Kendine iyi bak
Tamam. Ne yapayım? Anneme göre hala sıkı giyinmem, et, bal ve pekmez gibi şeyler yemem lazım mesela. Hiç içki içmemem, sabah erken kalkıp gece de külkedisi tarifesiyle davranmam gerekiyor.
Sonra akşam haberlerini veya herhangi bir sağlık programını izliyorum -ki bazen hangisinin hangisi olduğu karışıyor- 'piyasada satılan' gıdalarla ilgili öyle şeyler söyleniyor ki, anneme söylemeden vazgeçiyorum kendime iyi bakmaktan. İçinde bu kadar ''köy'' ile biten yer olan bu koca metropolün ortasına bir çiftlik kurup 'piyasada satılmayan' ürünler sağlayamam ki. Mustafa Sarıgül'den bana organik tarım yapabileceğim bir kaç dönümlük bir arazi talep etsem, evimin yakınında martıları kovacağım bir tarlam olsa..
Et almak için kasap arıyorum. Marketteki naylona sarılmış ve ışıkla albenisi arttırılmış etlerden almadığım için, Armageddon filminde Bruce Willis'in kendini feda edip göktaşına kafadan daldığı andaki gururdan beliriyor yüzümde. Ama içimdeki ''Tamam da kasaptan alacağın etin sahibi hayvan besi çiftliklerinde suni yemle büyüyor, o Erzurum'da, Muğla'da yediğin etteki kekik tadı asla olmayacak'' sesi hiçbir Hollywood filminde yok. Detone bir ''Kasaptan et almıyor artık kimse'' cümlesi çıkıyor ağzımdan, kasap uzun uzun anlatıyor Vega'dan Serzenişte çalarken.
Annem Gökova'dan kargoyla yemek yolladı. Bugün kendime iyi bakacağım ama yarın kimse ayrılırken bana başlığın temennisiyle gelmesin. Bakamıyorum
Ozan da okusun
- Yayın Tarihi: 22/05/12 15:45
- [javascript protected email address]
Eski sevgili en yakından sıkar kurşunu
- Yayın Tarihi: 19/05/12 15:25
- [javascript protected email address]
Neden merak ediyoruz?
- Yayın Tarihi: 16/05/12 15:41
- [javascript protected email address]

