Yaralı Şifacı
En son keşfedilen gök cisimlerinden biri de Kiron isimli gezegenimsidir. Bu cismin sınıflandırılması ile ilgili farklı görüşler olmasına rağmen (kimileri bir kuyruklu yıldız, kimileri de bir asteroid olduğunu ileri sürmüştür) gücü konusunda şüphe yoktur. İlk kez 1 Kasım 1977’de, Satürn ile Uranüs arasındaki yolculuğunda görülmüştür. Sadece 1977’den beri tanıdığımız Kiron’u tanıyabilmemize yetecek kadar hayatımızda olmadı henüz. Ama Kiron’un, hayatımızın kilit dönemlerinde travmatik olaylarla kaderimizin akışına etki ettiğini bireysel astroloji haritalarımızdaki analizler neticesinde daha net görmekteyiz.
Kiron bir geçiş gezegenidir. Satürn ile Uranüs arasındaki yerleşimi, dünyevi akıldan, evrensel akıla geçişi temsil eder. “Chiron and The Healing Journey” kitabının yazarı Astrolog Melanie Reinhart’a göre Kiron, Balık Çağı’ndan Kova Çağı’na geçişte çok önemli bir rol üstlenmektedir. Zira, bulunduğu 1977 yılından itibaren insan bilincinde önemli açılımlar olmuştur. İçinde bulunduğumuz dönem, Balık Çağı’ndan Kova Çağı’na geçiş dönemidir ve yeni bir tür farkındalığın başlangıcını da müjdelemektedir. 2012 yılıyla ilişkilendirilen ve Yeniçağ’a geçişi temsil ettiği düşünülen Galaktik dizilimin 1980 yılından itibaren oluşmaya başladığının iddia edilmesi, Kiron’u Yeniçağ’a geçişte çok önemli bir anahtar haline getirmektedir.
Mitolojide Kiron
Mitolojide Kiron "yaralı şifacı" olarak tanınır. Kendi yaralarına merhem olamayan, ancak çektiği acılardan edindiği tecrübelerle, diğer insanların kendisi ile aynı acıları hissetmemesi için onlara yardımcı olma temasını içerir. Yunan mitolojisinde, yarı insan yarı at olan (Santor) Kiron’un hikayesi ilginç ve acıklıdır.
Kiron’un annesi Phylria, Kronos (Satürn) tarafından kandırılarak, ondan hamile kalmış bir su perisiydi. O sırada Rhea ile evli olan Kronos, bir anlık bir arzu ile yoldan çıkmış ve evlilik yeminini bozarak kendini bir ata dönüştürüp, Phylria’yı baştan çıkarmış, bu aşk sonucu Kiron dünyaya gelmişti. Doğum yaptığında bebeğinin yarı at, yarı erkek olduğunu gören Phylria büyük bir şok yaşamıştı. O kadar korkmuştu ki, tanrılara kendini bir ağaca dönüştürmeleri için dua etmiş, dileği kabul olmuş ve çocuğunu bir mağaraya terk etmişti. Ancak Kiron ölümsüz olduğundan, bu mağarada hayatına devam etmiş; resmi olmayan bir babası, kendisini terk eden bir annesi ve çok farklı bir dış görünüşü olmasına rağmen hayata tutunmuştu.
Şanssızlık bununla da bitmiyordu. Başına gelen bir kaza, onun hayatı boyunca yaralı kalmasına ve acı çekmesine sebep olmuştu. Yunan Mitolojisi’ndeki büyük kahramanlardan biri olan Herakles, santorlarla (Yunan mitolojisinde, bedenlerinin üst kısmı insan, alt bölümü at şeklinde olan yaratıklar) giriştiği bir kavgada, kaza ile bir köşede üzgün duran ve kavgaya hiç karışmayan Kiron’u da yaralamıştı. Kiron’un yarasını tedavi etmek için bir mağaraya çekilip, türlü ilaçlar yaptığını duyan insanlar ona geldi, yardım istedi. Geliştirdiği ilaçlarla herkesin derdine deva oldu; ancak bir türlü kendi yarasını asla tedavi edemedi. Ölümsüz olduğundan, bu yaranın acısını ömrü boyunca çekeceğini biliyordu. Bu olaylar esnasında başka bir yerde, Olimpos’ta, tanrılardan ateşi çalıp dünyaya getiren ve bu sayede insanoğlunun ısınabilmesi ve aydınlanabilmesini sağlayan Promete, tanrılar kralı Zeus tarafından sonsuza dek bir kayaya zincirlenme cezasına çarptırılmıştı. Zeus’un görevlendirdiği bir akbaba, her gün Promete’nin bağırsaklarını ve karaciğerini yemekte, ama bu organlar her gün yenilendiğinden, Promete bu acıyı her gün yaşamaktaydı. Bunu duyan Kiron, Zeus ile Promete’yi serbest bırakması ve ateşi insanlığa geri vermesi karşılığında kendi ölümsüzlüğünden vazgeçmek üzere pazarlık etmiş, böylece insanoğlunun aydınlanması için kendini feda etmişti.
