılık bir aldatmış insan olduğunu da unutmamak gerek. Belki sen de ha?

Burus Vilis

Ozan da okusun

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 15:45
  • [javascript protected email address]
Türkiye'de ilkokul anılarını anlatan hemen herkes okuma-yazmayı normalden erken öğrendiğinden bahseder. Ben de onlardan biriyim. Çok da hatırlamıyoruz aslında ama annelerimiz her muhabbette açıyor bu konuyu. Ve gururla anlatıyorlar. Yaşıtımız birkaç çocuğun anneleriyle...
Devamını Oku

Eski sevgili en yakından sıkar kurşunu

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 15:25
  • [javascript protected email address]
Flörtün karşılıklı ateş etmek olduğunu düşünürüm hep. Platoniklerin heyecandan eli titrer, o yüzdendir karşıdakinin sadece bazen seken kurşunların sesini ancak duyabilmesi. Güzel insanların silahları da güzeldir genelde, attıklarını vururlar. Bu yüzdendir savaşa karşı...
Devamını Oku

Neden merak ediyoruz?

  • Yayın Tarihi: 16/05/12 15:41
  • [javascript protected email address]
Aslında belki de en platonik duygu birini merak etmek. ''Seni merak ettim'' cümlesini sarf ettiğin insanların büyük çoğunluğu bu gizli soru cümlesine ''Neden ki?'' diye aleni bir soru cümlesiyle cevap verirler ve o anki sinirle sebebini anlatmak istemezsin. Asla atamayacağın...
Devamını Oku
Tüm Burus Vilis Yazıları