SIRRI GEÇMİŞ ZAMAN
Şimdiki zaman
“Ben küçüğüm mağrur sevgilim,
küçüğüm ben.
İhtiyarlamışım erkenden.”
Babam bir şiirinde böyle yazmış.
Bir sır gibi tuttuğum dizelerdir bunlar kalbimde.
Sır tutmak bir marifet gibi şimdiki zamanda.
Bir yazar belki insanlar içinde en çok sır taşıyandır.
Nazilli’de o çok uzun ömürlü insanlar,
onca sırla ne yaparlar, nasıl yaşarlar
bunu hiç bilemem.
Sır bin notayı eş zamanlı üfleyen bir kaval,
anda sıkışmış bir mevsim.
Dünyanın en güzel fotoğraflarını görmüş olmasam,
bir fotoğrafla onca şey anlatılabildiğine tanık olmasam,
ne bileyim Saner Şen’i, Fatih Pınar’ı ya da Turgut Tarhan’ı hiç tanımasam,
hiç görmemiş olsam onların fotoğraflarını,
belki başka olurdu.
Daha az sır bilirdim belki olmasaydı onlar.
Ve bir yandan,
ve bütün bunlar olurken,
Yezidiler ateşin karşısına geçip dua eder.
Di’li geçmiş
Sırra vakıf olanın haline yazık.
Tanıştıktan çok kısa süre sonra
-mesela bir saat-
bana hayatında kimseye anlatmadığı sırlarını döken onca kadın, onca adam.
Aldım, sakladım.
Bizde sır tutmasını bilmeyenin cezası yalnızlıktı.
Bunu bildiğimden muhafaza ettim.
Ne yalan söyleyeyim usanmadım,
isyan da etmedim.
Sırlarla büyüdüm.
Ve bir insan,
ellerini göklerde bir yerlere açıp
-yani çanak anteni konumlandırır gibi-
doğru açıyı bulunca başlar içini dökmeye.
Tanrı sırların serbestçe dolaştığı bir coğrafyadır.
Özgür topraklar da denir buna kimi zaman.
Miş’li geçmiş
Sormazlar öncesinde,
sana bu sırrı vereyim mi,
sende kalsın ister misin diye.
Sır gelişine vurulmuş bir top gibi,
cam da kırabilir,
insanın ağacına da takılıp kalabilir.
Sırrın doğasında bir patavatsızlık vardır,
bin yaşında bir ağacın
birkaç saniyede büyümesini görmek zorunda kalırsınız.
Bir masalın içinde oluruna bırakamadığımız her şey gibi
sır kendini tutmasını bilse,
bize ihtiyaç duymaz aslında.
Ve aynı anda,
dünyanın bütün babaanneleri
evvel zaman içinde diyerek
bir masalı başlatır.
Geniş zamanın hikayesi
Bütün zamanlar içinde, pek sevgilidir.
“Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı,
bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.”
Diyor Sabahattin Ali “Öyle Günler Gördüm Ki” şiirinde.
Sırdan ders çıkarılmaz,
tarihlenemeyen bir anıt mezar gibi durur
kendini içine gömmekten başka çare bulamazsınız.
Böylece ölümünüz bir milat, bu milat da başlangıcınız olacaktır.
Sır, gerçeğin önünde bir gizli örgüt gibi
her gün bombaladığı yerlerin karşısına geçip bir sigara yakar.
Dumanaltı eder ortalığı,
bana sır vermeyin demiyorum,
sırlarda yeni bir şey yok, onu diyorum.
Ve uçan arabalar düşlerken birileri
naylonu üstünde yepisyeni bisikletini görünce sevinen çocuklar
bir yerlerde üşüyor olmalı şimdi.
*
Fotoğraf: Dikla Kadosh
Kafka'nın Maymunu
- Yayın Tarihi: 21/05/12 00:17
- [javascript protected email address]
Littera Amor
- Yayın Tarihi: 17/05/12 01:48
- [javascript protected email address]
"Ruh ikizin benim" dedi
- Yayın Tarihi: 15/05/12 14:41
- [javascript protected email address]

