"Benim akıllı kızım!"
Her özel gün benim için bir bahaneydi... “Yemez yedirir giymez giydirir...” havasında şiirlerim ve akrostişlerim için her özel gün yeni bir bahaneydi.
“Anneee, yılbaşı mı geldi?” “Evet kızım yarın yılbaşı”. Koşa koşa kağıt kalem bulur otururdum başına. Kaşlarımı çatıp (hala ciddiye aldığım bir iş yaparken kaşlarım çatılır) masaya oturur en yaratıcı şiirimi o yıl da en yakın arkadaşım olan annem için yazabilmek çabasına girişirdim.
Bilirdim ki o elim kadar kağıda eciş bücüş harflerle yazdığım şiiri yüksek sesle okuyacak, sarılıp beni bir güzel öpecek ve dolan gözlerini gözlerime kilitleyip başımı okşayarak “Benim güzel, akıllı, yetenekli kızıım” diyecek.
Bütün bu ritüelin en kıymetli anlarından biri de gelip çatacaktı... Annem ona verdiğim o şiirin arkasına tarih düşerek en özel anılarının arasına saklayacaktı. İşte o zaman tamamdı! Başarmıştım. Gurur duyabilirdim kendimle. Annemin beni önemsediğini biliyordum.
Dünyanın en önemli şeyi, kaç yaşında olursak olalım önce anne babamız tarafından önemsenmek, sevilmek ve dikkate alınmak değil mi? Sanırım ben hep şanslıydım :) Dua edin de uzuuuuun seneler de hep böyle şanslı olayım.
Kapak bu mudur?
- Yayın Tarihi: 24/05/12 12:57
- [javascript protected email address]
bize temiz bir dayak lazım
- Yayın Tarihi: 19/05/12 18:23
- [javascript protected email address]
Olan var olmayan var...
- Yayın Tarihi: 15/05/12 12:28
- [javascript protected email address]

