Acıları kardeş yapmadan ortak düşünce yaratılamaz!
Söz Sende'de bugün gazeteci-yazar Umur Talu ile beraberdik. "Bedelli Gazetecilik" adlı son kitabı üzerinden, gazetecilik mesleğini, Türkiye'de medyanın durumunu ve gündemdeki başlıkları konuştuk.
Umur Talu, “Yazılar benim ama kitap İsmail Sert'in eseridir, ben bir satırına bile karışmadım” dediği, medya analizi yazılarından oluşan kitabı “Bedelli Gazetecilik” hakkında şunları söyledi: "Dört ayrı gazetede yazdığım yazılar var. Kitap basıldıktan sonra utanacağım bir şey var mı diye baktım ama utanacağım hiçbir şey çıkmadı kitabın içinden ve bu yazılar bana moral verdi."
Uzun yıllar medya sektöründe çalışan Umur Talu, gazetecilik mesleğine dair ilginç anılarını paylaştı. Talu, şöyle konuştu: "Mesleğini, işini seven insanlarla çalıştım. Daha gazeteci olmadan aynı sitede aynı mahallede onlarla büyüdüm. Benden daha genç ve benden daha yaşlılarla bir sürü iyi şeyler yaptık. Bireysel bir birçok hata yaptım ama düzgün işler yapmaya uğraştım ve geriye baktığım zaman hiçbir pişmanlığım yok. Genelde bakış açım özünde aynı yerde kalmış ama olaylar değişmiş. "
Umur Talu, bir gazeteci için işinden kovulmanın nasıl bir şey olduğundan da bahsetti: "Mesela kovulduğum bir gazeteyle ilgili hiç yazmadığımı gördüm. Ben mühim değilim ama benim kovulduğum sıra Milliyet'in neredeyse kuruluşundan beri orada olan Zeynep Oral, Turan Selçuk, Bedri Koraman kovulmuştu. Çok ağır birşeydi.. Bu insanlar öylesine sanki hiç orada yokmuşlar, orada olmamışlar, onca sene yaşamamışlar, oraya katkıda bulunmamışlar gibi püf diye gittiler.. O koca çınarlar püf diye, bir yaprakmış gibi koparıldılar. Bu çok ağrıma gitmişti benim ve daha da ağrıma giden, orada başka bir sürü ünlü gazeteci vardı bir satır yazmadılar... Onlar için en azından üç kelime etmeliydiler. Esas gidenler için değil kalanlar için rehinelik durumu oluşur. Sadece doğru bildiğini yazarak, çekinmeyerek, vicdanın sesini dinleyerek bunu atmaya çalışırsın. "
Gündemdeki son gelişmeleri de değerlendiren Talu, "Türkiye'de acıları kardeş yapmadan ortak bir düşünce yaratılamaz. Ölmüş insanı suçlu çıkaran bir mekanizma var. Halbuki devletler de insanlar gibi zaman zaman utanma ve özeleştiri üzerine tarih yazabilirler yani devletler sadece gururla, hatasızlıkla, büyüklükle anılamaz.. Sadece sizi rahatsız eden geçmişle hesaplaşma olmaz." diye konuştu.
Etyen Mahçupyan : Cemaat Ergun Babahan'ı Affetmez!
- Yayın Tarihi: 22/05/12 21:54
- [javascript protected email address]
Cemalnur Sargut : Başımı örtmüyorum çünkü...
- Yayın Tarihi: 21/05/12 21:45
- [javascript protected email address]
Arif Sağ:Oteli Yakacaklarını Hiç Düşünmedik"
- Yayın Tarihi: 18/05/12 22:47
- [javascript protected email address]