Mitolojide Kiron, en yüksek değerlerin öğreticisi olarak kabul edilir. Kendisi müzik bilgisini, savaş ve av sanatlarını, her türlü yaralara karşı merhemlerin, iyileştirici otların kullanımını, tıbbı, cerrahlığı, iyi ahlakı ve türlü erdemleri öğretiyordu. Mitolojinin tüm kahramanları Kiron tarafından inisiye edilmişti ve Kiron’un bilgeliği sayesinde bu kahramanlar her sınavı kazanabilme ve hükümranlık kurabilme yeteneği elde ettiler ve kendilerini tanıttılar. Ama Kiron için tanınırlık ve şöhret önemli şeyler değildi. Spiritüel bir savaşçı olan Kiron, birçok Yunan mitinde övünmeyen bir kahraman olarak yer alır.
Kiron’la sembolize edilen etkinin ana temasında, doğa ile kurulan bağın yüce bir bağ olduğunu bilme özelliği vardır. O, doğanın içinde yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir varlıktı. Kiron’un mesajı, bünyesinde bizler için gerekli her türlü bilgiyi barındıran doğaya yönelmemizdir. Eğer içinden geçmekte olduğumuz bu süreçte, doğaya yönelir, onu korur ve ona daha fazla uyum sağlarsak, nasıl işlediği konusunda daha fazla bilgili olabilirsek, sadece doğanın gizemli okulunda bize öğretilen, duygulara dayanan sezgileri göz ardı etmez doğru kullanırsak, kendi yaralarımızı daha kolay sarabiliriz. Bu konuda farkındalık kazanmak ve şifalanmak için astroloji haritasında Kiron’un yerleşimi hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.
Astroloji Haritamızın Anahtarı Kiron
Gezegenler birer semboldür ve insanlığı, kolektif bilinçte gelişim sağlayacak kavramlar konusunda uyandırıcı olma işlevleri vardır. Şüphesiz, değişimi yaratacak olan gezegen değil, onun sembolik anlamını çözecek olan insanoğlunun kendisidir. Bu önemli geçiş sürecinde dış faktörlerin yanı sıra, bizim rolümüzün ne kadar önemli olduğunu anladığımızda Kiron’un her birimiz için birer mihenk taşı olduğunu görürüz. Kiron, haritamızdaki yerleşimiyle, bireysel olarak bizlerin de bu geçişe hazır olmasını ve katkıda bulunmasını ve katkıda bulunmasını sağlayacak ipuçları sunar.
Kiron’un astroloji haritalarımızdaki yerleşimi, hayat hedeflerimizi gerçekleştirirken bizi en çok yaralayan alanların neler olduğunu gösterir. Ama Kiron’un haritamızdaki yerleşimi sadece bununla, ya da bazılarının ifade ettiği gibi “İyileşmeyen yaralarımızla” sınırlı değildir. Haritamızda Kiron’un yerleşimi diğer insanlara neler öğretebileceğimizi, onlara hangi alanlarda yardımcı olabileceğimizi, başkaları adına neleri iyi yapabileceğimizi de gösterir.
Kendi zayıflıklarımız, yaralarımızdan edindiğimiz tecrübeleri, başkaları yararına nasıl kullanabileceğimizi öğrenmemizi, diğer insanlara neyi nasıl yapacakları konusunda yol gösterebileceğimizi de bize gösteren yine haritamızdaki Kiron’dur. Onun haritalarımızda bize işaret ettiği temalar, bizim öğrenmemiz gereken dersleri ve yönelmemiz gereken iç hedeflerimizi gösterirler. Astrolojik sembolüyle de özdeşleştirilmiş anlamıyla Kiron, haritamızın anahtarı konumundadır. Önemli olan bu anahtarın varlığını fark etmek, daha önce göremediğimiz “kör nokta”mızı görmemizdir. Bu sayede kaderin kontrolü altındaki yaşamımızı, yazgımızı gerçekleştirdiğimiz bir yaşama döndürebilme, yaralarımızı şifalandırabilme şansı yakalarız.
19 Şubat 2012 Pazar günü 15:00-17:30 saatleri arasında Astroloji Okulu’nda düzenleyeceğim workshop’ta Kiron hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra, katılımcıların kişisel doğum haritaları üzerinden değerlendirmeler yapacağım. Ayrıca Kiron’un kaderimizi yaşamamız veya yazgımızı gerçekleştirmemiz konusunda ne kadar önemli bir işlev gördüğünü ve bu konuda bize özel ne türde ipuçları verdiği konusunda bilgiler paylaşacağım. Seminer hakkında detaylı bilgi almak için aşağıdaki linki takip edebilirsiniz.
http://www.onerdoser.com/HD209_astroloji-workshop--haritanizda-kiron.html
Öner DÖŞER
15 Şubat 2012, Çarşamba
ASTROLOJİ OKULU, Caddebostan
MAKSİMUM: Hazır mısınız?
- Yayın Tarihi: 22/05/12 16:15
- [javascript protected email address]
İkizler’de güneş tutulması bizi nasıl etkileyecek?
- Yayın Tarihi: 20/05/12 20:21
- [javascript protected email address]
21 Mayıs Haftası-Güneş Tutuluyor!
- Yayın Tarihi: 20/05/12 10:29
- [javascript protected email address]

